ALKALİ SUYUN FAYDALARI

Alkali suyun faydaları aynı zamanda bu su iyonize ise saymakla bitmez. Normal suyun bile hayatımızı devam ettirebilmek için gerekliliğin yanında vücudumuz için birçok faydası mevcuttur.

Suyun faydalarını artırabilmek için içtiğimiz vakitler ve miktarları çok önemlidir. Güne başlarken aç karnına su içmek çok önemlidir. Gece boyunca vücudumuzdaki organlar dinlenirken toksik atıklar ve serbest radikaller vücudumuzda açığa çıkar. Bunları sistemimizden hızla uzaklaştırabilmek için aç karnına sabah uyanır uyanmaz tabiri caizse metabolizmamız çalışmaya başlamadan içeceğimiz iki bardak su toksinleri vücuttan uzaklaştırmak için çok faydalı olacaktır. Aynı zamanda gece yatmadan önce içeceğimiz bir-iki bardak su da vucüttaki toksinleri dışarı atmak için metabolizmamızın hazırlık yapmasına yardımcı olacaktır. Yatmadan önce içeceğimiz bir iki bardak su vucüdumuzun sıvı oranını artıracağı için kalp krizi ve felç geçirme riskini de önemli ölçüde düşürecektir. Bu bakımdan güne başlarken ve gün sonunda yatmadan önce muhakkak su tüketme alışkanlığı kazanmamız sağlığımız için oldukça faydalı olacaktır. Sadece bu küçük alışkanlık cildimizin güzelleşmesine, toksinlerin vücuttan kolaylıkla atılımına, bağışıklık sistemimizin güçlenerek hasatalıklara karşı direnç kazanmamıza yardımcı olacaktır. Yalnız sabahları uyanır uyanmaz su içtikten sonra 30-45 dakika boyunca hiçbirşey yememeye dikkat edilmelidir. Bu şekilde serbest radikallerin vücuttan uzaklaştırılması daha kolay gerçekleşmektedir. Bu uygulamayı öğünlerden önce yemek yemeden en az 30-45 dakika önce bir iki bardak su tüketmeyi alışkanlık haline getirmek sindirim sistemini rahatlatacağı gibi yiyeceklerdeki zararlı etkenlerin de çabucak ayrıştırılmasını sağlayacaktır.

Spor yapmadan önce ve spor yaparken su tüketmenin son derece büyük faydası vardır. Özellikle sporcular için alkali iyonize su tüketmek vazgeçilmez olmalıdır. Nedenine gelince hayatımızı devam ettirebilmemiz için gerekli olan oksijen yani nefes alışımızla vücuda almış olduğumuz havadaki oksijenin %2'si aktif oksijen haline dönüşmektedir. Aktif oksijen son derece zararlı olup vücudumuzdaki hücrelerden elektron çalarak hücre yapısını bozabilme kabiliyetine sahiptir, ve zayıf olan organlara hücum ederek hastalıklı hücreler oluştururlar. Sporcularda ise egzersiz yaparken soluduğu havanın %20'si gibi oldukça yüksek bir değerde aktif oksijene dönüşüm olmaktadır. Sporcular dengeli beslenme ile bu aktif oksijenin zararlarını elimine edebilmektedir. Bir sporcunun vücudundaki aktif oksijene karşı savaşacak antioksidanlar normal insanlara göre çok daha fazladır. Alkali iyonize suda ise ekstra çok fazla miktarda aktif oksijenleri ve diğer serbest radikalleri nötralize edebilecek bol miktarda negatif elektron ve hidrojen iyonları mevcuttur. Bunlar bir asker gibi vücutta serseri mayın şeklinde dolaşan zararlı toksinleri etkisiz hale getirirler. Bir sporcunun enerji veren içeceklerden çok daha fazla alkali iyonize suya ihtiyacı vardır ve bunun faydasını muhakkak görür.

Banyo yapmadan yarım saat önce içilen su tansiyonu düzenleyerek banyo esnasında toksinlerin vücuttan atılımını kolaylaştıracaktır. Ayrıca banyo yaptıktan sonra içilen su da kaybedilen sıvı miktarını dengeleyecektir. Bu bakımdan duş almadan önce ve sonra muhakkak alkali su tüketilmesi tavsiye edilir. 

