ALKALİ SUYUN FAYDALARI

Alkali suyun faydaları aynı zamanda bu su iyonize ise saymakla bitmez. Normal suyun bile hayatımızı devam ettirebilmek için gerekliliğin yanında vücudumuz için birçok faydası mevcuttur.

Suyun faydalarını artırabilmek için içtiğimiz vakitler ve miktarları çok önemlidir. Güne başlarken aç karnına su içmek çok önemlidir. Gece boyunca vücudumuzdaki organlar dinlenirken toksik atıklar ve serbest radikaller vücudumuzda açığa çıkar. Bunları sistemimizden hızla uzaklaştırabilmek için aç karnına sabah uyanır uyanmaz tabiri caizse metabolizmamız çalışmaya başlamadan içeceğimiz iki bardak su toksinleri vücuttan uzaklaştırmak için çok faydalı olacaktır. Aynı zamanda gece yatmadan önce içeceğimiz bir-iki bardak su da vucüttaki toksinleri dışarı atmak için metabolizmamızın hazırlık yapmasına yardımcı olacaktır. Yatmadan önce içeceğimiz bir iki bardak su vucüdumuzun sıvı oranını artıracağı için kalp krizi ve felç geçirme riskini de önemli ölçüde düşürecektir. Bu bakımdan güne başlarken ve gün sonunda yatmadan önce muhakkak su tüketme alışkanlığı kazanmamız sağlığımız için oldukça faydalı olacaktır. Sadece bu küçük alışkanlık cildimizin güzelleşmesine, toksinlerin vücuttan kolaylıkla atılımına, bağışıklık sistemimizin güçlenerek hasatalıklara karşı direnç kazanmamıza yardımcı olacaktır. Yalnız sabahları uyanır uyanmaz su içtikten sonra 30-45 dakika boyunca hiçbirşey yememeye dikkat edilmelidir. Bu şekilde serbest radikallerin vücuttan uzaklaştırılması daha kolay gerçekleşmektedir. Bu uygulamayı öğünlerden önce yemek yemeden en az 30-45 dakika önce bir iki bardak su tüketmeyi alışkanlık haline getirmek sindirim sistemini rahatlatacağı gibi yiyeceklerdeki zararlı etkenlerin de çabucak ayrıştırılmasını sağlayacaktır.

Spor yapmadan önce ve spor yaparken su tüketmenin son derece büyük faydası vardır. Özellikle sporcular için alkali iyonize su tüketmek vazgeçilmez olmalıdır. Nedenine gelince hayatımızı devam ettirebilmemiz için gerekli olan oksijen yani nefes alışımızla vücuda almış olduğumuz havadaki oksijenin %2'si aktif oksijen haline dönüşmektedir. Aktif oksijen son derece zararlı olup vücudumuzdaki hücrelerden elektron çalarak hücre yapısını bozabilme kabiliyetine sahiptir, ve zayıf olan organlara hücum ederek hastalıklı hücreler oluştururlar. Sporcularda ise egzersiz yaparken soluduğu havanın %20'si gibi oldukça yüksek bir değerde aktif oksijene dönüşüm olmaktadır. Sporcular dengeli beslenme ile bu aktif oksijenin zararlarını elimine edebilmektedir. Bir sporcunun vücudundaki aktif oksijene karşı savaşacak antioksidanlar normal insanlara göre çok daha fazladır. Alkali iyonize suda ise ekstra çok fazla miktarda aktif oksijenleri ve diğer serbest radikalleri nötralize edebilecek bol miktarda negatif elektron ve hidrojen iyonları mevcuttur. Bunlar bir asker gibi vücutta serseri mayın şeklinde dolaşan zararlı toksinleri etkisiz hale getirirler. Bir sporcunun enerji veren içeceklerden çok daha fazla alkali iyonize suya ihtiyacı vardır ve bunun faydasını muhakkak görür.

Banyo yapmadan yarım saat önce içilen su tansiyonu düzenleyerek banyo esnasında toksinlerin vücuttan atılımını kolaylaştıracaktır. Ayrıca banyo yaptıktan sonra içilen su da kaybedilen sıvı miktarını dengeleyecektir. Bu bakımdan duş almadan önce ve sonra muhakkak alkali su tüketilmesi tavsiye edilir. 

Alkali iyonize su emziren annelerde süt üretimini ve kalitesini artırır. Hamilelerde ise bebeğin içerisinde bulunduğu amnio sıvısı her 3 saatte bir yenileneceği için bu dönemde su tüketimi çok önemlidir. Doktorlarda hamilelik döneminde bol su tüketilmesini tavsiye etmektedir. Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin cinsel birleşmeden önce içecekleri alkali iyonize su xy kromozomlu spermlerin yaşama şansını daha fazla artıracağı için yumurtayı dölleyen spermin y kromozomlu olma olasılığı arttırdığından erkek bebek olma olasılığını artırdığı söylenilmektedir. Erkek bebek isteyen çiftler için alkali su içmenin olasılığı artıracağını söyleyebiliriz. 

