Sağlığımız için bilgilenelim

Genelde bir şeyin kıymeti kaybedilince daha iyi anlaşılır. Ancak bu sağlığımız için böyle olmamalı, çünkü sağlığımızı kaybettiğimiz zaman geri kazanma şansımız olamayabilir. Peki sağlığımız için dikkat etmemiz gereken en önemli husus nedir? Tabiki içtiğimiz ve temizlik için kullandığımız hayatın kaynağı olan sudur. Birleşmiş milletler dünya sağlık örgütü (who) bir deklarasyonunda diyor ki “eğer içtiğimiz ve kullandığımız sular iyi olursa kanser dahil tüm hastalıklardan %80 oranında kurtulmuş oluruz.” İnsan vücudunun %60-70 oranında sudan oluştuğunu hatırladığımızda bu deklarasyonun gerçekçiliği de ortaya çıkmış olur. Bizim yapmamız gereken iyi su içmenin yanında dengeli beslenerek ve spor yaparak bu oranı %100’e çıkarmak. Peki iyi suyu nasıl elde edeceğiz? Güney Kore’li ve Japon bilimadamları insanların 100 yaşın üzerinde hastalanmadan yaşadığı 5 ayrı bölgede (Pakistan Himalayalar’daki Hunza dağı bölgesi, Ekvator’daki Vilcamba, Gürcistan, Moğolistan ve Peru da bulunan özel yerler) yaptıkları incelemede hepsinin ortak bir özelliğe sahip olduklarının farkına varmışlardır. Bu ortak özellik içtikleri doğal olarak çıkan aktive edilmiş sudur. Bu sular bizim içtiğimiz doğal sulardan biraz farklıdır. Hücrelere nüfuzu 3 kat daha hızlı olan bu suların kaynama ve donma noktaları, viskoziteleri ve yüzey gerilim katsayıları normal sudan farklıdır. Bilimadamları yaptıkları çalışmalarda o bölgelerdeki suyun özelliklerini yeraltından geçerken çeşitli minerallerle temas sonucu kazandıklarının farkına varmışlardır. Uzun araştırmalardan sonra bu mineraller nano teknolojiyle çeşitli oranlarda birleştirilerek uzun yıllar (50-60 yıl kadar) etkisini kaybetmeyen, yapısını bozmayan son derece dayanıklı seramik kürecikler üretilmiştir. Bu seramik kürecikler ülkemizde Biocera tescilli markasıyla projelendirilip pazarlanmaktadır. Biocera su iyileştirme sistemleri antibakteriyel, antioksidan, negatif iyon, infrared, çözünmüş oksijeni artırma gibi mucizevi etkileriyle musluk suyunuzu tam anlamıyla şifalı su haline dönüştürmektedir. Sudaki yararlı mineralleri kaybetmemenin yanında minerallere faydalarını daha da artırıcı bir özellik kazandırmaktadır. Biocera su iyileştirme sistemlerini tercih ettiğinizde kesinlikle daha sağlıklı bir yaşam için büyük bir adım atmış olacaksınız. Ülkemizde saygın su arıtma firmalarının yanında meslekle alakası olmayan konusunda uzman mühendislerin çalışmadığı bir çok firma da (Örneğin süpürge satan bir şahıs firması bayilik alarak su arıtma sektöründe bilinçsizce çalışabilmekte…) vardır. Hayatın kaynağı olan su ile ilgili arıtma sistemi satın alırken bilinçli olalım ve bilinçli firmalarla çalışalım. Klasik arıtma sistemleri sudaki zararlı maddelerin dışında yararlı mineralleri de tamamen ortadan kaldırmaktadır. İhtiyaca göre doğru arıtma sistemini seçebilmek, fayda-yarar ilişkisini maksimum düzeyde tutup maliyeti minimuma indirgeyen optimum çözümleri üretebilmek ancak ve ancak uzmanlık işidir. Su hayattır, hayatımız değerlidir. Hayatımızla ilgili kararları uzmanına danışalım. Proses suyu hazırlamada elbette ters osmoz gibi cihazlar makinalar için faydalı olacaktır ancak vücudumuzun suyla birlikte alacağı minerallere gereksinimi tartışılmazdır. Bu bakımdan ters osmoz (reverse osmosis) sistemlerini kullanıyorsak muhakkak bir alkali ya da mineral filtre kullanmamız gerekir.

