Alkali Filtre

Alkali filtre denilince akla ilk gelen suyun PH seviyesinin 7'den yukarıda olmasını sağlayan filtredir. Alkali filtreler nasıl olup da PH seviyesinin 7'nin yukarıda olmasını sağlıyor? Reverse osmosis (ters osmoz) sistemler genel olarak asidik karakterli su üretmektedir.Burada giriş suyunun PH seviyesi ve mineral kompoziyonu önemlidir. Şehir şebeke suları ortalama 7 civarında PH değeri vermektedir. Buna bağlı olarak da reverse osmosis cihazları 5,5~6,5 PH seviyesinde su üretmektedir. Bu asidik sular vücudumuz için çok faydalı olan sular değildir. Kanımızın PH seviyyesi 7,34'dür ve vücudumuz bu PH seviyesini korumak için sürekli bir çaba içerisindedir. Son zamanlarda edinilen beslenme alışkanlıkları oldukça asidik karakterdedir. Etçil beslenme, fast food tarzı yiyecekler, gazlı içecekler, bir çok hazır gıda inanılmaz ölçüde asidik karakterdedir. Bu yüzden uzmanların çoğunluğu alkalinitesi yüksek suları tüketmenin sağlık açısından son derece faydaları olacağı görüşündedir. PH seviyesi yüksek bir su diyetimiz için oldukça faydalı olacaktır. Vücudumuz PH seviyesini korumak için dışarıdan aldığımız besinlerden ve suda bulunan minerallerden faydalanmaktadır. Bu mineraller yeteri kadar bulunmuyorsa vüdumuzun PH seviyesini dengelemek için kemiklerimizdeki kalsiyum mineralinden faydalanma yoluna gitmektedir. Bu da kemik erimesi hastalığının başlamasına yol açmaktadır. Kemik oluşumu tamamlandıktan sonra kemik hücreleri kendilerini yenileyemez ve bu hastlaık geri dönülemez sonuçlara yol açmaktadır. Bu tür rahatsızlıklardan korunmak için muhakkak diyetimize önem göstermeliyiz.Bunlardan en önemlisi belki de PH seviyesi yüksek alkali su tüketmektir.

Uluslarası içme suyu standartları ve ülkemizdeki içme suyu satndartlarına göre suyun kabul edilebilir ideal PH seviyesi 6,5~9 aralığında olması gerekir. Bazı alkali su üreten cihazlar PH 9, 10, 11 gibi yüksek seviyede alkali su üretebilmektedir. Yapılan çeşitli araştırmalar PH seviyesi çok yüksek olan bu suları tüketmenin çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Japonya, Güney Kore, Taiwan, Çin, Amerika, Kanada, İngiltere gibi ülkelerde bu tip cihazlar medikal cihaz sınıfına sokulmuş ve kullanımları doktor kontrolüne bağlanmıştır. Gerçekten de hastalıkları tedavi aşamasında ne kadar süreyle ne miktarlarda yüksek PH'lı su tüketileceği önemli bir konudur ve doktor kontrolünde olması önemlidir. Bu tip cihazlar ülkemizde ne yazıkki bilinçsiz kullanılmaktadır. Nasıl ki Ph seviyesi asidik olan bir su tüketmek zararlı ise PH seviyesi 11 olan bir suyu uzun bir süre boyunca tüketmek de uzun vadede zarar getirecektir. Vücudumuzun dengesini bilmeli, anlamalı ve ona göre hareket etmeliyiz

