Alkali Diyet

Alkali diyet ile hayatımızı çok daha sağlıklı bir şekilde sürdürebiliriz. Vüdumuz çeşitli organlardan oluşup işleyen bir sistemi vardır. Bu organlarımızın kendine has görevleri ve netice itibariyle PH değerleri vardır. Midemizin ph değeri asidik iken boşaltım sistemimizin ph değeri alkalidir, hücrelerimize ihtiyacı olan besin ve mineralleri taşıyarak atıkları uzaklaştıran kanımızın PH değeri de 7,35-7,45 arasında değişir. Hiçbir beslenme çeşidi bu organlarımızın PH seviyesini değiştiremez. Vücudumuzdaki sistem bu PH düzeylerinde çalışmak için programlanmıştır. Ancak asidik beslenme, alkali beslenme çevresel faktörler genetik yapımıza bağlı olarak bazı organlarımızda asidik artıkların birikimine yol açarak hücrelerin bozulmasına ve işlevlerini yerine getirememesine yol açabilmektedir. Bu bakımdan diyetimiz oldukça önemlidir. Bizim burada kastetmeye çalıştığımız alkali diyet zayıflamak için bir reçeteden ibaret değildir, alkali diyetten kasıt beslenme tarzıdır. Zayıflamak için diyet araştıranlar diyetisyenlerden, konunun uzmanı doktorlardan yardım alabilirler. Ancak kişisel olarak da hızla alınan ve verilen kiloların karşısında olduğumuzu belirtmeliyim. Herşeyden önce insanın kendi yapısını tanıması vücudunun ihtiyaç duyduğu maddeleri bilmesi ve sınırlarını kendi çizmesi taraftarıyım. Herbirimizin genetik yapısı farklı olduğundan zaafiyetlerimiz de farklı olabilmektedir. 70 sene sigara içip kanser olmayan birini örnek alarak ben de olmayabilirim hissiyatıyla hareket etmek doğru bir yaklaşım değildir. Sağlığımızı tehdit eden unsurlar bellidir bunlardan mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışmalıyız. Uzak duramadığımız unsurlara karşı da savaşacak tedbirleri almalıyız. Mesela şehir yaşamının getirmiş olduğu hava kirliliği, hücre yapımızı bozan frekanslar, stres gibi unsurlardan kaçabilmemiz oldukça zordur. Bu unsurlar serbest radikal şeklinde hücre yapılarımızı bozmaya çalışırlar. Öyleyse vücudumuzu serbest radikallere karşı antioksidan besin ve içeceklerle koruma altına alabiliriz. Antioksidanlar serbest radikallere karşı mücadele ederek toksik etkileri nötralize ederler. Alkali diyet içerisinde de serbest radikallare karşı savaşacak bol miktarda antioksidan madde bulunmaktadır. Yediğimiz yiyecekler ve içecekleri alkali ve asidik olmak üzere iki grupta sınıflandırabilmekteyiz. Alkali yiyecekler ve içecekler insan sağlığı açısından tüketilmesi sıklıkla tavsiye edilen ürünlerden oluşmaktadır. Alkali diyet ile asidik tarzdaki yiyeceklerin hiçbir şekilde tüketilmemesi gerektiği gibi yanlış yaklaşımlar da ortaya çıkabilmektedir. Oysa ki asidik yiyeceklerin içerisinde de insan sağlığı açısından son derece yararlı besinler bulunmaktadır. Ancak bunların tüketimini belirli bir düzende tutarak alkali yiyecekler takviyesi ile dengeli bir şekilde yapmak son derece önemlidir. Asit ve alkali dengesini iyi ayarlayabildiğimiz zaman vücut sistemimizin işini kolaylaştıracak ve hastalıklara yakalanma riskini oldukça düşürmüş olacağız. Alkali diyeti kolaylıkla uygulayabilmek için tarafımızdan hazırlanmış olan alkali besin skalasından faydalanabilirsiniz. Bu yiyeceklerin besin skalasını incelediğinizde bazı besinlerin kuvvetli alkali ve bazı besinlerin de kuvvetli asidik olduklarını göreceksiniz. Bu besinleri tüketirken özellikle dikkat etmeniz ve ph seviyesini nötr'e yakın hafif alkali şeklinde ayarlayabilmeniz gerekmektedir. Örneğin kırmızı et türü yiyeceklerin ph seviyesi oldukça düşüktür, bunu dengeleyebilmek için alkali seviyesi yüksek olan brokoli, soğan taze yeşillikleri yanında bol tüketmek gereklidir. 

Evde kendi kendinize alkali su hazırlamanız mümkün. Bunun için evde sıklıkla kullandığımız nesnelerden faydalanabiliriz. Alkali su demek ph seviyesi 7'nin üzerinde su demektir. Musluk suları ve kullandığımız şişe suyu, damacana suyu gibi suların PH seviyesi 7 civarında olup yani nötr diyebiliriz. Eğer suyumuzun PH seviyesini yükseltmek istiyorsak su içerisine yarım limon sıkıp içebiliriz. Bu şekilde içtiğimiz suyun PH seviyesi yükselmiş olur. Evde limon yoksa karbonat ya da sirke kullanarak da içtiğimiz suyun PH seviyesini yükselterek alkali hale dönüştürebiliriz. Ancak unutmayalım bu şekilde sadece içtiğimiz suyun PH seviyesini yükseltmiş oluruz. Suyun molekül yapısında herhangibir değişiklik olmaz. Altıgen molekül yapılı alkali su elde edebilmek için suyun aktive edilmesi şarttır. Bu da elektroliz yöntemi  ya da uzak dalga boylu kızılötesi ışınların su moleküllerini aktive etmesi ile gerçekleşebilir. Altıgen moleküllü suyun PH seviyesinin yüksek olmasının yanında antioksidan özelliği de olup hücrelerimize detoks etkisi uygulamaktadır. Bu tür bir suyu elde etmenin en kolay yolu alkali çubuk ya da antioksidan sürahidir.

Alkali su bebeğin cinsiyetini belirler mi?