 

 

Son zamanlarda alkali su tarifi yapmak oldukça moda oldu. Ancak alkali su konusunun çok iyi anlaşıldığını zannetmiyorum. Biryerlerden birkaç bilgi okumakla ve kulaktan dolma bilgilerle bir yere varmak oldukça zor. Alkali su kelime anlamıyla birlikte PH seviyesinin 7'den yukarıda olduğu bir su çeşididir. Ülkemiz kaynak suları ve musluklarımızdan akan şebeke suları PH seviyesi 7 civarındadır, ya zayıf asidik ya da zayıf alkali sulardır. Bölgelere göre bu suların kendilerine has karakteristik özellikleri vardır ve mineral kompozisyonları da farklıdır. Şifalı sular diye tabir ettiğimiz çeşitli yörelerdeki kaynak sularının farklı rahatsızlıkların tedavisinde etkili olduğu yöresel halk ve işletme sahipleri tarafından bilinmekte ve çeşitli kür tedavileri uygulanarak rahatsızlıkların doğal yöntemle giderilmesine çalışılmaktadır. Bu suların çoğunluğu PH seviyesi yüksek alkali iyonize sulardır. Yeraltında yüzlerce yıllık serüvenle çeşitli yerleri dolaşarak ve dolaştığı bölgelerdeki zengin mineralleri çözüp bünyesine katarak oluşan bu sular özel sulardır ve son zamanlarda oldukça popüler olan "canlı su" tabiri ile adlandırılmaktadır. Ancak bu sular şifa verici özelliklerini uzun müddet koruyamamaktadır, bu yüzdendir ki bu suların nimetlerinden faydalanabilmek için kaynağına gidilmesi gerekir. Tesislerin de illa ki kaynağında kurulması gerekmektedir. Bu suların faydasını ancak yeryüzüne çıktığı zaman görebilmektesiniz. Ancak alkali özelliği hiçbir zaman kaybolmaz. Örneğin bir suyun PH değeri 8 ise uzun yıllar mikrobiyolojik faaliyetlerden korunduğu vakit PH değerinin yine 8 olup değişmediğini pekala gözlemleyebilirsiniz. Son zamanlarda ph yükseltici damlalar bazı ünlülerin haberli habersiz katkıları ile oldukça yoğun miktarda satılmaktadır. Özellikle alkali suyun diyet için faydalı olup zayıflattığı vurgulanmaktadır. Her konuda fikir sahibi olan muhterem ünlü hocalarımız, doktorlarımız da çeşitli alkali su yapımı hakkında tarifler vermekteler. Şu kadar suyun içerisine şu kadar karbonat atarsanız, limon sirke gibi malzemeleri suya karıştırırsanız şöyle olur böyle olur şeklinde bir sürü magazinsel yaklaşımlar mevcut. Bunları karıştırıp da ne olacak, alkali suyun ne faydası var, normal su içsek ne olur asidik su içsek ne olur. Alkali su konusuna eğilen ilk uzmanlardan biri olarak yurt dışında oldukça popüler olan bu konunun ülkemizde de popüler hale gelmesi sevindirici olmakla beraber ülkemizde bilinçsizlikle tanınması da şahsım adına üzücü olmuştur. Alkali suyun zayıflatıcı etkisi göz önüne alınarak çeşitli ürünlerin pazarlanmaya çalışılması alkali su adına talihsiz bir durumdur. Kilolu olup da zayıflamak isteyen insanlar nedense diyetine dikkat etmek yerine hep mucizevi bir ilaç, nesne, sihirli değnek gibi bir maddenin dokunarak hiçbir efor harcamadan çaba göstermeden zayıflamanın peşine düşmekteler. Bu yalnızca bizim ülkemizde değil dünya üzerinde insanlığın çözmesi gereken büyük bir sorun. Kimimiz genetik yapımızdan dolayı şanlı kimimiz şansısız. Önemli olan insanın kendini iyi tanıyabilmesidir. Ancak vücudumuzun işleyiş şekli de bellidir ve tıp ilerledikçe sır olan şeyler teker teker açığa çıkmaktadır. Yaşayabilmemiz için su, hava ve besinlere ihtiyacımız vardır, bunları vücudumuzun kullanış şekli de bellidir. Besinler içerisindeki karbonhidratlar, proteinler, yağlar, mineraller