ALKALİ SUYUN FAYDALARI

Alkali suyun faydaları aynı zamanda bu su iyonize ise saymakla bitmez. Normal suyun bile hayatımızı devam ettirebilmek için gerekliliğin yanında vücudumuz için birçok faydası mevcuttur.

Suyun faydalarını artırabilmek için içtiğimiz vakitler ve miktarları çok önemlidir. Güne başlarken aç karnına su içmek çok önemlidir. Gece boyunca vücudumuzdaki organlar dinlenirken toksik atıklar ve serbest radikaller vücudumuzda açığa çıkar. Bunları sistemimizden hızla uzaklaştırabilmek için aç karnına sabah uyanır uyanmaz tabiri caizse metabolizmamız çalışmaya başlamadan içeceğimiz iki bardak su toksinleri vücuttan uzaklaştırmak için çok faydalı olacaktır. Aynı zamanda gece yatmadan önce içeceğimiz bir-iki bardak su da vucüttaki toksinleri dışarı atmak için metabolizmamızın hazırlık yapmasına yardımcı olacaktır. Yatmadan önce içeceğimiz bir iki bardak su vucüdumuzun sıvı oranını artıracağı için kalp krizi ve felç geçirme riskini de önemli ölçüde düşürecektir. Bu bakımdan güne başlarken ve gün sonunda yatmadan önce muhakkak su tüketme alışkanlığı kazanmamız sağlığımız için oldukça faydalı olacaktır. Sadece bu küçük alışkanlık cildimizin güzelleşmesine, toksinlerin vücuttan kolaylıkla atılımına, bağışıklık sistemimizin güçlenerek hasatalıklara karşı direnç kazanmamıza yardımcı olacaktır. Yalnız sabahları uyanır uyanmaz su içtikten sonra 30-45 dakika boyunca hiçbirşey yememeye dikkat edilmelidir. Bu şekilde serbest radikallerin vücuttan uzaklaştırılması daha kolay gerçekleşmektedir. Bu uygulamayı öğünlerden önce yemek yemeden en az 30-45 dakika önce bir iki bardak su tüketmeyi alışkanlık haline getirmek sindirim sistemini rahatlatacağı gibi yiyeceklerdeki zararlı etkenlerin de çabucak ayrıştırılmasını sağlayacaktır.

Spor yapmadan önce ve spor yaparken su tüketmenin son derece büyük faydası vardır. Özellikle sporcular için alkali iyonize su tüketmek vazgeçilmez olmalıdır. Nedenine gelince hayatımızı devam ettirebilmemiz için gerekli olan oksijen yani nefes alışımızla vücuda almış olduğumuz havadaki oksijenin %2'si aktif oksijen haline dönüşmektedir. Aktif oksijen son derece zararlı olup vücudumuzdaki hücrelerden elektron çalarak hücre yapısını bozabilme kabiliyetine sahiptir, ve zayıf olan organlara hücum ederek hastalıklı hücreler oluştururlar. Sporcularda ise egzersiz yaparken soluduğu havanın %20'si gibi oldukça yüksek bir değerde aktif oksijene dönüşüm olmaktadır. Sporcular dengeli beslenme ile bu aktif oksijenin zararlarını elimine edebilmektedir. Bir sporcunun vücudundaki aktif oksijene karşı savaşacak antioksidanlar normal insanlara göre çok daha fazladır. Alkali iyonize suda ise ekstra çok fazla miktarda aktif oksijenleri ve diğer serbest radikalleri nötralize edebilecek bol miktarda negatif elektron ve hidrojen iyonları mevcuttur. Bunlar bir asker gibi vücutta serseri mayın şeklinde dolaşan zararlı toksinleri etkisiz hale getirirler. Bir sporcunun enerji veren içeceklerden çok daha fazla alkali iyonize suya ihtiyacı vardır ve bunun faydasını muhakkak görür.