Alkol asidik özelliktedir, aşırı alkol tüketimi vücudun ph dengesini altüst ettiğinden dolayı son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir. Alkol tüketmeden önce alınan alkali iyonize su vücudun Ph seviyesini korumasına yardımcı olur. Aşırı alkol tüketiminden sonra sabah korkunç bir başağrısı ile uyandığınız vakit ph değeri yüksek birkaç bardak alkali iyonize su tüketmeniz başağrılarınızın hafiflemesine ve kendinizi çok daha çabuk bir şekilde toparlamanıza yardımcı olacaktır. Akşamdan kalma sendormunu bu şekilde çok daha hızlı olarak atlatabilirsiniz, tabiki tavsiyemiz hiçbir zaman akşamdan kalacak kadar alkol tüketmemeniz şeklindedir.

Alkali iyonize su içerisindeki çözünmüş oksijen normal sulara göre 2-3 kat daha fazladır. Alkali suyun mikro moleküler yapısı vücutta mükemmel bir şekilde hidratasyon sağlayarak hücrelerin su ihtiyacını giderir. Alkali su cildin anti-aging etkisiyle cidi güzelleştirerek gençleştirir. Alkali su vücutta dengeyi sağlar, zayıflamak isteyenler için kilo vermelerine yardımcı olur. Alkali su içerisindeki iyonik kalsiyum yağların yakılmasını kolaylaştırır. 

Alkali iyonize su içmek günden güne bağışıklık sistemini güçlendirir. Çünkü alkali iyonize su içerisinde bol miktarda negatif elektron ve hidrojen iyonları mevcuttur. Hidrojen bilinen en mükemmel antioksidan maddedir. Yiyeceklerde ve içeceklerde mevcut olan antioksidan maddeler fazlaca alındığında vücuda zararları olabilmektedir. Elektronlarını verdikten sonra kendileri de serbest radikal haline dönüşebilmektedir. Oysaki hidrojenin böyle bir durumu söz konusu değildir. Hidrojen serbest radikalleri nötralize ederek vücuttan uzaklaştırır ve kendisi serbest radikal hale dönüşmez. Su içerisindeki iyonize haldeki bol miktardaki hidrojen iyonu sağlığımız için son derece yararlıdır. Alkali iyonize suyun etki etmediği organ yoktur. Birçok rahatsızlığın temelinde serbest radikallerin hücre yapımızı bozması yatar. Alkali iyonize su bu serbest radikallerle savaşacak bol miktarda savaşçıya sahiptir. Kanser, astım, hipertansiyon, diyabet, kabızlık alerji gibi rahatsızlıkların tedavilerinde alkali iyonize suyun antioksidan özelliği kullanılmaktadır. Bu suyu tüketerek bu tip rahatsızlıklara karşı önlem alınabileceği gibi hasatalıkların tedavisine olumlu katkılarda bulunabilmektedir. 

Özetleyecek olursak,

Alkali suyun faydaları

  • Vücudumuzun asit-alkali dengesini korumasına yardımcı olur

  • Zayıflamak isteyenler için sağlıklı bir şekilde kilo veriminine yardımcı olur.

  • Vücuttaki serbest radikal ve toksinleri uzaklaştırır

  • Bağışıklık sistemini güçlendirir

  • Kanser, astım, hipertansiyon, kabızlık, diyabet, alerji  gibi rahatsızlıkların tedavilerine yardımcı olur

  • Aşırı alkol tüketiminin olumsuz etkilerini giderir.

  • Hücrelerimizin suya doygun halde kalmalarına yardımcı olur

  • Mükemmel bir antioksidandır

  • Cildin tazelenmesine, güzelleşmesine ve nemlenmesine yardımcı olur

  • Anti-aging etkisi yaratır

  • Alkali su içerisindeki çözünmüş oksijen normal sulara göre 2-3 kat fazladır

  • Sporcular için aktif oksijenin olumsuz tesirini yok eder

 

 

Alkali su bebeğin cinsiyetini belirler mi?