parçalanıp açığa çıkarılarak hücrelere taşınır. Bu maddeleri hücrelere taşıma görevi ve hücrelerdeki birikmiş atıkları uzaklaştırma görevi kanındır. Kanın PH seviyesi nötre oldukça yakın olup hafif alkali 7,35- 7,45 civarında değişmektedir. Bu değer yediklerimizle alakalı olarak asla değişmemektedir. Siz ne yerseniz yeyin nasıl bir diyet uygularsanız uygulayın vücudumuzdaki sistem kanın PH'ını bu civarda ayarlayacaktır. Ancak bu demek değildir ki istediğimiz herşeyi yiyelim zevkimize göre yaşayalım. Dengeli beslenmeden kasıt yediklerimizin içtiklerimiz bu PH seviyesine yakın sistemimizi yormayacak şekilde olmasıdır. Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu besinleri yemeli, içmeli ihtiyaç duymadığı ve hatta zararlı olan besinlerden uzak durmamız gereklidir. Bazı besinler ve içecekler PH 2-3 gibi kuvvetli asidik olabilmekte iken bazı besinler ve içecekler de PH 9-10 gibi kuvvetli bazik olabilmektedir. Bunlar arasında beslenmemiz için oldukça gerekli olan protein açısından zengin olan kırmızı et kuvvetli asidik tarafta bulunmaktadır. Yapılacak olan şey kırmızı et tüketirken yanında kuvvetli bazik olan besinler tüketmektir. http://www.antioksidan.info sitesinde bazı besinlerin ph seviyelerini ve antioksidan ölçütü olan ORAC değerlerini inceleyebilirsiniz. Kebabı ile ünlü olan güzide kentlerimizden biri Adana'da lokantaya gittiğiniz vakit kebab gelmeden önce masanıza yeşillik ve sumak, kırmızı biber gibi çeşitli baharatlarla süslenmiş soğan çeşitlerini hemen hemen her restoranda önünüze sunarlar. Soğan, yeşillik ve baharatlar kuvvetli bazik olup kırmızı etin düşük ph seviyesini oldukça iyi dengeleyebilmektedir. Bu bakımdan alkali suyun da bilinçli olarak tüketilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Hazır gıdalar, fast food tarzı yiyecekler, un, şeker, tuzlu yiyeceklerin fazlaca tüketilmesi beslenme diyetimizin PH seviyesini oldukça düşürmüştür. Vücudumuz bunu düzenlemeye çalışmakta ancak aşırı ve sürekli yüklemelerde çaresiz kalarak genetik yapının hassasiyetine göre zayıf olduğu noktalarda çeşitli rahatsızlıklara neden olmaktadır. Kanseri de bu rahatsızlıkların arasında rahatlıkla sayabiliriz. Sürekli sebze meyve gibi alkali seviyesi yüksek olan besinlerle beslenen bir kişinin de alkali su tüketmesi ne kadar doğrudur? Buradaki alkali sudan kasıt yüksek ph seviyesi 10-11 gibi değerlerdir. Piyasada bu PH seviyelerinde su üretbilen çeşitli alkali iyonizer cihazlar satılmaktadır. Bu cihazlar yurt dışında bir çok ülkede medikal cihaz statüsünde olup doktor kontrolü ile uygulanması gerekmektedir. Yüksek PH seviyelerindeki sular çeşitli hastalıkların tedavisinde kür olarak belirli süreler için uygulanmaktadır. Uzun müddet bu suların tüketilmesi ile aynı asidik beslenmede olduğu gibi çeşitli rahatsızlıkların ortaya çıkabilme ihtimali vardır. Günümüz şartlarında genel beslenme alışkanlıklarına bakarak beslenme PH seviyemizin asidik tarafta olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunlara şehir yaşamının getirdiği stres, hava kirliliği, zararlı alışkanlıklar, televizyon, radyo, cep telefonu, kablosuz iletişim gibi teknolojik aletlerin yaymış olduğu da dalgaları da eklersek (bunların hepsi hücrelerimizde asidik etki yaratmaktadır) alkali suyun hayatımız için vazgeçilmezleri arasında yer alması gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır. Sanırım