Alkali iyonize su emziren annelerde süt üretimini ve kalitesini artırır. Hamilelerde ise bebeğin içerisinde bulunduğu amnio sıvısı her 3 saatte bir yenileneceği için bu dönemde su tüketimi çok önemlidir. Doktorlarda hamilelik döneminde bol su tüketilmesini tavsiye etmektedir. Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin cinsel birleşmeden önce içecekleri alkali iyonize su xy kromozomlu spermlerin yaşama şansını daha fazla artıracağı için yumurtayı dölleyen spermin y kromozomlu olma olasılığı arttırdığından erkek bebek olma olasılığını artırdığı söylenilmektedir. Erkek bebek isteyen çiftler için alkali su içmenin olasılığı artıracağını söyleyebiliriz. 

Alkol asidik özelliktedir, aşırı alkol tüketimi vücudun ph dengesini altüst ettiğinden dolayı son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir. Alkol tüketmeden önce alınan alkali iyonize su vücudun Ph seviyesini korumasına yardımcı olur. Aşırı alkol tüketiminden sonra sabah korkunç bir başağrısı ile uyandığınız vakit ph değeri yüksek birkaç bardak alkali iyonize su tüketmeniz başağrılarınızın hafiflemesine ve kendinizi çok daha çabuk bir şekilde toparlamanıza yardımcı olacaktır. Akşamdan kalma sendormunu bu şekilde çok daha hızlı olarak atlatabilirsiniz, tabiki tavsiyemiz hiçbir zaman akşamdan kalacak kadar alkol tüketmemeniz şeklindedir.

Alkali iyonize su içerisindeki çözünmüş oksijen normal sulara göre 2-3 kat daha fazladır. Alkali suyun mikro moleküler yapısı vücutta mükemmel bir şekilde hidratasyon sağlayarak hücrelerin su ihtiyacını giderir. Alkali su cildin anti-aging etkisiyle cidi güzelleştirerek gençleştirir. Alkali su vücutta dengeyi sağlar, zayıflamak isteyenler için kilo vermelerine yardımcı olur. Alkali su içerisindeki iyonik kalsiyum yağların yakılmasını kolaylaştırır. 

Alkali iyonize su içmek günden güne bağışıklık sistemini güçlendirir. Çünkü alkali iyonize su içerisinde bol miktarda negatif elektron ve hidrojen iyonları mevcuttur. Hidrojen bilinen en mükemmel antioksidan maddedir. Yiyeceklerde ve içeceklerde mevcut olan antioksidan maddeler fazlaca alındığında vücuda zararları olabilmektedir. Elektronlarını verdikten sonra kendileri de serbest radikal haline dönüşebilmektedir. Oysaki hidrojenin böyle bir durumu söz konusu değildir. Hidrojen serbest radikalleri nötralize ederek vücuttan uzaklaştırır ve kendisi serbest radikal hale dönüşmez. Su içerisindeki iyonize haldeki bol miktardaki hidrojen iyonu sağlığımız için son derece yararlıdır. Alkali iyonize suyun etki etmediği organ yoktur. Birçok rahatsızlığın temelinde serbest radikallerin hücre yapımızı bozması yatar. Alkali iyonize su bu serbest radikallerle savaşacak bol miktarda savaşçıya sahiptir. Kanser, astım, hipertansiyon, diyabet, kabızlık alerji gibi rahatsızlıkların tedavilerinde alkali iyonize suyun antioksidan özelliği kullanılmaktadır. Bu suyu tüketerek bu tip rahatsızlıklara karşı önlem alınabileceği gibi hasatalıkların tedavisine olumlu katkılarda bulunabilmektedir. 

Özetleyecek olursak,

Alkali suyun faydaları

  • Vücudumuzun asit-alkali dengesini korumasına yardımcı olur

  • Zayıflamak isteyenler için sağlıklı bir şekilde kilo veriminine yardımcı olur.

  • Vücuttaki serbest radikal ve toksinleri uzaklaştırır

  • Bağışıklık sistemini güçlendirir

  • Kanser, astım, hipertansiyon, kabızlık, diyabet, alerji  gibi rahatsızlıkların tedavilerine yardımcı olur

  • Aşırı alkol tüketiminin olumsuz etkilerini giderir.