alkali su içenler erkek bebek sahibi oluyorSon yıllarda yapılan araştırmalar alkali su içen çiftlerin erkek bebek sahibi olma olasılığını artırdığı gözlenmiştir. Özellikle uzakdoğu ülkelerindeki erkek bebek sahibi olma arzusu ordaki insanları erkek bebek sahibi olmak için neler yapılması gerekir sorusunu araştırmaya itmiştir. Geleneksel çin tıbbında erkek çocuk sahibi olma olasılığını artırmak için bir çok yöntem vardır. Bunların çoğunluğu beslenme ile alakalıdır. Hayatımızın kaynağı olan su da erkek ya da kız çocuğu sahibi olmak isteyenler için belirleyici bir unsurdur. Suyun PH seviyesinin yüksek olması ve içerdiği bol miktardaki negatif iyonlar ve çözünmüş oksijen seviyesi, iyonik kalsiyum, magnezyum gibi alkali minerallerin bol miktarda bulunması erkek çocuk sahibi olma olasılığını artırırken, tersine PH seviyesinin düşük olması yani suyun asidik karakterde olması negatif iyon, çözünmüş oksijen ve minerallerin az miktarda bulunması kız bebek sahibi olma olasılığını artırmaktadır. Yalnız bütün bunlar bir olasılıktan ibarettir, kesin garanti sonuç vermez. Spermler alkali, vajina ise asidik bir ortamdır. PH seviyesi yüksek bir su tüketmek vücudun alkalinitesini etkilediği gibi vajinanın da ph düzeyini etkiler. Erkek kromozomu taşıyan spermler vajina içerisinde hızlı hareket ederler buna karşın kız kromozomu taşıyan spermler vajinada yavaş hareket ederler. Erkek kromozomlarını taşıyan spermlerin alkali ortama yatkınlığı, kız kromozomları taşıyan spermlerin asidik ortama yatkınlığı dayanıklılık açısından kız kromozomu taşıyan spermleri daha ön plana çıkarmaktadır. Böylelikle aradaki bu fark elimine edilmiş olur. Ancak PH seviyesi yüksek suların tüketilmesiyle vajinal ortamın PH seviyesinin yükseltilmesi erkek kromozomu taşıyan spermlere ekstra bir avantaj sağlar. Böylelikle erkek kromozomu taşıyan sperm hücrelerinin yumurtayı dölleme olasılığı artmış olur. Son yıllarda Güney Kore, Taiwan, Japonya, Çin gibi uzakdoğu ülkelerinde alkali iyonize su üreten cihazların yaygın olarak kullanılmaya başlaması erkek çocuk nüfusunu önemli oranda artırmış olup ilerisi için sorun teşkil edip etmeyeceği tartışma konusu olmuştur. Ancak milyarlarca spermin yumurtaya varış yolculuğu meşakkatli bir şekilde gerçekleşmekte ve sonuçta en iyiler ve birazda şansı olanlar yumurtaya varabilmektedir. 

alkali su içen herkes erkek bebek sahibi olabilirBebek cinsiyeti belirleme konusunda teknolojinin ilerlemesi ile %100'e yaklaşan metotlar geliştirilmiş, hatta sperm hücreleri kontrol edilerek suni dölleme metoduyla istenilen cinsiyette bebek sahibi olma şansı doğmuştur. Ancak bu bana göre bir nevi doğaya müdahale etmektir. İnsanoğlu çeşitli zamanlarda doğaya müdahale etmiş ve sonuçlarını kötü bir şekilde görmüştür. Ekosistemde herşey bir denge üzerine kuruludur. Bu sisteme dışarıdan müdahale etmek tahmin edilemeyen sonuçlar doğmasına yol açabilmektedir. Tarımsal amaçlı olarak zararlılarla mücadele için zararlıların düşmanlarının o bölgelere yerleştirilmesi ve çoğalmalarının sağlanması ekolojik dengenin bozulmasına ve geri dönülemez başka problemlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu tip işlemlerin kontrollü bir şekilde simülasyon programları geliştirerek uygulanması gerekir. Doğadaki erkek ya da kız nüfusunun kontrolsüz bir şekilde artması tahmin edemeyeceğimiz problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. İnsanların çoğunluğunun erkek çocuk istemesi ve bu tip cinsiyet belirleme çalışmaları erkek nüfüsunun artması tersi olarak da popülasyondaki kadın nüfusunun artmasına neden olup çeşitli kaoslarla birlikte bir karmaşa ortamı ve insanlığın sonunun gelmesine bile neden olabilir görüşündeyim. Erkek ya da kız çocuk olsun doğanın dengesi içerisinde müdahale edilmeden geliştiği sürece insanlığın daha ileri seviyelere ulaşacağı kanaati içerisindeyim. Önemli olan soyun devam etmesi, erkek ya da kız olmasının öneminin olmaması gerektiğine inananlardanım. Ekolojiye bilmeden yapacağımız her müdahale tahmin edemeyeceğimiz sonuçlar doğurabilir, bu konuda dikkatli ve duyarlı olmalıyız. Alkali iyonize su içmenin erkek çocuk sahibi olma olasılığını artırdığı yönünde çalışmalar vardır ancak bunlar kesinlik içermemektedir. Vücudun anatomisi bakımından kişinin beslenme alışkanlıkları da büyük önem arz etmektedir. Bu konuda çiftlerin erkek çocuk sahibi olmaları için alkali iyonize su içmeleri gerektiği yargısına kapılmak bana göre yanlıştır. 

 

Alkali Filtre

Alkali filtre denilince akla ilk gelen suyun PH seviyesinin 7'den yukarıda olmasını sağlayan filtredir. Alkali filtreler nasıl olup da PH seviyesinin 7'nin yukarıda olmasını sağlıyor? Reverse osmosis (ters osmoz) sistemler genel olarak asidik karakterli su üretmektedir.Burada giriş suyunun PH seviyesi ve mineral kompoziyonu önemlidir. Şehir şebeke suları ortalama 7 civarında PH değeri vermektedir. Buna bağlı olarak da reverse osmosis cihazları 5,5~6,5 PH seviyesinde su üretmektedir. Bu asidik sular vücudumuz için çok faydalı olan sular değildir. Kanımızın PH seviyyesi 7,34'dür ve vücudumuz bu PH seviyesini korumak için sürekli bir çaba içerisindedir. Son zamanlarda edinilen beslenme alışkanlıkları oldukça asidik karakterdedir. Etçil beslenme, fast food tarzı yiyecekler, gazlı içecekler, bir çok hazır gıda inanılmaz ölçüde asidik karakterdedir. Bu yüzden uzmanların çoğunluğu alkalinitesi yüksek suları tüketmenin sağlık açısından son derece faydaları olacağı görüşündedir. PH seviyesi yüksek bir su diyetimiz için oldukça faydalı olacaktır. Vücudumuz PH seviyesini korumak için dışarıdan aldığımız besinlerden ve suda bulunan minerallerden faydalanmaktadır. Bu mineraller yeteri kadar bulunmuyorsa vüdumuzun PH seviyesini dengelemek için kemiklerimizdeki kalsiyum mineralinden faydalanma yoluna gitmektedir. Bu da kemik erimesi hastalığının başlamasına yol açmaktadır. Kemik oluşumu tamamlandıktan sonra kemik hücreleri kendilerini yenileyemez ve bu hastlaık geri dönülemez sonuçlara yol açmaktadır. Bu tür rahatsızlıklardan korunmak için muhakkak diyetimize önem göstermeliyiz.Bunlardan en önemlisi belki de PH seviyesi yüksek alkali su tüketmektir.