Uzmanlar PH derecesi yüksek alkali suların tüketilmesinin yanında asıl önemli olan konunun suyun ORP değerleri olduğu konusunda birleşmektedir. Negatif ORP değerleri yüksek olan sular antioksidan özellik gösterir. Antioksidan maddeler bağışıklık sistemimizi güçlendirerek hastalıklara karşı direnç kazanmamızı sağlarlar. Yaşadığımız ortam şehir hayatı, stres, sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklar, yediğimiz yiyecekler ve içecekler, soluduğumuz hava bol miktarda serbest radikal içermekte ve bunlar bağışıklık sistemimizi çökerterek çeşitli organlarda tahribatlara ve astım, alerji, hipertansiyon, diyabe, kanser gibi tedavisi olmayan kalıcı hastalıklara neden olmaktadır. Bunları engelleyebilmek için sürekli olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirmeliyiz. Hergün tüketmek zorunda olduğumuz suyun antioksidan özellikli olması çok akıllıca bir hareket olacaktır. Antioksidan sular görünüş ve tat itibariyle diğer sulara benzesede yapı şekliyle diğer sulardan oldukça farklıdır. Molekül yapısı oldukça küçük olan antioksidan sular normal sulara göre hücrelere 3kat daha hızlı bir şekilde nüfuz ederler. Bünyesinde serbest radikallerle savaşacak yoğun miktarda negati elektron barındırırlar. Negatif elektronlar serbest radikallerin üzerine giderek imha ederler, böylece organlarımıza zarar veremeden imha edilmiş olurlar. 

Her alkali filtre antioksidan özellik göstermez. Alkali filtre özellikle reverse osmosis sistemleri ile birlikte kullanılan bir filtre çeşididir. Kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum gibi alkali minerallerin suda çözünmesi suretiyle PH seviyesi artar. PH seviyesinin istenilen miktarlarda artabilmesi kullanılan filtrenin kalitesine bağlıdır. Her alkali filtre suyun PH seivyesini ne yazıkki artırmıyor. Piyasadaki bir çok filtre üzerinde alkali yazmaktan başka ne yazıkki başka bir işlev göstermemektedir. PH ölçümlerinde çoğu filtrenin ancak 0,1 oranda bir değişim gösterdiğini, reverse osmosis sistemlerinde kullanıldığında suyun yine asidik tarafta kaldığını maalesef üzülerek gördük. Bu hususta alkali filtrenin kalitesi çok önemlidir. Bazı filtreler alkali olmasının yanında suyu aktive ederek suya antioksidan özellik de kazandırabilmektedir.Aktive edilmiş suya uzmanlar "canlı su", "yaşayan su" gibi isimlerle hitap etmektedir. Aktive edilmiş suyun molekül yapısı karmaşık halden düzgün altıgen molekül demetlerine dönüşmektedir. Bol miktarda negatif elektron sağlayan bu alkali filtreler aynı zamanda antioksidan özellik göstermektedir. Gümüş iyonlarının nano partiküller halinde suyla temas etmesi suda bulunabilecek herhangibir bakteri varlığına karşı antibakteriyel özellik göstermektedir. Ters osmoz membranlarının gözenekleri çok küçük olduğu için bakteri ve virüs gibi mikoorganizmaların geçişine izin vermez. Ancak depolu sistemlerde depoda bekleyen su kalitesi zamanla bozulabilir havayla temas halinde mikroorganizmalar üreyebilir. Bu durum sağlığımız açısından risk oluşturabilir. Suyun tam korunması açısından depolu sistemlerde depodan geçtikten sonra bu tarz bir antibakteriyel filtrenin kullanılması bir gereklilikdir. 

Sitemizde satışını yapmış olduğumuz Biocera alkali filtre piyasada detox, infrared, alkali, antibakteriyel, ultraviyole gibi isimlerle satılan filtrelerin yapmış olduğu işlevin çok daha kalitelisini tek başına yapmaktadır. Suyun PH seviyesi 8-10 aralığında, negatif ORP değeri -50~-450 aralığında değişkenlik göstermektedir. 4A etkisi dediğimiz AlkaliAntioksidanAntibakteriyelAltıgen özellik bu alkali filtremiz içerisinde mevcuttur. A sınıfı kalitede bir filtre olup NSF, FDA gibi uluslarası kuruluşlardan sertifika belgelerine sahiptir. Son aşamada bu filtreyi gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.Alkali seviyesini PH test kağıtları, cep tipi PH metreler, alkalinite tayini yapan solüsyonlardan öğrenebileceğiniz gibi antioksidan özelliğini de ORP ölçen cihazlar ya da evinizde uygulayabileceğiniz basit testlerle öğrenebilirsiniz.Örneğin piyasadan elde edebileceğiniz yaprak yeşil çay taneciklerini iki bardak alarak normal suya ve Biocera alkali filtreden geçmiş suya attığınız vakit Biocera Alkali Filtreden geçmiş olan suyun yeşil çayı çok daha hızlı bir şekilde çözdüğünü gözlemleyebilirsiniz. Bu Biocera alkali suyun molekül yapısının çok küçük olduğu ve antioksidan özellik gösterdiğinin bir işaretidir.