Banyo yapmadan yarım saat önce içilen su tansiyonu düzenleyerek banyo esnasında toksinlerin vücuttan atılımını kolaylaştıracaktır. Ayrıca banyo yaptıktan sonra içilen su da kaybedilen sıvı miktarını dengeleyecektir. Bu bakımdan duş almadan önce ve sonra muhakkak alkali su tüketilmesi tavsiye edilir. 

Alkali iyonize su emziren annelerde süt üretimini ve kalitesini artırır. Hamilelerde ise bebeğin içerisinde bulunduğu amnio sıvısı her 3 saatte bir yenileneceği için bu dönemde su tüketimi çok önemlidir. Doktorlarda hamilelik döneminde bol su tüketilmesini tavsiye etmektedir. Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin cinsel birleşmeden önce içecekleri alkali iyonize su xy kromozomlu spermlerin yaşama şansını daha fazla artıracağı için yumurtayı dölleyen spermin y kromozomlu olma olasılığı arttırdığından erkek bebek olma olasılığını artırdığı söylenilmektedir. Erkek bebek isteyen çiftler için alkali su içmenin olasılığı artıracağını söyleyebiliriz. 

Alkol asidik özelliktedir, aşırı alkol tüketimi vücudun ph dengesini altüst ettiğinden dolayı son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir. Alkol tüketmeden önce alınan alkali iyonize su vücudun Ph seviyesini korumasına yardımcı olur. Aşırı alkol tüketiminden sonra sabah korkunç bir başağrısı ile uyandığınız vakit ph değeri yüksek birkaç bardak alkali iyonize su tüketmeniz başağrılarınızın hafiflemesine ve kendinizi çok daha çabuk bir şekilde toparlamanıza yardımcı olacaktır. Akşamdan kalma sendormunu bu şekilde çok daha hızlı olarak atlatabilirsiniz, tabiki tavsiyemiz hiçbir zaman akşamdan kalacak kadar alkol tüketmemeniz şeklindedir.

Alkali iyonize su içerisindeki çözünmüş oksijen normal sulara göre 2-3 kat daha fazladır. Alkali suyun mikro moleküler yapısı vücutta mükemmel bir şekilde hidratasyon sağlayarak hücrelerin su ihtiyacını giderir. Alkali su cildin anti-aging etkisiyle cidi güzelleştirerek gençleştirir. Alkali su vücutta dengeyi sağlar, zayıflamak isteyenler için kilo vermelerine yardımcı olur. Alkali su içerisindeki iyonik kalsiyum yağların yakılmasını kolaylaştırır. 

Alkali iyonize su içmek günden güne bağışıklık sistemini güçlendirir. Çünkü alkali iyonize su içerisinde bol miktarda negatif elektron ve hidrojen iyonları mevcuttur. Hidrojen bilinen en mükemmel antioksidan maddedir. Yiyeceklerde ve içeceklerde mevcut olan antioksidan maddeler fazlaca alındığında vücuda zararları olabilmektedir. Elektronlarını verdikten sonra kendileri de serbest radikal haline dönüşebilmektedir. Oysaki hidrojenin böyle bir durumu söz konusu değildir. Hidrojen serbest radikalleri nötralize ederek vücuttan uzaklaştırır ve kendisi serbest radikal hale dönüşmez. Su içerisindeki iyonize haldeki bol miktardaki hidrojen iyonu sağlığımız için son derece yararlıdır. Alkali iyonize suyun etki etmediği organ yoktur. Birçok rahatsızlığın temelinde serbest radikallerin hücre yapımızı bozması yatar. Alkali iyonize su bu serbest radikallerle savaşacak bol miktarda savaşçıya sahiptir. Kanser, astım, hipertansiyon, diyabet, kabızlık alerji gibi rahatsızlıkların tedavilerinde alkali iyonize suyun antioksidan özelliği kullanılmaktadır. Bu suyu tüketerek bu tip rahatsızlıklara karşı önlem alınabileceği gibi hasatalıkların tedavisine olumlu katkılarda bulunabilmektedir. 