  • Hücrelerimizin suya doygun halde kalmalarına yardımcı olur

  • Mükemmel bir antioksidandır

  • Cildin tazelenmesine, güzelleşmesine ve nemlenmesine yardımcı olur

  • Anti-aging etkisi yaratır

  • Alkali su içerisindeki çözünmüş oksijen normal sulara göre 2-3 kat fazladır

  • Sporcular için aktif oksijenin olumsuz tesirini yok eder

 

 

Alkali Filtre

Alkali filtre denilince akla ilk gelen suyun PH seviyesinin 7'den yukarıda olmasını sağlayan filtredir. Alkali filtreler nasıl olup da PH seviyesinin 7'nin yukarıda olmasını sağlıyor? Reverse osmosis (ters osmoz) sistemler genel olarak asidik karakterli su üretmektedir.Burada giriş suyunun PH seviyesi ve mineral kompoziyonu önemlidir. Şehir şebeke suları ortalama 7 civarında PH değeri vermektedir. Buna bağlı olarak da reverse osmosis cihazları 5,5~6,5 PH seviyesinde su üretmektedir. Bu asidik sular vücudumuz için çok faydalı olan sular değildir. Kanımızın PH seviyyesi 7,34'dür ve vücudumuz bu PH seviyesini korumak için sürekli bir çaba içerisindedir. Son zamanlarda edinilen beslenme alışkanlıkları oldukça asidik karakterdedir. Etçil beslenme, fast food tarzı yiyecekler, gazlı içecekler, bir çok hazır gıda inanılmaz ölçüde asidik karakterdedir. Bu yüzden uzmanların çoğunluğu alkalinitesi yüksek suları tüketmenin sağlık açısından son derece faydaları olacağı görüşündedir. PH seviyesi yüksek bir su diyetimiz için oldukça faydalı olacaktır. Vücudumuz PH seviyesini korumak için dışarıdan aldığımız besinlerden ve suda bulunan minerallerden faydalanmaktadır. Bu mineraller yeteri kadar bulunmuyorsa vüdumuzun PH seviyesini dengelemek için kemiklerimizdeki kalsiyum mineralinden faydalanma yoluna gitmektedir. Bu da kemik erimesi hastalığının başlamasına yol açmaktadır. Kemik oluşumu tamamlandıktan sonra kemik hücreleri kendilerini yenileyemez ve bu hastlaık geri dönülemez sonuçlara yol açmaktadır. Bu tür rahatsızlıklardan korunmak için muhakkak diyetimize önem göstermeliyiz.Bunlardan en önemlisi belki de PH seviyesi yüksek alkali su tüketmektir.

Uluslarası içme suyu standartları ve ülkemizdeki içme suyu satndartlarına göre suyun kabul edilebilir ideal PH seviyesi 6,5~9 aralığında olması gerekir. Bazı alkali su üreten cihazlar PH 9, 10, 11 gibi yüksek seviyede alkali su üretebilmektedir. Yapılan çeşitli araştırmalar PH seviyesi çok yüksek olan bu suları tüketmenin çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Japonya, Güney Kore, Taiwan, Çin, Amerika, Kanada, İngiltere gibi ülkelerde bu tip cihazlar medikal cihaz sınıfına sokulmuş ve kullanımları doktor kontrolüne bağlanmıştır. Gerçekten de hastalıkları tedavi aşamasında ne kadar süreyle ne miktarlarda yüksek PH'lı su tüketileceği önemli bir konudur ve doktor kontrolünde olması önemlidir. Bu tip cihazlar ülkemizde ne yazıkki bilinçsiz kullanılmaktadır. Nasıl ki Ph seviyesi asidik olan bir su tüketmek zararlı ise PH seviyesi 11 olan bir suyu uzun bir süre boyunca tüketmek de uzun vadede zarar getirecektir. Vücudumuzun dengesini bilmeli, anlamalı ve ona göre hareket etmeliyiz

Uzmanlar PH derecesi yüksek alkali suların tüketilmesinin yanında asıl önemli olan konunun suyun ORP değerleri olduğu konusunda birleşmektedir. Negatif ORP değerleri yüksek olan sular antioksidan özellik gösterir. Antioksidan maddeler bağışıklık sistemimizi güçlendirerek hastalıklara karşı direnç kazanmamızı sağlarlar. Yaşadığımız ortam şehir hayatı, stres, sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklar, yediğimiz yiyecekler ve içecekler, soluduğumuz hava bol miktarda serbest radikal içermekte ve bunlar bağışıklık sistemimizi çökerterek çeşitli organlarda tahribatlara ve astım, alerji, hipertansiyon, diyabe, kanser gibi tedavisi olmayan kalıcı hastalıklara neden olmaktadır. Bunları engelleyebilmek için sürekli olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirmeliyiz. Hergün tüketmek zorunda olduğumuz suyun antioksidan özellikli olması çok akıllıca bir hareket olacaktır. Antioksidan sular görünüş ve tat itibariyle diğer sulara benzesede yapı şekliyle diğer sulardan oldukça farklıdır. Molekül yapısı oldukça küçük olan antioksidan sular normal sulara göre hücrelere 3kat daha hızlı bir şekilde nüfuz ederler. Bünyesinde serbest radikallerle savaşacak yoğun miktarda negati elektron barındırırlar. Negatif elektronlar serbest radikallerin üzerine giderek imha ederler, böylece organlarımıza zarar veremeden imha edilmiş olurlar. 