 

Alkali Su

Alkali su nedir, alkali su nasıl yapılır. Alkali su ile alkali iyonize su arasında fark var mıdır? Alkali su içerek zayıflayabilmek olanaklı mıdır?

Alkali Su

Alkali su nedir

alkali iyonize suAlkali su nedir dediğimiz zaman PH kavramından söz etmemiz gerekecektir. PH sudaki hidrojen iyonlarının logaritmik cinsinden bir ölçüsüdür. Su bir çoğumuzun da  bildiği gibi hidrojen ve oksijen atomlarının etkileşmesi ile oluşmaktadır. Su içeriğinde bulanan maddeler hidrojen ve oksijen moleküllerinin birleşimine etki edebilmektedir. Sudaki hidrojen iyonlarının fazlalığı suyun asidik karakter göstermesine hidroksil (OH) iyonlarının fazlalığı da bazik (alkali) karakter göstermesine netice olmaktadır. PH değeri genel olarak logaritmik bir skala üzerinde değerlendirilmektedir. Bu skalada 0’dan 14’e kadar bir birim artan değerler bulunur. 0 ile 7 aralığı asit ortamını, 7 nötr, 7 ile 14 aralığı ise alkali ortamını ifade eder. PH değeri 0’a yaklaştıkça kuvvetli asit 14’e yaklaştıkça kuvvetli alkali özellik gösterdiğini söyleyebiliriz. Doğal yaşamdaki su döngüsünü takip ettiğimiz vakit istisnalar hariç olmak üzere genelleme yapacak olursak yağmur suları asidik, yüzeysel sular nötr, yeraltı suları ise alkali karakterdedir. Suların yapısı( moleküler bağları) iklimsel faktörler ve bulundukları ortamın mineral kompozisyonuna bağlı olarak çeşitlilik gösterebilir. PH skalası logaritmik olduğundan 1 birimlik değişimlerde bile büyük farlılıklar olduğuna dikkat edelim mesela PH 7 ile 8 arasında 10 kat, Ph 7 ile 9 arasında 100 kat fark vardır. Asit alkali arasındaki dengelenme oksijen miktarlarına bağlı olarak değişkenlik gösterdiğinden aralarında doğrusal bir bağlantı yoktur. Örneğin PH’ı 6 olan bir su ile PH’ı 8 olan bir suyu dengelemek için 1 bardak PH8 suya karşılık 10 bardak PH6 su kullanılmalıdır. Bu bakımdan ph değerleri arasındaki farklar önemlidir.