Özetleyecek olursak,

Alkali suyun faydaları

  • Vücudumuzun asit-alkali dengesini korumasına yardımcı olur

  • Zayıflamak isteyenler için sağlıklı bir şekilde kilo veriminine yardımcı olur.

  • Vücuttaki serbest radikal ve toksinleri uzaklaştırır

  • Bağışıklık sistemini güçlendirir

  • Kanser, astım, hipertansiyon, kabızlık, diyabet, alerji  gibi rahatsızlıkların tedavilerine yardımcı olur

  • Aşırı alkol tüketiminin olumsuz etkilerini giderir.

  • Hücrelerimizin suya doygun halde kalmalarına yardımcı olur

  • Mükemmel bir antioksidandır

  • Cildin tazelenmesine, güzelleşmesine ve nemlenmesine yardımcı olur

  • Anti-aging etkisi yaratır

  • Alkali su içerisindeki çözünmüş oksijen normal sulara göre 2-3 kat fazladır

  • Sporcular için aktif oksijenin olumsuz tesirini yok eder

 

 

Son zamanlarda alkali su tarifi yapmak oldukça moda oldu. Ancak alkali su konusunun çok iyi anlaşıldığını zannetmiyorum. Biryerlerden birkaç bilgi okumakla ve kulaktan dolma bilgilerle bir yere varmak oldukça zor. Alkali su kelime anlamıyla birlikte PH seviyesinin 7'den yukarıda olduğu bir su çeşididir. Ülkemiz kaynak suları ve musluklarımızdan akan şebeke suları PH seviyesi 7 civarındadır, ya zayıf asidik ya da zayıf alkali sulardır. Bölgelere göre bu suların kendilerine has karakteristik özellikleri vardır ve mineral kompozisyonları da farklıdır. Şifalı sular diye tabir ettiğimiz çeşitli yörelerdeki kaynak sularının farklı rahatsızlıkların tedavisinde etkili olduğu yöresel halk ve işletme sahipleri tarafından bilinmekte ve çeşitli kür tedavileri uygulanarak rahatsızlıkların doğal yöntemle giderilmesine çalışılmaktadır. Bu suların çoğunluğu PH seviyesi yüksek alkali iyonize sulardır. Yeraltında yüzlerce yıllık serüvenle çeşitli yerleri dolaşarak ve dolaştığı bölgelerdeki zengin mineralleri çözüp bünyesine katarak oluşan bu sular özel sulardır ve son zamanlarda oldukça popüler olan "canlı su" tabiri ile adlandırılmaktadır. Ancak bu sular şifa verici özelliklerini uzun müddet koruyamamaktadır, bu yüzdendir ki bu suların nimetlerinden faydalanabilmek için kaynağına gidilmesi gerekir. Tesislerin de illa ki kaynağında kurulması gerekmektedir. Bu suların faydasını ancak yeryüzüne çıktığı zaman görebilmektesiniz. Ancak alkali özelliği hiçbir zaman kaybolmaz. Örneğin bir suyun PH değeri 8 ise uzun yıllar mikrobiyolojik faaliyetlerden korunduğu vakit PH değerinin yine 8 olup değişmediğini pekala gözlemleyebilirsiniz. Son zamanlarda ph yükseltici damlalar bazı ünlülerin haberli habersiz katkıları ile oldukça yoğun miktarda satılmaktadır. Özellikle alkali suyun diyet için faydalı olup zayıflattığı vurgulanmaktadır. Her konuda fikir sahibi olan muhterem ünlü hocalarımız, doktorlarımız da çeşitli alkali su yapımı hakkında tarifler vermekteler. Şu kadar suyun içerisine şu kadar karbonat atarsanız, limon sirke gibi malzemeleri suya karıştırırsanız şöyle olur böyle olur şeklinde bir sürü magazinsel yaklaşımlar mevcut. Bunları karıştırıp da ne olacak, alkali suyun ne faydası var, normal su içsek ne olur asidik su içsek ne