Her alkali filtre antioksidan özellik göstermez. Alkali filtre özellikle reverse osmosis sistemleri ile birlikte kullanılan bir filtre çeşididir. Kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum gibi alkali minerallerin suda çözünmesi suretiyle PH seviyesi artar. PH seviyesinin istenilen miktarlarda artabilmesi kullanılan filtrenin kalitesine bağlıdır. Her alkali filtre suyun PH seivyesini ne yazıkki artırmıyor. Piyasadaki bir çok filtre üzerinde alkali yazmaktan başka ne yazıkki başka bir işlev göstermemektedir. PH ölçümlerinde çoğu filtrenin ancak 0,1 oranda bir değişim gösterdiğini, reverse osmosis sistemlerinde kullanıldığında suyun yine asidik tarafta kaldığını maalesef üzülerek gördük. Bu hususta alkali filtrenin kalitesi çok önemlidir. Bazı filtreler alkali olmasının yanında suyu aktive ederek suya antioksidan özellik de kazandırabilmektedir.Aktive edilmiş suya uzmanlar "canlı su", "yaşayan su" gibi isimlerle hitap etmektedir. Aktive edilmiş suyun molekül yapısı karmaşık halden düzgün altıgen molekül demetlerine dönüşmektedir. Bol miktarda negatif elektron sağlayan bu alkali filtreler aynı zamanda antioksidan özellik göstermektedir. Gümüş iyonlarının nano partiküller halinde suyla temas etmesi suda bulunabilecek herhangibir bakteri varlığına karşı antibakteriyel özellik göstermektedir. Ters osmoz membranlarının gözenekleri çok küçük olduğu için bakteri ve virüs gibi mikoorganizmaların geçişine izin vermez. Ancak depolu sistemlerde depoda bekleyen su kalitesi zamanla bozulabilir havayla temas halinde mikroorganizmalar üreyebilir. Bu durum sağlığımız açısından risk oluşturabilir. Suyun tam korunması açısından depolu sistemlerde depodan geçtikten sonra bu tarz bir antibakteriyel filtrenin kullanılması bir gereklilikdir. 

Sitemizde satışını yapmış olduğumuz Biocera alkali filtre piyasada detox, infrared, alkali, antibakteriyel, ultraviyole gibi isimlerle satılan filtrelerin yapmış olduğu işlevin çok daha kalitelisini tek başına yapmaktadır. Suyun PH seviyesi 8-10 aralığında, negatif ORP değeri -50~-450 aralığında değişkenlik göstermektedir. 4A etkisi dediğimiz AlkaliAntioksidanAntibakteriyelAltıgen özellik bu alkali filtremiz içerisinde mevcuttur. A sınıfı kalitede bir filtre olup NSF, FDA gibi uluslarası kuruluşlardan sertifika belgelerine sahiptir. Son aşamada bu filtreyi gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.Alkali seviyesini PH test kağıtları, cep tipi PH metreler, alkalinite tayini yapan solüsyonlardan öğrenebileceğiniz gibi antioksidan özelliğini de ORP ölçen cihazlar ya da evinizde uygulayabileceğiniz basit testlerle öğrenebilirsiniz.Örneğin piyasadan elde edebileceğiniz yaprak yeşil çay taneciklerini iki bardak alarak normal suya ve Biocera alkali filtreden geçmiş suya attığınız vakit Biocera Alkali Filtreden geçmiş olan suyun yeşil çayı çok daha hızlı bir şekilde çözdüğünü gözlemleyebilirsiniz. Bu Biocera alkali suyun molekül yapısının çok küçük olduğu ve antioksidan özellik gösterdiğinin bir işaretidir.