alkali su içenler erkek bebek sahibi oluyorSon yıllarda yapılan araştırmalar alkali su içen çiftlerin erkek bebek sahibi olma olasılığını artırdığı gözlenmiştir. Özellikle uzakdoğu ülkelerindeki erkek bebek sahibi olma arzusu ordaki insanları erkek bebek sahibi olmak için neler yapılması gerekir sorusunu araştırmaya itmiştir. Geleneksel çin tıbbında erkek çocuk sahibi olma olasılığını artırmak için bir çok yöntem vardır. Bunların çoğunluğu beslenme ile alakalıdır. Hayatımızın kaynağı olan su da erkek ya da kız çocuğu sahibi olmak isteyenler için belirleyici bir unsurdur. Suyun PH seviyesinin yüksek olması ve içerdiği bol miktardaki negatif iyonlar ve çözünmüş oksijen seviyesi, iyonik kalsiyum, magnezyum gibi alkali minerallerin bol miktarda bulunması erkek çocuk sahibi olma olasılığını artırırken, tersine PH seviyesinin düşük olması yani suyun asidik karakterde olması negatif iyon, çözünmüş oksijen ve minerallerin az miktarda bulunması kız bebek sahibi olma olasılığını artırmaktadır. Yalnız bütün bunlar bir olasılıktan ibarettir, kesin garanti sonuç vermez. Spermler alkali, vajina ise asidik bir ortamdır. PH seviyesi yüksek bir su tüketmek vücudun alkalinitesini etkilediği gibi vajinanın da ph düzeyini etkiler. Erkek kromozomu taşıyan spermler vajina içerisinde hızlı hareket ederler buna karşın kız kromozomu taşıyan spermler vajinada yavaş hareket ederler. Erkek kromozomlarını taşıyan spermlerin alkali ortama yatkınlığı, kız kromozomları taşıyan spermlerin asidik ortama yatkınlığı dayanıklılık açısından kız kromozomu taşıyan spermleri daha ön plana çıkarmaktadır. Böylelikle aradaki bu fark elimine edilmiş olur. Ancak PH seviyesi yüksek suların tüketilmesiyle vajinal ortamın PH seviyesinin yükseltilmesi erkek kromozomu taşıyan spermlere ekstra bir avantaj sağlar. Böylelikle erkek kromozomu taşıyan sperm hücrelerinin yumurtayı dölleme olasılığı artmış olur. Son yıllarda Güney Kore, Taiwan, Japonya, Çin gibi uzakdoğu ülkelerinde alkali iyonize su üreten cihazların yaygın olarak kullanılmaya başlaması erkek çocuk nüfusunu önemli oranda artırmış olup ilerisi için sorun teşkil edip etmeyeceği tartışma konusu olmuştur. Ancak milyarlarca spermin yumurtaya varış yolculuğu meşakkatli bir şekilde gerçekleşmekte ve sonuçta en iyiler ve birazda şansı olanlar yumurtaya varabilmektedir. 

alkali su içen herkes erkek bebek sahibi olabilirBebek cinsiyeti belirleme konusunda teknolojinin ilerlemesi ile %100'e yaklaşan metotlar geliştirilmiş, hatta sperm hücreleri kontrol edilerek suni dölleme metoduyla istenilen cinsiyette bebek sahibi olma şansı doğmuştur. Ancak bu bana göre bir nevi doğaya müdahale etmektir. İnsanoğlu çeşitli zamanlarda doğaya müdahale etmiş ve sonuçlarını kötü bir şekilde görmüştür. Ekosistemde herşey bir denge üzerine kuruludur. Bu sisteme dışarıdan müdahale etmek tahmin edilemeyen sonuçlar doğmasına yol açabilmektedir. Tarımsal amaçlı olarak zararlılarla mücadele için zararlıların düşmanlarının o bölgelere yerleştirilmesi ve çoğalmalarının sağlanması ekolojik dengenin bozulmasına ve geri dönülemez başka problemlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu tip işlemlerin kontrollü bir şekilde simülasyon programları geliştirerek uygulanması gerekir. Doğadaki erkek ya da kız nüfusunun kontrolsüz bir şekilde artması tahmin edemeyeceğimiz problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. İnsanların çoğunluğunun erkek çocuk istemesi ve bu tip cinsiyet belirleme çalışmaları erkek nüfüsunun artması tersi olarak da popülasyondaki kadın nüfusunun artmasına neden olup çeşitli kaoslarla birlikte bir karmaşa ortamı ve insanlığın sonunun gelmesine bile neden olabilir görüşündeyim. Erkek ya da kız çocuk olsun doğanın dengesi içerisinde müdahale edilmeden geliştiği sürece insanlığın daha ileri seviyelere ulaşacağı kanaati içerisindeyim. Önemli olan soyun devam etmesi, erkek ya da kız olmasının öneminin olmaması gerektiğine inananlardanım. Ekolojiye bilmeden yapacağımız her müdahale tahmin edemeyeceğimiz sonuçlar doğurabilir, bu konuda dikkatli ve duyarlı olmalıyız. Alkali iyonize su içmenin erkek çocuk sahibi olma olasılığını artırdığı yönünde çalışmalar vardır ancak bunlar kesinlik içermemektedir. Vücudun anatomisi bakımından kişinin beslenme alışkanlıkları da büyük önem arz etmektedir. Bu konuda çiftlerin erkek çocuk sahibi olmaları için alkali iyonize su içmeleri gerektiği yargısına kapılmak bana göre yanlıştır. 