olur. Alkali su konusuna eğilen ilk uzmanlardan biri olarak yurt dışında oldukça popüler olan bu konunun ülkemizde de popüler hale gelmesi sevindirici olmakla beraber ülkemizde bilinçsizlikle tanınması da şahsım adına üzücü olmuştur. Alkali suyun zayıflatıcı etkisi göz önüne alınarak çeşitli ürünlerin pazarlanmaya çalışılması alkali su adına talihsiz bir durumdur. Kilolu olup da zayıflamak isteyen insanlar nedense diyetine dikkat etmek yerine hep mucizevi bir ilaç, nesne, sihirli değnek gibi bir maddenin dokunarak hiçbir efor harcamadan çaba göstermeden zayıflamanın peşine düşmekteler. Bu yalnızca bizim ülkemizde değil dünya üzerinde insanlığın çözmesi gereken büyük bir sorun. Kimimiz genetik yapımızdan dolayı şanlı kimimiz şansısız. Önemli olan insanın kendini iyi tanıyabilmesidir. Ancak vücudumuzun işleyiş şekli de bellidir ve tıp ilerledikçe sır olan şeyler teker teker açığa çıkmaktadır. Yaşayabilmemiz için su, hava ve besinlere ihtiyacımız vardır, bunları vücudumuzun kullanış şekli de bellidir. Besinler içerisindeki karbonhidratlar, proteinler, yağlar, mineraller parçalanıp açığa çıkarılarak hücrelere taşınır. Bu maddeleri hücrelere taşıma görevi ve hücrelerdeki birikmiş atıkları uzaklaştırma görevi kanındır. Kanın PH seviyesi nötre oldukça yakın olup hafif alkali 7,35- 7,45 civarında değişmektedir. Bu değer yediklerimizle alakalı olarak asla değişmemektedir. Siz ne yerseniz yeyin nasıl bir diyet uygularsanız uygulayın vücudumuzdaki sistem kanın PH'ını bu civarda ayarlayacaktır. Ancak bu demek değildir ki istediğimiz herşeyi yiyelim zevkimize göre yaşayalım. Dengeli beslenmeden kasıt yediklerimizin içtiklerimiz bu PH seviyesine yakın sistemimizi yormayacak şekilde olmasıdır. Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu besinleri yemeli, içmeli ihtiyaç duymadığı ve hatta zararlı olan besinlerden uzak durmamız gereklidir. Bazı besinler ve içecekler PH 2-3 gibi kuvvetli asidik olabilmekte iken bazı besinler ve içecekler de PH 9-10 gibi kuvvetli bazik olabilmektedir. Bunlar arasında beslenmemiz için oldukça gerekli olan protein açısından zengin olan kırmızı et kuvvetli asidik tarafta bulunmaktadır. Yapılacak olan şey kırmızı et tüketirken yanında kuvvetli bazik olan besinler tüketmektir. http://www.antioksidan.info sitesinde bazı besinlerin ph seviyelerini ve antioksidan ölçütü olan ORAC değerlerini inceleyebilirsiniz. Kebabı ile ünlü olan güzide kentlerimizden biri Adana'da lokantaya gittiğiniz vakit kebab gelmeden önce masanıza yeşillik ve sumak, kırmızı biber gibi çeşitli baharatlarla süslenmiş soğan çeşitlerini hemen hemen her restoranda önünüze sunarlar. Soğan, yeşillik ve baharatlar kuvvetli bazik olup kırmızı etin düşük ph seviyesini oldukça iyi dengeleyebilmektedir. Bu bakımdan alkali suyun da bilinçli olarak tüketilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Hazır gıdalar, fast food tarzı yiyecekler, un, şeker, tuzlu yiyeceklerin fazlaca tüketilmesi beslenme diyetimizin PH seviyesini oldukça düşürmüştür. Vücudumuz bunu düzenlemeye çalışmakta ancak aşırı ve sürekli