 

Alkali su cihazı

Alkali iyonize su üreten cihazAlkali su üreten cihazlar 1960'lı yıllarda Japonya'da keşfedilmiştir. Tarımsal amaçlı olarak kullanılan bu cihazlar bitkilerin büyüme potansiyelini oldukça geliştirdikleri gibi ürün rekoltesini de 2-3 kat artırabilmiştir. Daha sonra sağlık bakımından olumlu etkilerinin de farkedilmesiyle alkali su ve faydaları yüzlerce makaleye konu olmuştur. Alkali tabiri bilindiği gibi PH seviyesi 7'den yüksek sular için kullanılmaktadır. Yalnız buradaki alkalilik tek başına PH seviyesinin yüksek olması anlamını içermemektedir. Japonya'da keşfedilen ilk cihaz elektoliz yöntemi ile çalışmaktaydı. Günümüzde yine elektroliz yöntemi ile çalışan ev tipi alkali su cihazları satışa sunulmaktadır. Bu alkali su cihazları basitçe bir anot ve katot çubuğu ile diyaframdan oluşmaktadır. Elektroliz işlemi ile çubuklara verilen elektrik akımlar + ve - yüklü iyonları kendilerine çekerler, aradaki diyafram + ve - yüklü iyonların birbirinden ayrı kalmasını sağlar. Verilen elektrik akım şiddetine göre bu tip cihazlarda PH seviyesini ayarlamak mümkün olabilmektedir. + (pozitif) yüklü iyonların bulunduğu haznedeki su alkali, - (negatif) yüklü iyonların bulunduğu haznedeki su asidik karakterli olmaktadır. Bu işlemle birlikte su molekül yapısı küçülerek altıgen yapılı düzgün iyon (ion) su vaziyetini alır. Su molekül yapısı küçüldüğü ve negatif oksidasyon indirgeme potansiyeli (ORP) arttığı içi su antioksidan özellik kazanır. Bu su düzenli olarak tüketildiği vakit bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi vardır. Suyun içilebilir olması açısından evsel tip alkali su cihazlarında ön filtrasyon filtreleri kullanılmaktadır. bazı cihazlarda suya mineral takviye edici filtreler de kullanılabilmektedir. Diğer bir metod ise doğadan elde edilen minerallerin nano teknoloji ile seramik küre şeklindeki kompozisyonda üretilmesi ile suya farklı özellikler kazandıran alkali antioksidan filtrelerdir. Burada elektrik kullanılmadığı gibi ön filtrasyondan sonra suya takviye alkali mineraller kazandırılarak PH seviyesi artırılır ve minerallerin doğadaki özelliklerini hızlı bir şekilde göstermesiyle su altıgen molekül yapısında döner ve antioksidan nitelik kazanır. 

Alkali su üreten cihazlar ve filtreler marka marka değişik kalitede su elde etmektedir. Alkali su cihazlarının fiyatları da özelliklerine ve sahip oldukları sertifikalara bağlı olarak farklılık göstermektedir. Genel olarak kıyaslama yapılacak olursa iki metodla üretilen alkali sular sağlık açısından son derece faydalıdır. Elektroliz yöntemi yapay bir method olup su elektrik akımları vasıtasıyla aktivasyon sürecine girer, + ve - yüklü iyonlar farklı haznelerde toplandığı için birbirinden bağımsız farklı iki karakterde alkali ve asidik su üretilir. Asidik su cilt için oldukça faydalıdır, el, yüz, ayak ve saç bakımında kullanılabilir kuvvetli okside gücü ile yaraları hızla iyileştirme ve antiseptik özellikleri vardır, hijyen yaratır. Ancak alkali su kısmında negatif değerlikli iyonlar kaybedildiğinden bu minerallerden fayda sağlanamaz. Doğadaki alkali sular içinde pozitif iyonlar olduğu gibi negatif iyonlar da vardır. Yapay bir proses olduğu için su aktivasyon sürecine girdikten kısa bir süre sonra eski haline dönmeye başlar. Genellikle iyonizer cihazlarında alkali su üretildikten yarım saat sonrasına kadar üretilen suyun tüketilmesi tavsiye edilir. Buzdolabında saklandığı vakit su özelliklerini yitireceğinden yaz aylarında ılık su içemeyenler için handikap oluşturmaktadır. Buna karşın iyonizer cihazlarında istenilen PH seviyesinde su elde etmek mümkündür. Bazı cihazlarda PH 3,4,5,6,7,8,9,10,11 gibi değerler elde etmek mümkündür. Yurtdışında özellikle Amerika, Kanada, Güney Kore, Japonya ve Çinde bu tip cihazlar medikal cihaz olarak kabul edilmiş ve bazı hastalıkların tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Tedaviler kür şeklinde sağlanıp doktor kontrolünde gerçekleşmektedir. Seramik kürecikler vasıtasıyla elde edilen alkali sular ise tamamen doğadaki sulara yakın bir özellik gösterir. Hatta seramik küreciklerle temas ederek aktive edilmiş su uzun bir süre etkisini yitirmeden özelliklerini muhafaza edebilmektedir. Yine de bu süre 1-2 gün ile sınırlıdır. Bu tip suları buzdolabında sakladığınız vakit özellikleri bozulmaz ancak kaynatıldığı vakit molekül yapıları değişeceğinden bazı özelliklerini yitirecektir. Aktive edilmiş sular için en uygun içim sıcaklığının oda sıcaklığı olduğu düşünülmektedir. Özellikle sabahları uyanır uyanmaz içilen iki bardak aktive edilmiş su vücuttaki toksinleri uzaklaştırdığı gibi hücrelerin çok ihtiyacı olduğu suyu da hemen karşılayacaktır. Bu şekilde normal bir insan günden güne bağışıklık sistemini rahatlıkla güçlendirebilmektedir. Son olarak alkali su cihazlarını fiyat bakımından da kıyaslayacak olursak doğadan elde edilen minerallerle üretilen antioksidan suyun daha uygun maliyetli olduğu açıkça görülmektedir. 