Bir suyun alkali su mu yoksa asidik su mu olduğu PH skalası ile belirlenebilmektedir. Suların PH derecelerinin çeşitlilik göstermesi ise çoğunlukla mineral kompozisyondaki farklılıklara bağlıdır. Ülkemizdeki suların çoğunluğunun PH değeri 6,5~8,5 arasında değişmektedir, yüzeysel baraj sularımız nötre yakın bir değerdedir.. Kanın PH derecesi 7,365’dir. Vücudumuz kandaki ph seviyesini sürekli bu değere getirmek için çaba harcamaktadır. Kandaki PH seviyesinin azalması ya da artması söz konusu değildir, değişiklik olması durumunda ölümle sonuçlanabilecek şekilde ciddi hasarlar ortaya çıkabilmektedir. Bu bakımdan beslenme yani diyetimizin önemi son derece öndemlidir. Asidik aralıkta olan besinleri sıklıkla tüktecek olursak vücudumuz asidik artıklar, alkali tarzda besinleri sıklıkla tüketecek olursak alkali artıklar oluşturacaktır. Bunun neticesinde genetik yapımıza da bağlı olarak çeşitli hastalıklara yakalanmamıza yol açabilirler. Öyleyse dengeli beslenmeden kasıt asit alkali seviyesinin ayarlanmasıdır. Beslenme uzmanlarının görüşü vücudumuz için gerekli olan kırmızı et gibi kuvvetli asidik gıdaların yanında birkaç çeşit kuvvetli alkali gıdaların tüketilmesi gerektiği şeklindedir. Sizin için özel olarak hazırlamış olduğumuz yiyecek ve içeceklerin PH skalasından faydalanarak diyetinizi ayarlayabilirsiniz.

iyonizasyon prensibi

Suyun sadece ve sadece alkali özellik göstermesi tek başına yeterli olamaz. Her alkali suyun antioksidan özellik göstermesi beklenemez. Özellikle yeraltı sularının kaynağında yeryüzüne ilk çıktığı anda ve akarsuları takip eden şelalerdeki su moleküllerinin yapısı evimize gelen dinlenmiş sulardan oldukça farklıdır. Su yeraltında ilerlerken çeşitli mineralleri de içerisine çözerek yoluna devam eder, enerji yüklüdür haraket eder ve yeryüzüne çıktıktan sonra kazanmış olduğu antioksidan gibi bazı özelliklerini hemen yitirmeye başlar. Bekleyen su zaman geçtikten sonra antioksidan yerine oksidan hale dönüşür. Antioksidan sular tüketildiği vakit molekül yapıları küçük olduğundan hücrelere nüfus etkisi diğer içtiğimiz sulara göre 3 kat daha hızlı gerçekleşir. Besinleri hücrelere iletme ve asidik artıkları, toksinleri vücuttan atma işlemi daha etkili ve çok daha hızlı bir şekidle gerçekleşir. Antioksidan özellik gösteren sular aynı zamanda “aktive edilmiş su”, “yaşayan su”, “canlı su” ingilizce olarak da “live water” “activated water” “ion water1 gibi isimlerle anılırlar. Hergün düzenli olarak antioksidan su tüketmek bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnç gösterebilmemizi sağlar. Amaç kaliteli su tüketmek olduğunda tek başına PH değerine bakıp alkali su diye adlandırmamak gerekir. Alkali su deyince aynı zamanda küçük molekül yapısıyla iyonize ve antioksidan nitelikli sular anlaşılmalıdır. Yurt dışında yayımlanmış olan birçok uluslarası makalede alkali su dan kasıt alkali iyonize sudur. Antioksidan özelliği tam olarak ifade etmese de ORP (Oxidation Reduction Potantial- Oksidasyon İndirgeme Potansiyeli) ile belirleyebilmekteyiz.