yüklemelerde çaresiz kalarak genetik yapının hassasiyetine göre zayıf olduğu noktalarda çeşitli rahatsızlıklara neden olmaktadır. Kanseri de bu rahatsızlıkların arasında rahatlıkla sayabiliriz. Sürekli sebze meyve gibi alkali seviyesi yüksek olan besinlerle beslenen bir kişinin de alkali su tüketmesi ne kadar doğrudur? Buradaki alkali sudan kasıt yüksek ph seviyesi 10-11 gibi değerlerdir. Piyasada bu PH seviyelerinde su üretbilen çeşitli alkali iyonizer cihazlar satılmaktadır. Bu cihazlar yurt dışında bir çok ülkede medikal cihaz statüsünde olup doktor kontrolü ile uygulanması gerekmektedir. Yüksek PH seviyelerindeki sular çeşitli hastalıkların tedavisinde kür olarak belirli süreler için uygulanmaktadır. Uzun müddet bu suların tüketilmesi ile aynı asidik beslenmede olduğu gibi çeşitli rahatsızlıkların ortaya çıkabilme ihtimali vardır. Günümüz şartlarında genel beslenme alışkanlıklarına bakarak beslenme PH seviyemizin asidik tarafta olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunlara şehir yaşamının getirdiği stres, hava kirliliği, zararlı alışkanlıklar, televizyon, radyo, cep telefonu, kablosuz iletişim gibi teknolojik aletlerin yaymış olduğu da dalgaları da eklersek (bunların hepsi hücrelerimizde asidik etki yaratmaktadır) alkali suyun hayatımız için vazgeçilmezleri arasında yer alması gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır. Sanırım alkali su ile günlük su ihtiyacımızı karşılamamız gerektiği anlaşılabilmiştir. Peki nasıl yapacağız bu alkali suyu. Eğer hazır şişe suyu satın alıyorsak birçok su firması su içerisindeki bazı değerleri etiketlerinde belirtmektedir, bunlardan biri de PH seviyesidir. Bu PH seviyesine bakarak 7'den yüksek PH seviyesindeki suları tercih edebiliriz. Sağlıklı yaşamak istiyorsak beslenme tarzımıza ve en başta su olmak üzere tükettiğimiz içeceklere özen göstermeliyiz. Bilindiği üzere reverse osmosis (ters osmoz) cihazları suyun içerisindeki maddeleri çok küçük gözenekli membranlar vasıtası ile ayırarak suyu saflaştırmakta bu da üretilen suyun PH değerinin asidik olmasına neden olmaktadır. Evlerinde bu tip cihaz kullananlar için kesinlikle alkali filtre kullanmalarını öneriyorum. Alkali filtreler kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum gibi mineralleri suya takviye ederek suyun PH değerini yükseltirler. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus piyasadaki birçok alkali filtrenin taklit ürünü olması ve hiçbir fayda sağlamadığı gibi zararları da olabilmesidir. PH test kağıdı, ph solüsyonları, cep tipi phmetreler gibi ölçüm aletlerinden istifade edilerek suyun ph değeri ölçülebilir ve filtrelerin işe yarayıp yaramadığı ortaya çıkarılabilir. Öyle ya da böyle suyunuza limon damlatarak, karbonat ilave ederek, ph yükseltici damlalar kullanarak, ph seviyesi yüksek su satın alarak, alkali filtre kullanarak alkali su elde edebilirsiniz ancak gerçek manada alkali suyun faydalarından yararlanamazsınız. Alkali su diye tabir ettiğimiz sular aslında 1960'lı yıllarda Japon bilim adamlarının suyu elektroliz yöntemi ile ikiye ayırıp asidik ve