 

Akvaryum su arıtma

Akvaryum su arıtma konusunu iki ana başlıkta inceleyebiliriz. Birincisi akvaryum içi su arıtma (mekanik, biyolojik arıtma) ikincisi ise akvaryuma konulacak suyun elde edilmesi için yapılan arıtma işlemidir. 

Akvaryum içi arıtma iç ve dış filtreler vasıtası ile yapılmaktadır. Akvaryum tankının hacmine göre çeşitli ebatlarda olan iç ve dış filtreler çeşitli debilerde suyu çevrim yaparak mekanik ve biyolojik arıtma gerçekleştirmektedir. Balıkların sağlıklı yaşayabilmesi için akvaryum suyunun temiz ve doğadaki şartlara yakın olması gerekmektedir. Akvaryumlarda karşılaşılan en sık problem çözünmüş oksijen eksiklidir. Fanus gibi havalandırma yapılmayan akvaryumlarda çözünmüş oksijen problemi oldukça sık yaşanır ve bu tip akvaryumlarda sık su değişimi yapılması gerekir. Akvaryum suyu içerisinde çeşitli görevleri bulunan faydalı bakteriler de yer almaktadır. Bu bakterilerin kaybolmaması için akvaryum temizliği asla komple bir şekilde yapılmaz. Yapılan en yaygın yanlış uygulama balıkların bir kovaya alınıp, akvaryum tankının tepeden tırnağa temizlenmesidir. Buradaki faydalı bakteriler yok olup tekrar aynı ortamın sağlanması için uzun süreler beklenmesi gerekebilmektedir. Bu süre zarfında balıklar adapte olamayıp ya da zararlı bakterilerin baskın gelip çoğalması sonucu ortam habitatı değişip balık ölümlerine rastlanabilmektedir. 

Akvaryumda su arıtmayı sağlayan iç filtreler genelde sünger yapıda olmaktadır. Su çevrimi sağlayan motor akvaryum suyunu sürekli olarak filtre ederek kirliliklerden arınmasını sağlar. Sünger kaba partikülleri tuttuğu gibi bakterilerin üremesi için de uygun bir ortam oluşturur. Burada konumlanan bakteriler fazla yemleme ve balık dışkılarındaki amonyak nitrat gibi zararlıları azota dönüştürerek doğada gerçekleşen azot döngüsünü hızlı bir biçimde sağlar. Filtre suyu verirken aynı zamanda havalandırarak verir böylece çözünmüş oksijen seviyesinin de düşmemesi sağlanmış olur. Zaman içerisinde doygunluğa ulaşan filtre temizlenmeli belli periyotlarla da dip çekimi yapılarak akvaryum suyu tazelenmelidir. Dip çekiminin 1/3 oranını geçmemesine dikkat edilmelidir. Akvaryum içerisine konulan su bol oksijenli, taze, yabancı maddelerden arınmış ve klorsuz olmalıdır. Su sıcaklığı da akvaryum suyu sıcaklığına yakın bir değer olmalıdır. 

Dış filtreler akvaryum suyunu arıtmada büyük tanklarda tercih edilmektedir. Büyük tanklarda su değerlerini sağlamak küçük tanklara göre nispeten daha kolay olmaktadır. Dış filtreler katmanlı yapıları ile çok daha spesifik bir arıtma gerçekleştirirler. Seramik, bioball, substrat, siporax, matrix, aktif karbon, zeolit, sünger, elyaf gibi malzemeler dış filtrelerde kullanılmaktadır. Değişik amaçlar için bu filtre malzemeleri farklı kombinasyonlarda kullanılabilmektedir. Aktif karbon akvaryum içerisinde ilaçlama yapıldığı zaman ilacın etkisini gösterip işlevi bittikten sonra zararsızca sudan alınması için kullanılır. Balıkların ihtiyaç duyduğu temiz su değerlerine kısa sürede şok altında kalınmadan geçiş yapılmış olur.