Uluslarası içme suyu standartları ve ülkemizdeki içme suyu satndartlarına göre suyun kabul edilebilir ideal PH seviyesi 6,5~9 aralığında olması gerekir. Bazı alkali su üreten cihazlar PH 9, 10, 11 gibi yüksek seviyede alkali su üretebilmektedir. Yapılan çeşitli araştırmalar PH seviyesi çok yüksek olan bu suları tüketmenin çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Japonya, Güney Kore, Taiwan, Çin, Amerika, Kanada, İngiltere gibi ülkelerde bu tip cihazlar medikal cihaz sınıfına sokulmuş ve kullanımları doktor kontrolüne bağlanmıştır. Gerçekten de hastalıkları tedavi aşamasında ne kadar süreyle ne miktarlarda yüksek PH'lı su tüketileceği önemli bir konudur ve doktor kontrolünde olması önemlidir. Bu tip cihazlar ülkemizde ne yazıkki bilinçsiz kullanılmaktadır. Nasıl ki Ph seviyesi asidik olan bir su tüketmek zararlı ise PH seviyesi 11 olan bir suyu uzun bir süre boyunca tüketmek de uzun vadede zarar getirecektir. Vücudumuzun dengesini bilmeli, anlamalı ve ona göre hareket etmeliyiz

Uzmanlar PH derecesi yüksek alkali suların tüketilmesinin yanında asıl önemli olan konunun suyun ORP değerleri olduğu konusunda birleşmektedir. Negatif ORP değerleri yüksek olan sular antioksidan özellik gösterir. Antioksidan maddeler bağışıklık sistemimizi güçlendirerek hastalıklara karşı direnç kazanmamızı sağlarlar. Yaşadığımız ortam şehir hayatı, stres, sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklar, yediğimiz yiyecekler ve içecekler, soluduğumuz hava bol miktarda serbest radikal içermekte ve bunlar bağışıklık sistemimizi çökerterek çeşitli organlarda tahribatlara ve astım, alerji, hipertansiyon, diyabe, kanser gibi tedavisi olmayan kalıcı hastalıklara neden olmaktadır. Bunları engelleyebilmek için sürekli olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirmeliyiz. Hergün tüketmek zorunda olduğumuz suyun antioksidan özellikli olması çok akıllıca bir hareket olacaktır. Antioksidan sular görünüş ve tat itibariyle diğer sulara benzesede yapı şekliyle diğer sulardan oldukça farklıdır. Molekül yapısı oldukça küçük olan antioksidan sular normal sulara göre hücrelere 3kat daha hızlı bir şekilde nüfuz ederler. Bünyesinde serbest radikallerle savaşacak yoğun miktarda negati elektron barındırırlar. Negatif elektronlar serbest radikallerin üzerine giderek imha ederler, böylece organlarımıza zarar veremeden imha edilmiş olurlar. 

Her alkali filtre antioksidan özellik göstermez. Alkali filtre özellikle reverse osmosis sistemleri ile birlikte kullanılan bir filtre çeşididir. Kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum gibi alkali minerallerin suda çözünmesi suretiyle PH seviyesi artar. PH seviyesinin istenilen miktarlarda artabilmesi kullanılan filtrenin kalitesine bağlıdır. Her alkali filtre suyun PH seivyesini ne yazıkki artırmıyor. Piyasadaki bir çok filtre üzerinde alkali yazmaktan başka ne yazıkki başka bir işlev göstermemektedir. PH ölçümlerinde çoğu filtrenin ancak 0,1 oranda bir değişim gösterdiğini, reverse osmosis sistemlerinde kullanıldığında suyun yine asidik tarafta kaldığını maalesef üzülerek gördük. Bu hususta alkali filtrenin kalitesi çok önemlidir. Bazı filtreler alkali olmasının yanında suyu aktive ederek suya antioksidan özellik de kazandırabilmektedir.Aktive edilmiş suya uzmanlar "canlı su", "yaşayan su" gibi isimlerle hitap etmektedir. Aktive edilmiş suyun molekül yapısı karmaşık halden düzgün altıgen molekül demetlerine dönüşmektedir. Bol miktarda negatif elektron sağlayan bu alkali filtreler aynı zamanda antioksidan özellik göstermektedir. Gümüş iyonlarının nano partiküller halinde suyla temas etmesi suda bulunabilecek herhangibir bakteri varlığına karşı antibakteriyel özellik göstermektedir. Ters osmoz membranlarının gözenekleri çok küçük olduğu için bakteri ve virüs gibi mikoorganizmaların geçişine izin vermez. Ancak depolu sistemlerde depoda bekleyen su kalitesi zamanla bozulabilir havayla temas halinde mikroorganizmalar üreyebilir. Bu durum sağlığımız açısından risk oluşturabilir. Suyun tam korunması açısından depolu sistemlerde depodan geçtikten sonra bu tarz bir antibakteriyel filtrenin kullanılması bir gereklilikdir. 

Sitemizde satışını yapmış olduğumuz Biocera alkali filtre piyasada detox, infrared, alkali, antibakteriyel, ultraviyole gibi isimlerle satılan filtrelerin yapmış olduğu işlevin çok daha kalitelisini tek başına yapmaktadır. Suyun PH seviyesi 8-10 aralığında, negatif ORP değeri -50~-450 aralığında değişkenlik göstermektedir. 4A etkisi dediğimiz AlkaliAntioksidanAntibakteriyelAltıgen özellik bu alkali filtremiz içerisinde mevcuttur. A sınıfı kalitede bir filtre olup NSF, FDA gibi uluslarası kuruluşlardan sertifika belgelerine sahiptir. Son aşamada bu filtreyi gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.Alkali seviyesini PH test kağıtları, cep tipi PH metreler, alkalinite tayini yapan solüsyonlardan öğrenebileceğiniz gibi antioksidan özelliğini de ORP ölçen cihazlar ya da evinizde uygulayabileceğiniz basit testlerle öğrenebilirsiniz.Örneğin piyasadan elde edebileceğiniz yaprak yeşil çay taneciklerini iki bardak alarak normal suya ve Biocera alkali filtreden geçmiş suya attığınız vakit Biocera Alkali Filtreden geçmiş olan suyun yeşil çayı çok daha hızlı bir şekilde çözdüğünü gözlemleyebilirsiniz. Bu Biocera alkali suyun molekül yapısının çok küçük olduğu ve antioksidan özellik gösterdiğinin bir işaretidir.

 

Alkali su cihazı

Alkali iyonize su üreten cihazAlkali su üreten cihazlar 1960'lı yıllarda Japonya'da keşfedilmiştir. Tarımsal amaçlı olarak kullanılan bu cihazlar bitkilerin büyüme potansiyelini oldukça geliştirdikleri gibi ürün rekoltesini de 2-3 kat artırabilmiştir. Daha sonra sağlık bakımından olumlu etkilerinin de farkedilmesiyle alkali su ve faydaları yüzlerce makaleye konu olmuştur. Alkali tabiri bilindiği gibi PH seviyesi 7'den yüksek sular için kullanılmaktadır. Yalnız buradaki alkalilik tek başına PH seviyesinin yüksek olması anlamını içermemektedir. Japonya'da keşfedilen ilk cihaz elektoliz yöntemi ile çalışmaktaydı. Günümüzde yine elektroliz yöntemi ile çalışan ev tipi alkali su cihazları satışa sunulmaktadır. Bu alkali su cihazları basitçe bir anot ve katot çubuğu ile diyaframdan oluşmaktadır. Elektroliz işlemi ile çubuklara verilen elektrik akımlar + ve - yüklü iyonları kendilerine çekerler, aradaki diyafram + ve - yüklü iyonların birbirinden ayrı kalmasını sağlar. Verilen elektrik akım şiddetine göre bu tip cihazlarda PH seviyesini ayarlamak mümkün olabilmektedir. + (pozitif) yüklü iyonların bulunduğu haznedeki su alkali, - (negatif) yüklü iyonların bulunduğu haznedeki su asidik karakterli olmaktadır. Bu işlemle birlikte su molekül yapısı küçülerek altıgen yapılı düzgün iyon (ion) su vaziyetini alır. Su molekül yapısı küçüldüğü ve negatif oksidasyon indirgeme potansiyeli (ORP) arttığı içi su antioksidan özellik kazanır. Bu su düzenli olarak tüketildiği vakit bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi vardır. Suyun içilebilir olması açısından evsel tip alkali su cihazlarında ön filtrasyon filtreleri kullanılmaktadır. bazı cihazlarda suya mineral takviye edici filtreler de kullanılabilmektedir. Diğer bir metod ise doğadan elde edilen minerallerin nano teknoloji ile seramik küre şeklindeki kompozisyonda üretilmesi ile suya farklı özellikler kazandıran alkali antioksidan filtrelerdir. Burada elektrik kullanılmadığı gibi ön filtrasyondan sonra suya takviye alkali mineraller kazandırılarak PH seviyesi artırılır ve minerallerin doğadaki özelliklerini hızlı bir şekilde göstermesiyle su altıgen molekül yapısında döner ve antioksidan nitelik kazanır. 