alkali su elde etmesiyle ortaya çıkmıştır. Anot ve katot elektrot çubukları su içerisindeki negatif yüklü iyonları bir diyafram vasıtası ile bir tarafta pozitif yüklü iyonları da diğer bölgede toplayarak pozitif yüklü iyonların yoğun olduğu böledeki suyun alkali negatif yüklü iyonların yoğun olduğu bölgedeki suların da asidik olmasını sağlamıştır. Elektroliz işleminin şiddeti ayarlanarak da istenilen PH seviyesindeki suyun elde edilmesi mümkün olmuştur. Yalnız bu suların bizim normal olarak içtiğimiz sulardan çok farklı yönleri de keşfedilmiştir. Su moleküllerinin yapısı elektron mikroskobu ile ölçüldüğü vakit altıgen haldedir. Normal sulara kıyasla 3 kat daha küçük bir haldedir, bu şekilde hücrelere giriş çıkış işlemleri kolaylaşmakta besin taşıma ve toksinleri uzaklaştırma işlemleri kolaylaşmaktadır. Ayrıca bu sularda serbes radikalleri ve toksinleri nötralize edecek bol miktarda negatif elektron mevcuttur. Bazı bilim adamları elektroliz işleminin bir aktivasyon süreci olduğunu suyun ta kendisinin yaşayan bir varlık olduğunu ve suyun iyileştirici bir gücü olduğunu savunmaktadır. Aktivasyon süreci bir nevi suyu ölü halinden uyandırıp canlandırma işlemi olarak tarif edilmektedir. Yeryüzüne çıkan sular da yeraltında çeşitli kayaçlarla temas ederek canlanmakta ve bir müddet bu özelliğini korumaktadır. Ancak bu suları kaynağından şişelere, bidonlara doldurduğumuz vakit sular canlılığını yitirmekte bir nevi uyku moduna geçmektedir, bu esnada alkali özelliği ise kaybolmamaktadır. İşte bu noktada bilimadamları asıl faydalı olan suyun alkali özelliğinden çok iyonize olması, aktive edilmiş su olması, canlı su olması, yaşayan su olması hususunda birleşmiştir. Bu bakımdan bizde ürünlerimizde alkali sudan ziyade alkali iyonize su, antioksidan su tabirlerini kullanmaktayız. Normal alkali sular elbetteki faydalıdır, içmemiz de gerekir, zaten içmeden yaşayamayacak olmamız da bir gerçektir ancak alkali iyonize su bu sulardan çok farklıdır. Yeryüzüne çıkan doğal şifa verici su özelliklerine benzemektedir. Alkali iyonize su içerisinde yer alan mineraller de iyonik formdadır. İyonik formdaki kalsiyum, magnezyum gibi minerallerin toksinlerin uzaklaştırılmasında çok büyük önemi vardır. Alkali iyonize su içerek zayıflayan birçok insan vardır bunun en önemli nedenlerinden biri de alkali iyonize suyun muhteva etmiş olduğu iyonik minerallerdir. Alkali iyonize su hücrelere çok hızlı nüfuz eder. Popüler ve ticari olduğu için hep zayıflama konusundan bahsedilmektedir, oysa kilo alamayan insanlar da mevcuttur. Alkali iyonize su aynı zamanda kilo alamayan insanların da kilo almalarına yardımcı olmaktadır. Önemli olan kendimizi tanımak vücudumuzun ihtiyaç duyduğu şeyleri keşfetmek ve ona göre haraket etmektir. Alkali iyonize su zayıflatır diye pervasızca yer içerseniz ne zayıflayabilirsiniz ne de sağlıklı kalabilirsiniz. On milyarlarca hücremiz görevini icra etmek için beklemektedir, eğer biz gerekli olan meteryalleri hücrelerimize sağlayabilirsek onlar da görevlerini eksiksiz olarak yerine getirmekte şikayetçi olmayacaklardır.