Biocera alkali iyonize su iyileştirme sistemleri

Su Arıtma Fiyatları:

ge merlin ro su arıtma cihazı made in USASu arıtma fiyatları neden bu kadar çeşitlilik gösteriyor? İnternetten araştırma yapıyorsunuz ve çok çeşitli fiyatlarla karşılaşıyorsunuz ve ister istemez aklınız karışıyor. Herkes bir şeyler söylüyor ama kim doğru kim yalan söylüyor tereddüt içindesiniz. Birisi çıkıyor işte cihazın fabrika çıkış fiyatı bu, nakliyesi şu, ofis masrafları şu kadar, satıcıya verilen prim bu kadar, son tüketiciye ulaşan fiyat da böyle oluyor diyor. Bu yapılan etik bir davranış değil, ticari ahlaka da sığmaz., ciddi firmaların uluslarası anlaşmaları, sözleşmeleri uyması gereken kurallar oluyor. Malzemelerin kalitesi farklılık gösterebiliyor. Bugün bir ferrari marka arabayla şahin marka arabayı karşılaştırıp ikiside araba birinin işçileri daha yüksek alıyor, bayi daha çok kazanıyor diye kıyaslama yapamazsınız. Noname ürünlerde bu kıyaslamayı hiç yapamazsınız, nerden geldiği menşei bile belli olmayan ürünü kiminle kıyaslayacaksınız. Bir internet sitesi açıp 5-10 konteynır mal getirip biz ithalattan direk tüketiciye satıyoruz deyip satabildiği kadar satıp ortadan kaybolmak iş değildir. İzmirde su arıtma cihazı alan birçok tüketici firmamızı arayıp internetten aldığı cihazlarının bozulduğunu aldıkları kişiye ulaşamadıklarını bizden teknik servis talep ettiklerini söylemişlerdir. Su arıtma cihazı montaj gerektiren bir iş olduğu için internetten satışı oldukça zordur. Bu konuda optisu olarak Türkiye'de ilk su arıtma cihazı online satış sitesini hizmete sunduk. Her ilde bir teknik servis hizmeti vermek oldukça maliyetli bir iştir. Biz bunun yerine hazırladığımız montaj kılavuzları ile tüketicinin kendisinin ya da bir su tesisatçısının çok kolay bir şekilde montaj yapabilmesini sağladık. Bu şekilde fiyatlarımızdan montaj masraflarını da kaldırmış olduk. Hizmet politikamız gereği hiçbir zaman için en ucuz ya da en pahalı su arıtma cihazını satışa koymadık. Bizim için önemli olan fiyat yanında kaliteydi ve fiyat/performans oranı yüksek optimum ürünlerin satışını gerçekleştirdik. Ürünlerimizin kalitesi karşılığında müşterilerimizle bir sıkıntı yaşamadık. Garanti kapsamı içerisinde arızalan bir ürün olduğu zaman derhal ücretsiz bir şekilde parça değişimini gerçekleştirdir. Bu yüzden bizden alışveriş yapan müşterilerimiz güven içerisinde kendileri tekrar alışveriş yaptıkları gibi eş dostlarına da bizi tavsiye  etmektedir.