Alkali su üreten cihazlar ve filtreler marka marka değişik kalitede su elde etmektedir. Alkali su cihazlarının fiyatları da özelliklerine ve sahip oldukları sertifikalara bağlı olarak farklılık göstermektedir. Genel olarak kıyaslama yapılacak olursa iki metodla üretilen alkali sular sağlık açısından son derece faydalıdır. Elektroliz yöntemi yapay bir method olup su elektrik akımları vasıtasıyla aktivasyon sürecine girer, + ve - yüklü iyonlar farklı haznelerde toplandığı için birbirinden bağımsız farklı iki karakterde alkali ve asidik su üretilir. Asidik su cilt için oldukça faydalıdır, el, yüz, ayak ve saç bakımında kullanılabilir kuvvetli okside gücü ile yaraları hızla iyileştirme ve antiseptik özellikleri vardır, hijyen yaratır. Ancak alkali su kısmında negatif değerlikli iyonlar kaybedildiğinden bu minerallerden fayda sağlanamaz. Doğadaki alkali sular içinde pozitif iyonlar olduğu gibi negatif iyonlar da vardır. Yapay bir proses olduğu için su aktivasyon sürecine girdikten kısa bir süre sonra eski haline dönmeye başlar. Genellikle iyonizer cihazlarında alkali su üretildikten yarım saat sonrasına kadar üretilen suyun tüketilmesi tavsiye edilir. Buzdolabında saklandığı vakit su özelliklerini yitireceğinden yaz aylarında ılık su içemeyenler için handikap oluşturmaktadır. Buna karşın iyonizer cihazlarında istenilen PH seviyesinde su elde etmek mümkündür. Bazı cihazlarda PH 3,4,5,6,7,8,9,10,11 gibi değerler elde etmek mümkündür. Yurtdışında özellikle Amerika, Kanada, Güney Kore, Japonya ve Çinde bu tip cihazlar medikal cihaz olarak kabul edilmiş ve bazı hastalıkların tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Tedaviler kür şeklinde sağlanıp doktor kontrolünde gerçekleşmektedir. Seramik kürecikler vasıtasıyla elde edilen alkali sular ise tamamen doğadaki sulara yakın bir özellik gösterir. Hatta seramik küreciklerle temas ederek aktive edilmiş su uzun bir süre etkisini yitirmeden özelliklerini muhafaza edebilmektedir. Yine de bu süre 1-2 gün ile sınırlıdır. Bu tip suları buzdolabında sakladığınız vakit özellikleri bozulmaz ancak kaynatıldığı vakit molekül yapıları değişeceğinden bazı özelliklerini yitirecektir. Aktive edilmiş sular için en uygun içim sıcaklığının oda sıcaklığı olduğu düşünülmektedir. Özellikle sabahları uyanır uyanmaz içilen iki bardak aktive edilmiş su vücuttaki toksinleri uzaklaştırdığı gibi hücrelerin çok ihtiyacı olduğu suyu da hemen karşılayacaktır. Bu şekilde normal bir insan günden güne bağışıklık sistemini rahatlıkla güçlendirebilmektedir. Son olarak alkali su cihazlarını fiyat bakımından da kıyaslayacak olursak doğadan elde edilen minerallerle üretilen antioksidan suyun daha uygun maliyetli olduğu açıkça görülmektedir. 

Biocera alkali iyonize su iyileştirme sistemleri

Akvaryum su arıtma

Akvaryum su arıtma konusunu iki ana başlıkta inceleyebiliriz. Birincisi akvaryum içi su arıtma (mekanik, biyolojik arıtma) ikincisi ise akvaryuma konulacak suyun elde edilmesi için yapılan arıtma işlemidir. 

Akvaryum içi arıtma iç ve dış filtreler vasıtası ile yapılmaktadır. Akvaryum tankının hacmine göre çeşitli ebatlarda olan iç ve dış filtreler çeşitli debilerde suyu çevrim yaparak mekanik ve biyolojik arıtma gerçekleştirmektedir. Balıkların sağlıklı yaşayabilmesi için akvaryum suyunun temiz ve doğadaki şartlara yakın olması gerekmektedir. Akvaryumlarda karşılaşılan en sık problem çözünmüş oksijen eksiklidir. Fanus gibi havalandırma yapılmayan akvaryumlarda çözünmüş oksijen problemi oldukça sık yaşanır ve bu tip akvaryumlarda sık su değişimi yapılması gerekir. Akvaryum suyu içerisinde çeşitli görevleri bulunan faydalı bakteriler de yer almaktadır. Bu bakterilerin kaybolmaması için akvaryum temizliği asla komple bir şekilde yapılmaz. Yapılan en yaygın yanlış uygulama balıkların bir kovaya alınıp, akvaryum tankının tepeden tırnağa temizlenmesidir. Buradaki faydalı bakteriler yok olup tekrar aynı ortamın sağlanması için uzun süreler beklenmesi gerekebilmektedir. Bu süre zarfında balıklar adapte olamayıp ya da zararlı bakterilerin baskın gelip çoğalması sonucu ortam habitatı değişip balık ölümlerine rastlanabilmektedir. 

Akvaryumda su arıtmayı sağlayan iç filtreler genelde sünger yapıda olmaktadır. Su çevrimi sağlayan motor akvaryum suyunu sürekli olarak filtre ederek kirliliklerden arınmasını sağlar. Sünger kaba partikülleri tuttuğu gibi bakterilerin üremesi için de uygun bir ortam oluşturur. Burada konumlanan bakteriler fazla yemleme ve balık dışkılarındaki amonyak nitrat gibi zararlıları azota dönüştürerek doğada gerçekleşen azot döngüsünü hızlı bir biçimde sağlar. Filtre suyu verirken aynı zamanda havalandırarak verir böylece çözünmüş oksijen seviyesinin de düşmemesi sağlanmış olur. Zaman içerisinde doygunluğa ulaşan filtre temizlenmeli belli periyotlarla da dip çekimi yapılarak akvaryum suyu tazelenmelidir. Dip çekiminin 1/3 oranını geçmemesine dikkat edilmelidir. Akvaryum içerisine konulan su bol oksijenli, taze, yabancı maddelerden arınmış ve klorsuz olmalıdır. Su sıcaklığı da akvaryum suyu sıcaklığına yakın bir değer olmalıdır. 