Akvaryuma temiz su elde etmek için de su arıtma sistemlerinden faydalanılır. Şehir şebeke suları klor içerdiğinden dolayı balıklar için son derece zararlıdır. Su değişimleri direk şehir şebeke suları ile yapıldığı vakit ani balık ölümleri dahil çeşitli hastalıklarla mücadele edilmek zorunda kalınabilir. Şehir şebeke suları dinlendirilerek verilmesi muhtemel kirliliklerin önlenmesi için su arıtma filtrelerinden geçirilerek akvaryum tankına dolum yapılmalıdır. Akvaryumlarda kullanılan en sık filtre sistemleri spun sediment filtreler ve aktif kabon filtrelerdir. Aktif karbon filtreler sudaki kloru tamamen absorblayarak bünyesine alır, böylece şehir şebeke suları bekleme yapılmadan akvaryum tanklarına doldurulabilir. Özellikle büyük akvaryum tanklarında yapılacak 1/3 su değişimleri büyük sıkıntı yaratmaktadır. 200-300 litre gibi bir suyu bir gün boyunca dinlendirmek oldukça zahmetli bir iştir. Bu tip akvaryumları olan kişiler için aktif karbon filtreleri konfor olmaktan öte bir gereklilikdir. Bazı balık türleri doğası gereği alkali sularda yaşamakta bazıları da asidik sularda yaşamaktadır. Discus gibi asidik sularda üreyebilen balık türleri için kimyasal kullanmadan PH seviyesini düşürmek için reverse osmosis cihazları kullanılır. Sitemizde akvaryumlar için kullanılan basit tipte reverse osmosis cihazları mevcuttur. Musluğa takıp çalıştırılabilen bu cihazlar discus balıklarının yumurtalarını muhafaza edebilmesi için gerekli ortamı sağlayabilmektedir. Pek çok müşterimiz reverse osmosis cihazlarımızı kullanarak discus yavru üretiminin keyfine varabilmiştir.Bazı ciklet türleri de aksine alkali ortamlardan hoşlanmakta ve üreme yapabilmektedirler. Bu ciklet türleri için de yine kimyasal kullanmadan alkali su elde eden antioksidan özellikli cihazlarımız mevcuttur. Bu cihazlarımızla kimyasal kullanmadan doğal minerallerle yüksek PH seviyelerinde su üretmek mümkündür, balıkların en çok hoşlandığı ortam bu cihazlarla sağlanabilmektedir.

Akvaryum su arıtma

Akvaryum su arıtma konusunu iki ana başlıkta inceleyebiliriz. Birincisi akvaryum içi su arıtma (mekanik, biyolojik arıtma) ikincisi ise akvaryuma konulacak suyun elde edilmesi için yapılan arıtma işlemidir. 

Akvaryum içi arıtma iç ve dış filtreler vasıtası ile yapılmaktadır. Akvaryum tankının hacmine göre çeşitli ebatlarda olan iç ve dış filtreler çeşitli debilerde suyu çevrim yaparak mekanik ve biyolojik arıtma gerçekleştirmektedir. Balıkların sağlıklı yaşayabilmesi için akvaryum suyunun temiz ve doğadaki şartlara yakın olması gerekmektedir. Akvaryumlarda karşılaşılan en sık problem çözünmüş oksijen eksiklidir. Fanus gibi havalandırma yapılmayan akvaryumlarda çözünmüş oksijen problemi oldukça sık yaşanır ve bu tip akvaryumlarda sık su değişimi yapılması gerekir. Akvaryum suyu içerisinde çeşitli görevleri bulunan faydalı bakteriler de yer almaktadır. Bu bakterilerin kaybolmaması için akvaryum temizliği asla komple bir şekilde yapılmaz. Yapılan en yaygın yanlış uygulama balıkların bir kovaya alınıp, akvaryum tankının tepeden tırnağa temizlenmesidir. Buradaki faydalı bakteriler yok olup tekrar aynı ortamın sağlanması için uzun süreler beklenmesi gerekebilmektedir. Bu süre zarfında balıklar adapte olamayıp ya da zararlı bakterilerin baskın gelip çoğalması sonucu ortam habitatı değişip balık ölümlerine rastlanabilmektedir. 

Akvaryumda su arıtmayı sağlayan iç filtreler genelde sünger yapıda olmaktadır. Su çevrimi sağlayan motor akvaryum suyunu sürekli olarak filtre ederek kirliliklerden arınmasını sağlar. Sünger kaba partikülleri tuttuğu gibi bakterilerin üremesi için de uygun bir ortam oluşturur. Burada konumlanan bakteriler fazla yemleme ve balık dışkılarındaki amonyak nitrat gibi zararlıları azota dönüştürerek doğada gerçekleşen azot döngüsünü hızlı bir biçimde sağlar. Filtre suyu verirken aynı zamanda havalandırarak verir böylece çözünmüş oksijen seviyesinin de düşmemesi sağlanmış olur. Zaman içerisinde doygunluğa ulaşan filtre temizlenmeli belli periyotlarla da dip çekimi yapılarak akvaryum suyu tazelenmelidir. Dip çekiminin 1/3 oranını geçmemesine dikkat edilmelidir. Akvaryum içerisine konulan su bol oksijenli, taze, yabancı maddelerden arınmış ve klorsuz olmalıdır. Su sıcaklığı da akvaryum suyu sıcaklığına yakın bir değer olmalıdır. 