otomatik tandem su yumuşatma cihazıBugün piyasada 20 liradan 5000 liraya fiyatla değişen su arıtma cihazları bulmak mümkün. Burada önemli olan fiyatın düşüklüğü ya da cihazın özellikleri değildir, önemli olan suyun kalitesidir ve sizin neye ihtiyacınız olduğunu bilmenizdir. En yüksek fiyatla satılan ürünün en kaliteli su üreteceği mantığı ne yazıkki bu konuda doğru değildir. Su arıtma cihazının işi su üretmektir.Bu yüzden biz satışa sunacağımız cihazları seçerken ilk öncelikle ürettiği suyun kalitesine bakarız. Sonra malzeme kalitesi ve fiyat uygunluğu da bizim için önemli kriterlerdir. Ürün çeşitliliğimiz özellikle akvaryum tipi su arıtma cihazlarında oldukça fazladır. Her ihtiyaca yönelik uygun su arıtma cihazlarını sunmaya çalışırız. Filtre değişim zamanlarını led bir ekranda gösteren, mikroişlemciye sahip belli periyotlarla filtre temizliği gerçekleştiren, malzeme kalitesi çok yüksek görüntü olarak şık olan cihazlar maliyeti artırıp fiyatı yükselttiği gibi ürettiği su kalitesinde fazlaca bir değişiklik sağlayamadığı sürece konfordan ileri gidememektedir, bu da tüketicinin ihtiyacı doğrultusunda tercihidir. Su arıtma fiyat konusunda araştırma yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli husus üretilen su kalitesidir. Bugün piyasada bir çok taklit ürünler yer almaktadır. Cihaz filtrelerinde bile bir çok taklit ürünler kullanılmaktadır. Bu ürünler tıpatıp benzemekle birlikte su kalitesi açısından aynı değerleri maalesef sağlayamamaktadır. Detoks (detox), infrared, alkali, mineral gibi piyasada birçok farklı markada filtreler çeşitli fiyatlara satılmaktadır. Taklit olan ürünler etikletlerinde hiçbir değeri sağlayamamaktadır. Çoğu alkali ya da mineral filtre olarak adlandırılan filtrelerin PH değerlerinde ancak 0,1 değişim sağlayabildikleri ölçülmüştür. Bu bakımdan fiyat cazibesine kapılıp yanlış tercih yapmamak gerekir. 

Su arıtma cihazı seçerken mutlaka uzman bir firmadan destek almalısınız. Bugün su arıtma cihazları Koçtaş, Metro, Tekzen gibi yapı marketlerinde, gittigidiyor, sanalpazar, sahibinden, hepsiburada gibi internet alışveriş merkezlerinde de satılmaktadır. Teknik bilgi olarak yeteri seviyede bilgi alamıyorsanız yanlış yönlendirmelerle karşılaşacağınız aşikardır. Yapı marketlerin birinde cihazlarla ilgilenen satış görevlisi bu işin eğitimini aldığını söylediği halde cihazların 50Bar basınç altında bile rahatlıkla çalışabileceği gibi yanlış bir bilgi sunabilmektedir. Bunun gibi birçok kişi veya firma piyasada bu işin inceliklerini bilmeden satış yapmaktadır. Su arıtma işi alıp satmak gibi basit bir ticaret işi gibi görülse de uzmanlık gerektiren bir iştir ve tüketicinin ihtiyaç duyacağı kaliteli suyu üretebilen cihazların sunulmasını gerektirir.