Dış filtreler akvaryum suyunu arıtmada büyük tanklarda tercih edilmektedir. Büyük tanklarda su değerlerini sağlamak küçük tanklara göre nispeten daha kolay olmaktadır. Dış filtreler katmanlı yapıları ile çok daha spesifik bir arıtma gerçekleştirirler. Seramik, bioball, substrat, siporax, matrix, aktif karbon, zeolit, sünger, elyaf gibi malzemeler dış filtrelerde kullanılmaktadır. Değişik amaçlar için bu filtre malzemeleri farklı kombinasyonlarda kullanılabilmektedir. Aktif karbon akvaryum içerisinde ilaçlama yapıldığı zaman ilacın etkisini gösterip işlevi bittikten sonra zararsızca sudan alınması için kullanılır. Balıkların ihtiyaç duyduğu temiz su değerlerine kısa sürede şok altında kalınmadan geçiş yapılmış olur.

Akvaryuma temiz su elde etmek için de su arıtma sistemlerinden faydalanılır. Şehir şebeke suları klor içerdiğinden dolayı balıklar için son derece zararlıdır. Su değişimleri direk şehir şebeke suları ile yapıldığı vakit ani balık ölümleri dahil çeşitli hastalıklarla mücadele edilmek zorunda kalınabilir. Şehir şebeke suları dinlendirilerek verilmesi muhtemel kirliliklerin önlenmesi için su arıtma filtrelerinden geçirilerek akvaryum tankına dolum yapılmalıdır. Akvaryumlarda kullanılan en sık filtre sistemleri spun sediment filtreler ve aktif kabon filtrelerdir. Aktif karbon filtreler sudaki kloru tamamen absorblayarak bünyesine alır, böylece şehir şebeke suları bekleme yapılmadan akvaryum tanklarına doldurulabilir. Özellikle büyük akvaryum tanklarında yapılacak 1/3 su değişimleri büyük sıkıntı yaratmaktadır. 200-300 litre gibi bir suyu bir gün boyunca dinlendirmek oldukça zahmetli bir iştir. Bu tip akvaryumları olan kişiler için aktif karbon filtreleri konfor olmaktan öte bir gereklilikdir. Bazı balık türleri doğası gereği alkali sularda yaşamakta bazıları da asidik sularda yaşamaktadır. Discus gibi asidik sularda üreyebilen balık türleri için kimyasal kullanmadan PH seviyesini düşürmek için reverse osmosis cihazları kullanılır. Sitemizde akvaryumlar için kullanılan basit tipte reverse osmosis cihazları mevcuttur. Musluğa takıp çalıştırılabilen bu cihazlar discus balıklarının yumurtalarını muhafaza edebilmesi için gerekli ortamı sağlayabilmektedir. Pek çok müşterimiz reverse osmosis cihazlarımızı kullanarak discus yavru üretiminin keyfine varabilmiştir.Bazı ciklet türleri de aksine alkali ortamlardan hoşlanmakta ve üreme yapabilmektedirler. Bu ciklet türleri için de yine kimyasal kullanmadan alkali su elde eden antioksidan özellikli cihazlarımız mevcuttur. Bu cihazlarımızla kimyasal kullanmadan doğal minerallerle yüksek PH seviyelerinde su üretmek mümkündür, balıkların en çok hoşlandığı ortam bu cihazlarla sağlanabilmektedir.

Akvaryum su arıtma

Akvaryum su arıtma konusunu iki ana başlıkta inceleyebiliriz. Birincisi akvaryum içi su arıtma (mekanik, biyolojik arıtma) ikincisi ise akvaryuma konulacak suyun elde edilmesi için yapılan arıtma işlemidir. 

Akvaryum içi arıtma iç ve dış filtreler vasıtası ile yapılmaktadır. Akvaryum tankının hacmine göre çeşitli ebatlarda olan iç ve dış filtreler çeşitli debilerde suyu çevrim yaparak mekanik ve biyolojik arıtma gerçekleştirmektedir. Balıkların sağlıklı yaşayabilmesi için akvaryum suyunun temiz ve doğadaki şartlara yakın olması gerekmektedir. Akvaryumlarda karşılaşılan en sık problem çözünmüş oksijen eksiklidir. Fanus gibi havalandırma yapılmayan akvaryumlarda çözünmüş oksijen problemi oldukça sık yaşanır ve bu tip akvaryumlarda sık su değişimi yapılması gerekir. Akvaryum suyu içerisinde çeşitli görevleri bulunan faydalı bakteriler de yer almaktadır. Bu bakterilerin kaybolmaması için akvaryum temizliği asla komple bir şekilde yapılmaz. Yapılan en yaygın yanlış uygulama balıkların bir kovaya alınıp, akvaryum tankının tepeden tırnağa temizlenmesidir. Buradaki faydalı bakteriler yok olup tekrar aynı ortamın sağlanması için uzun süreler beklenmesi gerekebilmektedir. Bu süre zarfında balıklar adapte olamayıp ya da zararlı bakterilerin baskın gelip çoğalması sonucu ortam habitatı değişip balık ölümlerine rastlanabilmektedir. 

Akvaryumda su arıtmayı sağlayan iç filtreler genelde sünger yapıda olmaktadır. Su çevrimi sağlayan motor akvaryum suyunu sürekli olarak filtre ederek kirliliklerden arınmasını sağlar. Sünger kaba partikülleri tuttuğu gibi bakterilerin üremesi için de uygun bir ortam oluşturur. Burada konumlanan bakteriler fazla yemleme ve balık dışkılarındaki amonyak nitrat gibi zararlıları azota dönüştürerek doğada gerçekleşen azot döngüsünü hızlı bir biçimde sağlar. Filtre suyu verirken aynı zamanda havalandırarak verir böylece çözünmüş oksijen seviyesinin de düşmemesi sağlanmış olur. Zaman içerisinde doygunluğa ulaşan filtre temizlenmeli belli periyotlarla da dip çekimi yapılarak akvaryum suyu tazelenmelidir. Dip çekiminin 1/3 oranını geçmemesine dikkat edilmelidir. Akvaryum içerisine konulan su bol oksijenli, taze, yabancı maddelerden arınmış ve klorsuz olmalıdır. Su sıcaklığı da akvaryum suyu sıcaklığına yakın bir değer olmalıdır. 