Dış filtreler akvaryum suyunu arıtmada büyük tanklarda tercih edilmektedir. Büyük tanklarda su değerlerini sağlamak küçük tanklara göre nispeten daha kolay olmaktadır. Dış filtreler katmanlı yapıları ile çok daha spesifik bir arıtma gerçekleştirirler. Seramik, bioball, substrat, siporax, matrix, aktif karbon, zeolit, sünger, elyaf gibi malzemeler dış filtrelerde kullanılmaktadır. Değişik amaçlar için bu filtre malzemeleri farklı kombinasyonlarda kullanılabilmektedir. Aktif karbon akvaryum içerisinde ilaçlama yapıldığı zaman ilacın etkisini gösterip işlevi bittikten sonra zararsızca sudan alınması için kullanılır. Balıkların ihtiyaç duyduğu temiz su değerlerine kısa sürede şok altında kalınmadan geçiş yapılmış olur.

Akvaryuma temiz su elde etmek için de su arıtma sistemlerinden faydalanılır. Şehir şebeke suları klor içerdiğinden dolayı balıklar için son derece zararlıdır. Su değişimleri direk şehir şebeke suları ile yapıldığı vakit ani balık ölümleri dahil çeşitli hastalıklarla mücadele edilmek zorunda kalınabilir. Şehir şebeke suları dinlendirilerek verilmesi muhtemel kirliliklerin önlenmesi için su arıtma filtrelerinden geçirilerek akvaryum tankına dolum yapılmalıdır. Akvaryumlarda kullanılan en sık filtre sistemleri spun sediment filtreler ve aktif kabon filtrelerdir. Aktif karbon filtreler sudaki kloru tamamen absorblayarak bünyesine alır, böylece şehir şebeke suları bekleme yapılmadan akvaryum tanklarına doldurulabilir. Özellikle büyük akvaryum tanklarında yapılacak 1/3 su değişimleri büyük sıkıntı yaratmaktadır. 200-300 litre gibi bir suyu bir gün boyunca dinlendirmek oldukça zahmetli bir iştir. Bu tip akvaryumları olan kişiler için aktif karbon filtreleri konfor olmaktan öte bir gereklilikdir. Bazı balık türleri doğası gereği alkali sularda yaşamakta bazıları da asidik sularda yaşamaktadır. Discus gibi asidik sularda üreyebilen balık türleri için kimyasal kullanmadan PH seviyesini düşürmek için reverse osmosis cihazları kullanılır. Sitemizde akvaryumlar için kullanılan basit tipte reverse osmosis cihazları mevcuttur. Musluğa takıp çalıştırılabilen bu cihazlar discus balıklarının yumurtalarını muhafaza edebilmesi için gerekli ortamı sağlayabilmektedir. Pek çok müşterimiz reverse osmosis cihazlarımızı kullanarak discus yavru üretiminin keyfine varabilmiştir.Bazı ciklet türleri de aksine alkali ortamlardan hoşlanmakta ve üreme yapabilmektedirler. Bu ciklet türleri için de yine kimyasal kullanmadan alkali su elde eden antioksidan özellikli cihazlarımız mevcuttur. Bu cihazlarımızla kimyasal kullanmadan doğal minerallerle yüksek PH seviyelerinde su üretmek mümkündür, balıkların en çok hoşlandığı ortam bu cihazlarla sağlanabilmektedir.

Alkali Su

Alkali su nedir, alkali su nasıl yapılır. Alkali su ile alkali iyonize su arasında fark var mıdır? Alkali su içerek zayıflayabilmek olanaklı mıdır?

Alkali Su

Alkali su nedir

alkali iyonize suAlkali su nedir dediğimiz zaman PH kavramından söz etmemiz gerekecektir. PH sudaki hidrojen iyonlarının logaritmik cinsinden bir ölçüsüdür. Su bir çoğumuzun da  bildiği gibi hidrojen ve oksijen atomlarının etkileşmesi ile oluşmaktadır. Su içeriğinde bulanan maddeler hidrojen ve oksijen moleküllerinin birleşimine etki edebilmektedir. Sudaki hidrojen iyonlarının fazlalığı suyun asidik karakter göstermesine hidroksil (OH) iyonlarının fazlalığı da bazik (alkali) karakter göstermesine netice olmaktadır. PH değeri genel olarak logaritmik bir skala üzerinde değerlendirilmektedir. Bu skalada 0’dan 14’e kadar bir birim artan değerler bulunur. 0 ile 7 aralığı asit ortamını, 7 nötr, 7 ile 14 aralığı ise alkali ortamını ifade eder. PH değeri 0’a yaklaştıkça kuvvetli asit 14’e yaklaştıkça kuvvetli alkali özellik gösterdiğini söyleyebiliriz. Doğal yaşamdaki su döngüsünü takip ettiğimiz vakit istisnalar hariç olmak üzere genelleme yapacak olursak yağmur suları asidik, yüzeysel sular nötr, yeraltı suları ise alkali karakterdedir. Suların yapısı( moleküler bağları) iklimsel faktörler ve bulundukları ortamın mineral kompozisyonuna bağlı olarak çeşitlilik gösterebilir. PH skalası logaritmik olduğundan 1 birimlik değişimlerde bile büyük farlılıklar olduğuna dikkat edelim mesela PH 7 ile 8 arasında 10 kat, Ph 7 ile 9 arasında 100 kat fark vardır. Asit alkali arasındaki dengelenme oksijen miktarlarına bağlı olarak değişkenlik gösterdiğinden aralarında doğrusal bir bağlantı yoktur. Örneğin PH’ı 6 olan bir su ile PH’ı 8 olan bir suyu dengelemek için 1 bardak PH8 suya karşılık 10 bardak PH6 su kullanılmalıdır. Bu bakımdan ph değerleri arasındaki farklar önemlidir.