ORP bir nevi suyun depolanmış enerji seviyesini gösterir diyebiliriz. Negatif olan ORP değerleri suyun indirgenmiş halde olduğunu yani elektron çalma hırsızlarına karşı savaşacak bol miktardaki negatif iyonları ile bir potansiyel enerjisi olduğunu ifade etmektedir. Soluduğumuz havada bulunan aktif oksijen mükemmel bir elektron hırısızıdır. Hayatımızı devam ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz havadaki aktif oksijen aynı zamanda vücudumuzdaki hücrelerden de elektron çalarak hücrelerimizin yapısını ne yazıkki bozmaktadır. Serbest radikaller diye adlandırdığımız elekton hırsızları vücudumuzda dolaşarak sağlıklı hücrelere saldırıda bulunarak hücre yapısını bozmaya çalışırlar. Tabiki vücudumuzda bu hırsızlarla mücadele etmeye çalışır. İşte bu noktada antioksidan suyu savaşan iki ordudan birisine 3-5 misli takviye kuvvet yapan savaşçı olarak tanımlayabiliriz. Antioksidan su vücudumuz tarafındadır, vücudumuzda yüzen mayın gibi dolaşan serbest radikalleri etkisiz hale getirir. Serbest radikallerden kaçınabilmenin imkanı yoktur. Soluduğumuz hava, yediğimiz yiyecekler, içtiğimiz içecekler, alkol, sigara, stres bol miktarda serbest radikal barındırır. Bu serbest radikaller astım, kanser, hipertansiyon, diyabet, kabızlık, alerji gibi rahatsızlıklara neden olmaktadır. Bu rahatsızlıkların tam net tedavileri henüz ortaya koyulamamıştır. Öyleyse yapabileceğimiz tek şey alkali su gibi iyonize olması kaydıyla serbest radikallere karşı savaşacak ordu sayısını artırmaktır.

 

Alkali su içerek zayıflamak mümkün müdür?

alkali su içerek zayıflayın

 

Bilim insanları fazla kilo (obezite) ile ilgili bir genin varlığını keşfettiler. Tek suçlu bu genmidir, bu geni yok ederek obezite hastalığından kurtulunabilir mi bilinmez ama insanlarının bir kısmının bu rahatsızlıktan yakındığı net bir gerçektir. Kararlı ve azimli bir çalışmayla yapılan spor ve diyet kombinasyonunda pek az insan başarılı olup normal kilolarına dönebilmektedir. Aşırı miktarda kilo aldıktan sonra normal kilolara dönmek çok zor olduğu gibi kilo kaybıyla estetik ve sağlık açısından başka sorunlarla da karşılaşılabilmektedir. Herşeyden önce obeziteyle mücadele için vücudumuzun sesini dinleme miz gerekir. Eğer hızlı bir şekilde kilo almaya müsait bir yapımız varsa diyetimizi buna göre muhakkak ayarlamamız gerekiyor.Neden kilo aldığımızı basit bir şekilde anlatacak olursak, yapımız alkali su içerek zayıflamak mümkündürgereği bizler hareket eden canlılarız. Bizi hareket ettirecek enerjiyi gıdalar ve içeceklerden sağlamaktayız. Eğer sağladığımız enerji ile harcadığımız enerji arasında büyük miktarlarda fark oluşursa vücutta genelde yağ asitlerinden kaynaklanan atık maddeler oluşur. Hücreler arasındaki tüm alışverişler kan aracılığı ile yapıldığından bu asitli maddeleri nötralize edebilecek alkali maddelere ihtiyaç duyulur. Bu alkali maddeler arasında suda bulunan kalsiyum, magnezyum, sodyum, potasyum gibi mineralleri sıralayabiliriz. Ancak bu minerallerin “iyonik formda” olması çok önemlidir. Alkali suda bol miktarda iyonik formda bulunan bu maddeler asidik artıkları nötralize ederek vücuttan atılımını sağlar. Hani derler ya “ne yapayım içtiğim su bile yarıyor” gerçekten de çok doğru ve önemli bir sözdür. Yapılması gereken çok basittir, içtiğiniz suya dikkat edeceksiniz! Alkali iyonize su içerisinde iyonik formda barındırdığı bol miktardaki mineraller vasıtası ile zayıflamanıza yardımcı olur. Ancak siz derseniz ki canım ne isterse yiyeyim üstüne de alkali su içeyim afiyet olsun ama bu sizin sağlığınız açısından faydalı olmayacaktır. Obezite problemi olsun olmasın dengeli beslenme, spor, aktif yaşama tarzı çok önemlidir bunlara dikkat ettiğiniz sürece dış faktörleri bir kenara koyarsak vücudunuzda hangi gen olursa olsun uzun ve sağlıklı yaşarsınız.