Dış filtreler akvaryum suyunu arıtmada büyük tanklarda tercih edilmektedir. Büyük tanklarda su değerlerini sağlamak küçük tanklara göre nispeten daha kolay olmaktadır. Dış filtreler katmanlı yapıları ile çok daha spesifik bir arıtma gerçekleştirirler. Seramik, bioball, substrat, siporax, matrix, aktif karbon, zeolit, sünger, elyaf gibi malzemeler dış filtrelerde kullanılmaktadır. Değişik amaçlar için bu filtre malzemeleri farklı kombinasyonlarda kullanılabilmektedir. Aktif karbon akvaryum içerisinde ilaçlama yapıldığı zaman ilacın etkisini gösterip işlevi bittikten sonra zararsızca sudan alınması için kullanılır. Balıkların ihtiyaç duyduğu temiz su değerlerine kısa sürede şok altında kalınmadan geçiş yapılmış olur.

Akvaryuma temiz su elde etmek için de su arıtma sistemlerinden faydalanılır. Şehir şebeke suları klor içerdiğinden dolayı balıklar için son derece zararlıdır. Su değişimleri direk şehir şebeke suları ile yapıldığı vakit ani balık ölümleri dahil çeşitli hastalıklarla mücadele edilmek zorunda kalınabilir. Şehir şebeke suları dinlendirilerek verilmesi muhtemel kirliliklerin önlenmesi için su arıtma filtrelerinden geçirilerek akvaryum tankına dolum yapılmalıdır. Akvaryumlarda kullanılan en sık filtre sistemleri spun sediment filtreler ve aktif kabon filtrelerdir. Aktif karbon filtreler sudaki kloru tamamen absorblayarak bünyesine alır, böylece şehir şebeke suları bekleme yapılmadan akvaryum tanklarına doldurulabilir. Özellikle büyük akvaryum tanklarında yapılacak 1/3 su değişimleri büyük sıkıntı yaratmaktadır. 200-300 litre gibi bir suyu bir gün boyunca dinlendirmek oldukça zahmetli bir iştir. Bu tip akvaryumları olan kişiler için aktif karbon filtreleri konfor olmaktan öte bir gereklilikdir. Bazı balık türleri doğası gereği alkali sularda yaşamakta bazıları da asidik sularda yaşamaktadır. Discus gibi asidik sularda üreyebilen balık türleri için kimyasal kullanmadan PH seviyesini düşürmek için reverse osmosis cihazları kullanılır. Sitemizde akvaryumlar için kullanılan basit tipte reverse osmosis cihazları mevcuttur. Musluğa takıp çalıştırılabilen bu cihazlar discus balıklarının yumurtalarını muhafaza edebilmesi için gerekli ortamı sağlayabilmektedir. Pek çok müşterimiz reverse osmosis cihazlarımızı kullanarak discus yavru üretiminin keyfine varabilmiştir.Bazı ciklet türleri de aksine alkali ortamlardan hoşlanmakta ve üreme yapabilmektedirler. Bu ciklet türleri için de yine kimyasal kullanmadan alkali su elde eden antioksidan özellikli cihazlarımız mevcuttur. Bu cihazlarımızla kimyasal kullanmadan doğal minerallerle yüksek PH seviyelerinde su üretmek mümkündür, balıkların en çok hoşlandığı ortam bu cihazlarla sağlanabilmektedir.

Su Arıtma Cihazının Zararları

       Bilinçsizce kullanılan her şey yararlı olacağı halde zararlı olabilir. Su arıtma cihazları da bilinçsiz kullanıldığı takdirde zararlı olabilmektedir. Su arıtma cihazları satın alırken dikkat edilmesi gereken en önemli konu satın alınan yerin teknik hizmet yeterliliğinin olabilmesidir. Günümüzde su arıtma cihazları oldukça popüler olmaya başlamış ve ticari kabiliyeti olan kişiler ticari çıkar amacaı sağlayabilmek için sektöre bilinçli bilinçsiz şekilde girmeye başlamışlardır. Yurt dışından ve de özellikle uzakdoğu ülkelerinden sertifikasız ve kalitesiz ürünleri getirip ülkemizde pazarlamaktadırlar. Özellikle internet üzerinden tüketiciyi cazip edebilecek çok uygun fiyatlara satışlar yapılabilmektedir. Genelde kullanışsız ve kalitesiz olan bu ürünler internette profosyonel pazarlama teknikleri ile birlikte göz alıcı web sayfaları ile tanıtılarak yoğun miktarda satışlar yapılmaktadır. Markasız olan bu ürünler uydurma markalarla pazarlanıp markanın adı kötüye çıkmaya başladığı anda marka ismi ve ilgili web sayfaları değiştirilerek tekrar pazarlanmaktadır. Tüketicinin internetten alışveriş yaparken dikkat etmesi gereken ilk şey ürünü pazarlayan firmanın kimliğinin ve iletişim bilgilerinin internet sitesinde açık bir şekilde belirtilmiş olması gerekliliğidir. Bu bilgileri vermeyen firmalardan daha doğrusu sözde firmalardan tüketici haklılığını koruyabilmek adına şiddetle uzak durulması gerekir.

       İkinci bir konu satın aldığınız su arıtma cihazı plastik bir meteryalden yapılmışsa içme suyu standartlarına uygun sertifikaya sahip olup olmadığıdır. Water Quality, FDA (food and drug administration), NSF (National Sanitation Foundation) gibi kuruluşlardan alınmış olan sertifikalar cihazınızı gönül rahatlığı ile kullanabilmeniz için önemlidir. Malzeme plastikten yapılmış ise muhakkak ki bir kullanım ömrü söz konusudur. Bunun için yetkili satıcınıza danışabilirsiniz.

       Üçüncü olarak dikkat edilmesi gereken husus giriş suyunuzun kalitesidir. Su arıtma cihazları her türlü suları arıtabilecek şekilde dizayn edilebilirler ancak evsel tipteki cihazlar genellikle şehir şebeke suları için üretilmiş olan cihazlardır. Eğer kuyu suyu kullanıyorsanız muhakkak kullandığınız suyun düzenli olarak analizini yaptırmalı ve içme suyu standartlarına uygunluğunu test etmelisiniz. Suyunuzda içme suyunuzda olmaması gereken konsantrasyonlarda kirletici maddeler (arsenik, bor, kurşun, civa, kadmiyum gibi ağır metaller ve toksik maddeler bakteriyolojik kirlilik olması durumunda cihazınızın suyu arıtmak konusunda etkili olup olamayacağını muhakkak satın aldığınız bayiye danışınız.

        Dördüncüsü ise arıtma cihazınızı kullanırken dikkat etmeniz gereken hususlardır. Suyunuzun kullanım miktarı ve kirlilik durumuna göre filtrelerinizi belirli periyotlarla değiştirmeniz gerekmektedir. Reverse osmosis (ters osmoz) sistemlerde ön filtreler membran filtreyi korumak maksadıyla kullanılmaktadır. Aşırı kirlilikten dolayı işlevini yitiren ön arıtım filtreleri membranı koruyamayarak su kalitesinin bozulmasına yol açabilir ve hatta bakteri üremesine neden olup musluk suyunuzdan daha kötü bir su elde etmenize neden olabilir. Filtreleri sağlığınız açısından belirli periyotlarla değiştirmeyi ihmal etmeyiniz. Filtre değişimlerinde filtre kaplarını ve su tankını dezenfekte ediniz. Cihazın borularını kontrol ederek gerekli gördüğünüz halde boruları da değiştiriniz. Borularda zamanla durgun haldeki su özellikle filtre değişimlerine riayet edilmediği zaman bakteriyolojik üreme için uygun bir ortam oluşturabilmektedir. Son zamanlarda piyasada mikroişlemcili suyun giriş ve çıkış özelliklerini analiz ederek sürekli kontrol eden, belirli aralıklarla ters yıkamalar yaparak bakteriyolojik kirliliğin önüne geçen ve filtre değişim zamanının geldiğini uyaran tipinde cihazlar da vardır ancak fiyatları oldukça yüksek olup fiyat/performans açısından düşük seviyelerde kalmaktadır.