alkali su ile günlük su ihtiyacımızı karşılamamız gerektiği anlaşılabilmiştir. Peki nasıl yapacağız bu alkali suyu. Eğer hazır şişe suyu satın alıyorsak birçok su firması su içerisindeki bazı değerleri etiketlerinde belirtmektedir, bunlardan biri de PH seviyesidir. Bu PH seviyesine bakarak 7'den yüksek PH seviyesindeki suları tercih edebiliriz. Sağlıklı yaşamak istiyorsak beslenme tarzımıza ve en başta su olmak üzere tükettiğimiz içeceklere özen göstermeliyiz. Bilindiği üzere reverse osmosis (ters osmoz) cihazları suyun içerisindeki maddeleri çok küçük gözenekli membranlar vasıtası ile ayırarak suyu saflaştırmakta bu da üretilen suyun PH değerinin asidik olmasına neden olmaktadır. Evlerinde bu tip cihaz kullananlar için kesinlikle alkali filtre kullanmalarını öneriyorum. Alkali filtreler kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum gibi mineralleri suya takviye ederek suyun PH değerini yükseltirler. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus piyasadaki birçok alkali filtrenin taklit ürünü olması ve hiçbir fayda sağlamadığı gibi zararları da olabilmesidir. PH test kağıdı, ph solüsyonları, cep tipi phmetreler gibi ölçüm aletlerinden istifade edilerek suyun ph değeri ölçülebilir ve filtrelerin işe yarayıp yaramadığı ortaya çıkarılabilir. Öyle ya da böyle suyunuza limon damlatarak, karbonat ilave ederek, ph yükseltici damlalar kullanarak, ph seviyesi yüksek su satın alarak, alkali filtre kullanarak alkali su elde edebilirsiniz ancak gerçek manada alkali suyun faydalarından yararlanamazsınız. Alkali su diye tabir ettiğimiz sular aslında 1960'lı yıllarda Japon bilim adamlarının suyu elektroliz yöntemi ile ikiye ayırıp asidik ve alkali su elde etmesiyle ortaya çıkmıştır. Anot ve katot elektrot çubukları su içerisindeki negatif yüklü iyonları bir diyafram vasıtası ile bir tarafta pozitif yüklü iyonları da diğer bölgede toplayarak pozitif yüklü iyonların yoğun olduğu böledeki suyun alkali negatif yüklü iyonların yoğun olduğu bölgedeki suların da asidik olmasını sağlamıştır. Elektroliz işleminin şiddeti ayarlanarak da istenilen PH seviyesindeki suyun elde edilmesi mümkün olmuştur. Yalnız bu suların bizim normal olarak içtiğimiz sulardan çok farklı yönleri de keşfedilmiştir. Su moleküllerinin yapısı elektron mikroskobu ile ölçüldüğü vakit altıgen haldedir. Normal sulara kıyasla 3 kat daha küçük bir haldedir, bu şekilde hücrelere giriş çıkış işlemleri kolaylaşmakta besin taşıma ve toksinleri uzaklaştırma işlemleri kolaylaşmaktadır. Ayrıca bu sularda serbes radikalleri ve toksinleri nötralize edecek bol miktarda negatif elektron mevcuttur. Bazı bilim adamları elektroliz işleminin bir aktivasyon süreci olduğunu suyun ta kendisinin yaşayan bir varlık olduğunu ve suyun iyileştirici bir gücü olduğunu savunmaktadır. Aktivasyon süreci bir nevi suyu ölü halinden uyandırıp canlandırma işlemi olarak tarif edilmektedir. Yeryüzüne çıkan sular da yeraltında çeşitli kayaçlarla temas ederek canlanmakta ve bir müddet bu özelliğini korumaktadır. Ancak bu suları kaynağından şişelere, bidonlara doldurduğumuz vakit sular canlılığını yitirmekte bir nevi uyku moduna geçmektedir, bu esnada alkali özelliği ise kaybolmamaktadır. İşte bu noktada bilimadamları asıl faydalı olan suyun alkali özelliğinden çok iyonize olması, aktive edilmiş su olması, canlı