Antioksidan

Antioksidan Maddeler

Tıp, bir yandan hastalıkların tedavisinde yeni olanaklar araştırırken, öte yandan da sağlıklı bir yaşam sürdürme, hastalıkları önleme yolunda yoğun çalışmalar yapmaktadır. Bu alanda en yoğun çalışmalar beslenme üzerinde sürmektedir. Gıdalardaki lif oranları, vitaminler, beslenmedeki protein, karbonhidrat ve yağ miktarları, yağlardaki doymuş yağ asidi yüzdeleri neredeyse hepimizin öğrenmeye başladığımız kavramlar. Bu konuya daha titizlikle eğilenler, son zamanlarda antioksidanlardan sıklıkla söz edildiğini görmüşlerdir. Bu konu çok konuşuluyor ama, bilgilerin yeterli olmadığını da görüyoruz. Eksik bilginin, bilgisizlikten daha tehlikeli olduğu ilkesinden hareket ederek, antioksidanlar konusu biraz anlatmak istiyorum. Antioksidan nedir? Vücut hücreleri tarafından üretildiği gibi, gıdalarla da alınan bir grup kimyasal maddedir. Gıdalarla alınan en önemli antioksidanlar, betakaroten, E ve C vitaminleridir. Nasıl etki ederler? Soluduğumuz havadaki oksijen, vücut içinde serbest radikaller adı verilen ve toksik (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olur. Demirin paslanması ve balığın sudan çıktıktan sonra ölmesi, oksijenin zararlı etkilerine örnektir. Vücudumuzda bulunan antioksidanlar, serbest radikallere karşı etki göstererek bunların zarar vermesini önler. Antioksidanların hastalıkları önlediği söylenebilir mi? Bu konuda kesin konuşmak için bazı çalışmalar daha yapılmalı. Ancak tıbbi istatistik çalışmaları, ne kadar yüksek dozda antioksidan alınırsa, kanser ve kalp krizi gibi amansız iki hastalığa yakalanma ihtimalinin o denli azaldığını ortaya koyuyor. Ayrıca bulaşıcı hastalıklar ve katarakt konusunda da yararlı etkilerinin olduğu biliniyor. Ancak bu etkinin, oluşmuş hastalığın tedavisini değil, hastalıkların önlenmesini sağladığını bir kez daha hatırlatmak isterim. Ne kadar antioksidana ihtiyacımız var? Bu konuda kesin bir rakam vermek güç. Çalışmalar, alınan miktar arttıkça koruyucu etkinin de daha fazlalaştığını ortaya koyuyor. En son çalışmaların ışığında, günlük C vitamini ihtiyacının 250 ile 1000 mg. arasında olduğu söylenebilir. Bu doz, E vitamini için 100 ile 400 ünite, beta karoten için 6 ile 30 mg. arasında olduğu söylenebilir. Dengeli bir beslenmeyle, yeterince antioksidan almıyor muyuz? Son çalışmalar antioksidanların yüksek dozda alındıklarında daha yararlı olduğunu gösteriyor. Gıdalardan bu dozda antioksidan sağlanmasında en önemli sıkıntı E vitaminindedir. Bilindiği gibi E vitamini yağda eriyen bir vitamin olup ve en önemli kaynağı da bitkisel yağlardır. Bitkisel yağlardan ideal dozda E vitamini alabilmek için, örneğin 2 bardak ayçiceği yağı içmek gerekir ki, sağlık açısından bu miktarda yağ alınmasını da uygun görmüyoruz. A vitamininin yapı taşı olan beta karoten ve C vitaminini, gıdalarla almak mümkün. Bunun için temel şart dengeli bir beslenmedir. Ancak, çok yüksek dozlara ihtiyaç olduğunda, vitamin takviyeleri gerekli olmaktadır. Son zamanlarda piyasaya verilen vitamin ve mineral takviye ilaçları, gerekli olan her maddeyi içerir gibi gözüküyor. Bu doğru mudur? Her maddeyi haplardan almak mümkün değil. Gıdalarda bunların dışında olan ve vücut için hayati önemi olan bir çok madde bulunmaktadır. Örneğin kompleks karbonhidratlar, temel yağ asitleri, temel aminoasitler gıdalardan alınır. Ayrıca son zamanlarda, bitkilerde bulunduğu ortaya konulan bazı kimyasal maddelerin de sağlık açısından çok önemli etkilerinin olduğu görülüyor. Phytochemicals adı verilen bu maddeler de, sadece iyi dengelenmiş bir beslenme ile alınabilmektedir. Antioksidan içeren vitamin takviyelerini kullanmaya başlamak mı yoksa araştırmaların biraz daha ilerlemesini beklemek mi daha uygun? Antioksidanların, sağlık açısından risk taşımadan yararlı etkiler sağladığı ortaya konuldu. Sürmekte olan çalışmalar yararın hangi oranda olduğunu ve başka hangi alanlarda kullanılabileceğini ortaya koymaya çalışıyor. Örneğin kalp krizini %40 mı yoksa %10 oranında mı azalttığı belirlenmeye çalışılıyor. Eğer %10 gibi bir oran bile tesbit edilse, bu da çok önemli değil mi? Tabii ki antioksidanlar mucize değildir. Eğer siz doymuş yağlarla besleniyorsanız, sigara içiyorsanız, aşırı alkol alıyorsanız, eksersiz yapmıyor ve otonuzda emniyet kemeri kullanmıyorsanız, sadece E vitamini ya da diğer antioksidanları aldığınız için hayatınız kurtulmaz. Diğer önlemlerle birlikte, bunlar da daha sağlıklı bir yaşam için önemli bir yapı taşıdır. Unutmayın en önemli yapıtlar, yapı taşlarının birbirleriyle uyumları sayesinde yükselir ve ayakta kalır.

 

Dr. Gündüz Tezmen