       Beşinci olarak piyasada satılan reverse osmosis (ro) su arıtma cihazları genelde 5 filtreden oluşmaktadır. 3 adet ön arıtım filtresi çoğunlukla 5 mikron sediment, blok ya da granül aktif karbon, 1 mikron sediment şeklinde olup, 75 GPD membran filtre ve coconut bazlı tatlandırıcı aktif karbon filtreden oluşmaktadır. Klasik reverse osmosis sistemleri suyu %90-99 mertebesinde arıtabilmektedir. Kirletici maddelerin yanında kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum, fosfor, demir gibi sağlığımız için faydalı olan mineraller de ne yazıkki zararlı maddelerle birlikte arıtılmaktadır. Bu hususta 6. aşama olarak mineral filtre ya da alkali filtre kullanılmasını kesinlikle tavsiye ederiz. Reverse osmosis sularının yapısı agresiftir. PH seviyesi genelde 7’nin altı olup asidiktir. Bu sular bizim diyetimiz için de uygun değildir. Zaten yoğun miktarda asidik yiyecekler tüketen vücudumuzdaki hücrelerimiz asidik artıkları uzaklaştırmak için oldukça fazla efor göstermektedir. PH seviyesi yüksek alkali sular tüketmenin diyetimiz açısından oldukça fazla olumlu yönleri olacaktır. Hücrelerimizi rahatlatan alkali suyun vücudumuzdaki toksik maddeleri uzaklaştırması çok daha kolay bir şekilde olmaktadır. Alkali suyun özellikleri vücudumuzdaki organik suyun özelliklerine yakındır. Kolay adapte olur ve hücrelere giriş çıkış hızları normal sulara göre 3 kat daha fazla olabilmektedir. Su içerisindeki mineraller de iyonik halde hazır bir şekilde hücrelere taşınırlar. Bu bakımdan su içerisindeki minerallerin zenginliği önemlidir. Eğer evinizde bir reverse osmosis sistemi kullanıyorsanız muhakkak 6. filtre olarak alkali filtreyi sisteminize ilave etmelisiniz. Mineralsiz bir su içmenin zararlarını uzun yıllar sonucunda görmeye başlayabilirsiniz bu bakımdan vakit kaybetmeden bir alkali filtre edinin.

 

       Kaliteli bir cihaz satın alıp yukarıda saydığımız hususlara dikkat ettiğiniz sürece su arıtma cihazlarının herhangibir zararı söz konusu değildir. İçtiğiniz su sağlık açısından diğer musluk suyu, şişe suyu, damacana suları gibi sulara kıyasla çok daha sağlıklı olduğu gibi ekonomik açıdan da uygun fiyatlı bütçenizi sarsmayacak şekilde su tüketebilmenize yardımcı olacaktır.

Alkali Su

Alkali su nedir, alkali su nasıl yapılır. Alkali su ile alkali iyonize su arasında fark var mıdır? Alkali su içerek zayıflayabilmek olanaklı mıdır?

Alkali Su

Alkali su nedir

alkali iyonize suAlkali su nedir dediğimiz zaman PH kavramından söz etmemiz gerekecektir. PH sudaki hidrojen iyonlarının logaritmik cinsinden bir ölçüsüdür. Su bir çoğumuzun da  bildiği gibi hidrojen ve oksijen atomlarının etkileşmesi ile oluşmaktadır. Su içeriğinde bulanan maddeler hidrojen ve oksijen moleküllerinin birleşimine etki edebilmektedir. Sudaki hidrojen iyonlarının fazlalığı suyun asidik karakter göstermesine hidroksil (OH) iyonlarının fazlalığı da bazik (alkali) karakter göstermesine netice olmaktadır. PH değeri genel olarak logaritmik bir skala üzerinde değerlendirilmektedir. Bu skalada 0’dan 14’e kadar bir birim artan değerler bulunur. 0 ile 7 aralığı asit ortamını, 7 nötr, 7 ile 14 aralığı ise alkali ortamını ifade eder. PH değeri 0’a yaklaştıkça kuvvetli asit 14’e yaklaştıkça kuvvetli alkali özellik gösterdiğini söyleyebiliriz. Doğal yaşamdaki su döngüsünü takip ettiğimiz vakit istisnalar hariç olmak üzere genelleme yapacak olursak yağmur suları asidik, yüzeysel sular nötr, yeraltı suları ise alkali karakterdedir. Suların yapısı( moleküler bağları) iklimsel faktörler ve bulundukları ortamın mineral kompozisyonuna bağlı olarak çeşitlilik gösterebilir. PH skalası logaritmik olduğundan 1 birimlik değişimlerde bile büyük farlılıklar olduğuna dikkat edelim mesela PH 7 ile 8 arasında 10 kat, Ph 7 ile 9 arasında 100 kat fark vardır. Asit alkali arasındaki dengelenme oksijen miktarlarına bağlı olarak değişkenlik gösterdiğinden aralarında doğrusal bir bağlantı yoktur. Örneğin PH’ı 6 olan bir su ile PH’ı 8 olan bir suyu dengelemek için 1 bardak PH8 suya karşılık 10 bardak PH6 su kullanılmalıdır. Bu bakımdan ph değerleri arasındaki farklar önemlidir.

Bir suyun alkali su mu yoksa asidik su mu olduğu PH skalası ile belirlenebilmektedir. Suların PH derecelerinin çeşitlilik göstermesi ise çoğunlukla mineral kompozisyondaki farklılıklara bağlıdır. Ülkemizdeki suların çoğunluğunun PH değeri 6,5~8,5 arasında değişmektedir, yüzeysel baraj sularımız nötre yakın bir değerdedir.. Kanın PH derecesi 7,365’dir. Vücudumuz kandaki ph seviyesini sürekli bu değere getirmek için çaba harcamaktadır. Kandaki PH seviyesinin azalması ya da artması söz konusu değildir, değişiklik olması durumunda ölümle sonuçlanabilecek şekilde ciddi hasarlar ortaya çıkabilmektedir. Bu bakımdan beslenme yani diyetimizin önemi son derece öndemlidir. Asidik aralıkta olan besinleri sıklıkla tüktecek olursak vücudumuz asidik artıklar, alkali tarzda besinleri sıklıkla tüketecek olursak alkali artıklar oluşturacaktır. Bunun neticesinde genetik yapımıza da bağlı olarak çeşitli hastalıklara yakalanmamıza yol açabilirler. Öyleyse dengeli beslenmeden kasıt asit alkali seviyesinin ayarlanmasıdır. Beslenme uzmanlarının görüşü vücudumuz için gerekli olan kırmızı et gibi kuvvetli asidik gıdaların yanında birkaç çeşit kuvvetli alkali gıdaların tüketilmesi gerektiği şeklindedir. Sizin için özel olarak hazırlamış olduğumuz yiyecek ve içeceklerin PH skalasından faydalanarak diyetinizi ayarlayabilirsiniz.