Bir suyun alkali su mu yoksa asidik su mu olduğu PH skalası ile belirlenebilmektedir. Suların PH derecelerinin çeşitlilik göstermesi ise çoğunlukla mineral kompozisyondaki farklılıklara bağlıdır. Ülkemizdeki suların çoğunluğunun PH değeri 6,5~8,5 arasında değişmektedir, yüzeysel baraj sularımız nötre yakın bir değerdedir.. Kanın PH derecesi 7,365’dir. Vücudumuz kandaki ph seviyesini sürekli bu değere getirmek için çaba harcamaktadır. Kandaki PH seviyesinin azalması ya da artması söz konusu değildir, değişiklik olması durumunda ölümle sonuçlanabilecek şekilde ciddi hasarlar ortaya çıkabilmektedir. Bu bakımdan beslenme yani diyetimizin önemi son derece öndemlidir. Asidik aralıkta olan besinleri sıklıkla tüktecek olursak vücudumuz asidik artıklar, alkali tarzda besinleri sıklıkla tüketecek olursak alkali artıklar oluşturacaktır. Bunun neticesinde genetik yapımıza da bağlı olarak çeşitli hastalıklara yakalanmamıza yol açabilirler. Öyleyse dengeli beslenmeden kasıt asit alkali seviyesinin ayarlanmasıdır. Beslenme uzmanlarının görüşü vücudumuz için gerekli olan kırmızı et gibi kuvvetli asidik gıdaların yanında birkaç çeşit kuvvetli alkali gıdaların tüketilmesi gerektiği şeklindedir. Sizin için özel olarak hazırlamış olduğumuz yiyecek ve içeceklerin PH skalasından faydalanarak diyetinizi ayarlayabilirsiniz.

iyonizasyon prensibi

Suyun sadece ve sadece alkali özellik göstermesi tek başına yeterli olamaz. Her alkali suyun antioksidan özellik göstermesi beklenemez. Özellikle yeraltı sularının kaynağında yeryüzüne ilk çıktığı anda ve akarsuları takip eden şelalerdeki su moleküllerinin yapısı evimize gelen dinlenmiş sulardan oldukça farklıdır. Su yeraltında ilerlerken çeşitli mineralleri de içerisine çözerek yoluna devam eder, enerji yüklüdür haraket eder ve yeryüzüne çıktıktan sonra kazanmış olduğu antioksidan gibi bazı özelliklerini hemen yitirmeye başlar. Bekleyen su zaman geçtikten sonra antioksidan yerine oksidan hale dönüşür. Antioksidan sular tüketildiği vakit molekül yapıları küçük olduğundan hücrelere nüfus etkisi diğer içtiğimiz sulara göre 3 kat daha hızlı gerçekleşir. Besinleri hücrelere iletme ve asidik artıkları, toksinleri vücuttan atma işlemi daha etkili ve çok daha hızlı bir şekidle gerçekleşir. Antioksidan özellik gösteren sular aynı zamanda “aktive edilmiş su”, “yaşayan su”, “canlı su” ingilizce olarak da “live water” “activated water” “ion water1 gibi isimlerle anılırlar. Hergün düzenli olarak antioksidan su tüketmek bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnç gösterebilmemizi sağlar. Amaç kaliteli su tüketmek olduğunda tek başına PH değerine bakıp alkali su diye adlandırmamak gerekir. Alkali su deyince aynı zamanda küçük molekül yapısıyla iyonize ve antioksidan nitelikli sular anlaşılmalıdır. Yurt dışında yayımlanmış olan birçok uluslarası makalede alkali su dan kasıt alkali iyonize sudur. Antioksidan özelliği tam olarak ifade etmese de ORP (Oxidation Reduction Potantial- Oksidasyon İndirgeme Potansiyeli) ile belirleyebilmekteyiz.