iyonizasyon prensibi

Suyun sadece ve sadece alkali özellik göstermesi tek başına yeterli olamaz. Her alkali suyun antioksidan özellik göstermesi beklenemez. Özellikle yeraltı sularının kaynağında yeryüzüne ilk çıktığı anda ve akarsuları takip eden şelalerdeki su moleküllerinin yapısı evimize gelen dinlenmiş sulardan oldukça farklıdır. Su yeraltında ilerlerken çeşitli mineralleri de içerisine çözerek yoluna devam eder, enerji yüklüdür haraket eder ve yeryüzüne çıktıktan sonra kazanmış olduğu antioksidan gibi bazı özelliklerini hemen yitirmeye başlar. Bekleyen su zaman geçtikten sonra antioksidan yerine oksidan hale dönüşür. Antioksidan sular tüketildiği vakit molekül yapıları küçük olduğundan hücrelere nüfus etkisi diğer içtiğimiz sulara göre 3 kat daha hızlı gerçekleşir. Besinleri hücrelere iletme ve asidik artıkları, toksinleri vücuttan atma işlemi daha etkili ve çok daha hızlı bir şekidle gerçekleşir. Antioksidan özellik gösteren sular aynı zamanda “aktive edilmiş su”, “yaşayan su”, “canlı su” ingilizce olarak da “live water” “activated water” “ion water1 gibi isimlerle anılırlar. Hergün düzenli olarak antioksidan su tüketmek bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnç gösterebilmemizi sağlar. Amaç kaliteli su tüketmek olduğunda tek başına PH değerine bakıp alkali su diye adlandırmamak gerekir. Alkali su deyince aynı zamanda küçük molekül yapısıyla iyonize ve antioksidan nitelikli sular anlaşılmalıdır. Yurt dışında yayımlanmış olan birçok uluslarası makalede alkali su dan kasıt alkali iyonize sudur. Antioksidan özelliği tam olarak ifade etmese de ORP (Oxidation Reduction Potantial- Oksidasyon İndirgeme Potansiyeli) ile belirleyebilmekteyiz.

ORP bir nevi suyun depolanmış enerji seviyesini gösterir diyebiliriz. Negatif olan ORP değerleri suyun indirgenmiş halde olduğunu yani elektron çalma hırsızlarına karşı savaşacak bol miktardaki negatif iyonları ile bir potansiyel enerjisi olduğunu ifade etmektedir. Soluduğumuz havada bulunan aktif oksijen mükemmel bir elektron hırısızıdır. Hayatımızı devam ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz havadaki aktif oksijen aynı zamanda vücudumuzdaki hücrelerden de elektron çalarak hücrelerimizin yapısını ne yazıkki bozmaktadır. Serbest radikaller diye adlandırdığımız elekton hırsızları vücudumuzda dolaşarak sağlıklı hücrelere saldırıda bulunarak hücre yapısını bozmaya çalışırlar. Tabiki vücudumuzda bu hırsızlarla mücadele etmeye çalışır. İşte bu noktada antioksidan suyu savaşan iki ordudan birisine 3-5 misli takviye kuvvet yapan savaşçı olarak tanımlayabiliriz. Antioksidan su vücudumuz tarafındadır, vücudumuzda yüzen mayın gibi dolaşan serbest radikalleri etkisiz hale getirir. Serbest radikallerden kaçınabilmenin imkanı yoktur. Soluduğumuz hava, yediğimiz yiyecekler, içtiğimiz içecekler, alkol, sigara, stres bol miktarda serbest radikal barındırır. Bu serbest radikaller astım, kanser, hipertansiyon, diyabet, kabızlık, alerji gibi rahatsızlıklara neden olmaktadır. Bu rahatsızlıkların tam net tedavileri henüz ortaya koyulamamıştır. Öyleyse yapabileceğimiz tek şey alkali su gibi iyonize olması kaydıyla serbest radikallere karşı savaşacak ordu sayısını artırmaktır.

 

Alkali su içerek zayıflamak mümkün müdür?

alkali su içerek zayıflayın

 

Bilim insanları fazla kilo (obezite) ile ilgili bir genin varlığını keşfettiler. Tek suçlu bu genmidir, bu geni yok ederek obezite hastalığından kurtulunabilir mi bilinmez ama insanlarının bir kısmının bu rahatsızlıktan yakındığı net bir gerçektir. Kararlı ve azimli bir çalışmayla yapılan spor ve diyet kombinasyonunda pek az insan başarılı olup normal kilolarına dönebilmektedir. Aşırı miktarda kilo aldıktan sonra normal kilolara dönmek çok zor olduğu gibi kilo kaybıyla estetik ve sağlık açısından başka sorunlarla da karşılaşılabilmektedir. Herşeyden önce obeziteyle mücadele için vücudumuzun sesini dinleme miz gerekir. Eğer hızlı bir şekilde kilo almaya müsait bir yapımız varsa diyetimizi buna göre muhakkak ayarlamamız gerekiyor.Neden kilo aldığımızı basit bir şekilde anlatacak olursak, yapımız alkali su içerek zayıflamak mümkündürgereği bizler hareket eden canlılarız. Bizi hareket ettirecek enerjiyi gıdalar ve içeceklerden sağlamaktayız. Eğer sağladığımız enerji ile harcadığımız enerji arasında büyük miktarlarda fark oluşursa vücutta genelde yağ asitlerinden kaynaklanan atık maddeler oluşur. Hücreler arasındaki tüm alışverişler kan aracılığı ile yapıldığından bu asitli maddeleri nötralize edebilecek alkali maddelere ihtiyaç duyulur. Bu alkali maddeler arasında suda bulunan kalsiyum, magnezyum, sodyum, potasyum gibi mineralleri sıralayabiliriz. Ancak bu minerallerin “iyonik formda” olması çok önemlidir. Alkali suda bol miktarda iyonik formda bulunan bu maddeler asidik artıkları nötralize ederek vücuttan atılımını sağlar. Hani derler ya “ne yapayım içtiğim su bile yarıyor” gerçekten de çok doğru ve önemli bir sözdür. Yapılması gereken çok basittir, içtiğiniz suya dikkat edeceksiniz! Alkali iyonize su içerisinde iyonik formda barındırdığı bol miktardaki mineraller vasıtası ile zayıflamanıza yardımcı olur. Ancak siz derseniz ki canım ne isterse yiyeyim üstüne de alkali su içeyim afiyet olsun ama bu sizin sağlığınız açısından faydalı olmayacaktır. Obezite problemi olsun olmasın dengeli beslenme, spor, aktif yaşama tarzı çok önemlidir bunlara dikkat ettiğiniz sürece dış faktörleri bir kenara koyarsak vücudunuzda hangi gen olursa olsun uzun ve sağlıklı yaşarsınız.