ORP bir nevi suyun depolanmış enerji seviyesini gösterir diyebiliriz. Negatif olan ORP değerleri suyun indirgenmiş halde olduğunu yani elektron çalma hırsızlarına karşı savaşacak bol miktardaki negatif iyonları ile bir potansiyel enerjisi olduğunu ifade etmektedir. Soluduğumuz havada bulunan aktif oksijen mükemmel bir elektron hırısızıdır. Hayatımızı devam ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz havadaki aktif oksijen aynı zamanda vücudumuzdaki hücrelerden de elektron çalarak hücrelerimizin yapısını ne yazıkki bozmaktadır. Serbest radikaller diye adlandırdığımız elekton hırsızları vücudumuzda dolaşarak sağlıklı hücrelere saldırıda bulunarak hücre yapısını bozmaya çalışırlar. Tabiki vücudumuzda bu hırsızlarla mücadele etmeye çalışır. İşte bu noktada antioksidan suyu savaşan iki ordudan birisine 3-5 misli takviye kuvvet yapan savaşçı olarak tanımlayabiliriz. Antioksidan su vücudumuz tarafındadır, vücudumuzda yüzen mayın gibi dolaşan serbest radikalleri etkisiz hale getirir. Serbest radikallerden kaçınabilmenin imkanı yoktur. Soluduğumuz hava, yediğimiz yiyecekler, içtiğimiz içecekler, alkol, sigara, stres bol miktarda serbest radikal barındırır. Bu serbest radikaller astım, kanser, hipertansiyon, diyabet, kabızlık, alerji gibi rahatsızlıklara neden olmaktadır. Bu rahatsızlıkların tam net tedavileri henüz ortaya koyulamamıştır. Öyleyse yapabileceğimiz tek şey alkali su gibi iyonize olması kaydıyla serbest radikallere karşı savaşacak ordu sayısını artırmaktır.

 

Alkali su içerek zayıflamak mümkün müdür?

alkali su içerek zayıflayın

 

Bilim insanları fazla kilo (obezite) ile ilgili bir genin varlığını keşfettiler. Tek suçlu bu genmidir, bu geni yok ederek obezite hastalığından kurtulunabilir mi bilinmez ama insanlarının bir kısmının bu rahatsızlıktan yakındığı net bir gerçektir. Kararlı ve azimli bir çalışmayla yapılan spor ve diyet kombinasyonunda pek az insan başarılı olup normal kilolarına dönebilmektedir. Aşırı miktarda kilo aldıktan sonra normal kilolara dönmek çok zor olduğu gibi kilo kaybıyla estetik ve sağlık açısından başka sorunlarla da karşılaşılabilmektedir. Herşeyden önce obeziteyle mücadele için vücudumuzun sesini dinleme miz gerekir. Eğer hızlı bir şekilde kilo almaya müsait bir yapımız varsa diyetimizi buna göre muhakkak ayarlamamız gerekiyor.Neden kilo aldığımızı basit bir şekilde anlatacak olursak, yapımız alkali su içerek zayıflamak mümkündürgereği bizler hareket eden canlılarız. Bizi hareket ettirecek enerjiyi gıdalar ve içeceklerden sağlamaktayız. Eğer sağladığımız enerji ile harcadığımız enerji arasında büyük miktarlarda fark oluşursa vücutta genelde yağ asitlerinden kaynaklanan atık maddeler oluşur. Hücreler arasındaki tüm alışverişler kan aracılığı ile yapıldığından bu asitli maddeleri nötralize edebilecek alkali maddelere ihtiyaç duyulur. Bu alkali maddeler arasında suda bulunan kalsiyum, magnezyum, sodyum, potasyum gibi mineralleri sıralayabiliriz. Ancak bu minerallerin “iyonik formda” olması çok önemlidir. Alkali suda bol miktarda iyonik formda bulunan bu maddeler asidik artıkları nötralize ederek vücuttan atılımını sağlar. Hani derler ya “ne yapayım içtiğim su bile yarıyor” gerçekten de çok doğru ve önemli bir sözdür. Yapılması gereken çok basittir, içtiğiniz suya dikkat edeceksiniz! Alkali iyonize su içerisinde iyonik formda barındırdığı bol miktardaki mineraller vasıtası ile zayıflamanıza yardımcı olur. Ancak siz derseniz ki canım ne isterse yiyeyim üstüne de alkali su içeyim afiyet olsun ama bu sizin sağlığınız açısından faydalı olmayacaktır. Obezite problemi olsun olmasın dengeli beslenme, spor, aktif yaşama tarzı çok önemlidir bunlara dikkat ettiğiniz sürece dış faktörleri bir kenara koyarsak vücudunuzda hangi gen olursa olsun uzun ve sağlıklı yaşarsınız.