su olması, yaşayan su olması hususunda birleşmiştir. Bu bakımdan bizde ürünlerimizde alkali sudan ziyade alkali iyonize su, antioksidan su tabirlerini kullanmaktayız. Normal alkali sular elbetteki faydalıdır, içmemiz de gerekir, zaten içmeden yaşayamayacak olmamız da bir gerçektir ancak alkali iyonize su bu sulardan çok farklıdır. Yeryüzüne çıkan doğal şifa verici su özelliklerine benzemektedir. Alkali iyonize su içerisinde yer alan mineraller de iyonik formdadır. İyonik formdaki kalsiyum, magnezyum gibi minerallerin toksinlerin uzaklaştırılmasında çok büyük önemi vardır. Alkali iyonize su içerek zayıflayan birçok insan vardır bunun en önemli nedenlerinden biri de alkali iyonize suyun muhteva etmiş olduğu iyonik minerallerdir. Alkali iyonize su hücrelere çok hızlı nüfuz eder. Popüler ve ticari olduğu için hep zayıflama konusundan bahsedilmektedir, oysa kilo alamayan insanlar da mevcuttur. Alkali iyonize su aynı zamanda kilo alamayan insanların da kilo almalarına yardımcı olmaktadır. Önemli olan kendimizi tanımak vücudumuzun ihtiyaç duyduğu şeyleri keşfetmek ve ona göre haraket etmektir. Alkali iyonize su zayıflatır diye pervasızca yer içerseniz ne zayıflayabilirsiniz ne de sağlıklı kalabilirsiniz. On milyarlarca hücremiz görevini icra etmek için beklemektedir, eğer biz gerekli olan meteryalleri hücrelerimize sağlayabilirsek onlar da görevlerini eksiksiz olarak yerine getirmekte şikayetçi olmayacaklardır. 

TDS Nedir?

TDS kelime anlamı ile ingilizce bir kelime olup "Total Dissolved Solids" yani "Toplam Çözünmüş Katı Madde Miktarı" manasına gelmektedir. Su içerisinde çözünmüş katıların varlığıile maddesel olarak bize bilgi verir. Bazı su arıtma cihazı satan firmalar ve şahıslar TDS metre ölçüm cihazları ile vatandaşa yanlış bilgiler vermektedir. Hatta bazıları telefonla randevu alıp "suyunuzun ücretsiz analizini yapacağız" diyerek TDS cihazı ile ölçüm yapıp elektoliz cihazı ile suyu bulanıklaştırarak analiz yaptıkları zannetmedikler ya da halkı bu şekilde kandırmaya çalışmaktadırlar. TDS cihazı suda bir analiz yapmaz, sadece çözünmüş katı maddelerin miktarı hakkında bilgi verir. Bu maddelerin tek tek yararlı mı zararlı mı hangi oranlarda suyun içerisinde bulunduğu hakkında en ufak bilgi vermez. PPM (past part million) milyon da bir konsantrasyon cinsinden toplam çzöünmüş katı madde miktarını verir. Bazı firmalar literatürde olmayan bir sınıflandırma keşfedip suyunuzun TDS değerleri 0-15 arasında ise iyi, 15-50 ise orta, 50-100 ise kötü, 100'ün üzerinde ise çok kötü gibi saçma sapan bilgiler sunabilmektedir. Hiçbir bilimsel çalışmada böyle bir sınıflandırma şekli yoktur bunlar tamamen uydurmacadır. Reverse osmosis cihazları aynı zamanda suyu saflaştırıcı cihazlardır. Reverse osmosis cihazından çıkan bir suyun TDS değerinin 0-15 aralığında olması o suyun kaliteli bir su olduğunu göstermez, daha doğrusu kalitesi ile ilgili bilgi vermez. Böyle bir sınıflandırma tahmin edilebileceği gibi reverse osmosis cihazlarının satışının arıttırılması maksadıyla bilinçsiz ve bilgisizce yapılmıştır. Bu tip yanlış uygulamalar ortaya çıkınca halkın su arıtma cihazlarına özellikle de reverse osmosis sistemlerine bakış açısı farklılaşabiliyor ve olumsuz sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Temiz su kaynağı bulmak gitgide güçleşiyor, reverse osmosis sistemleri de gelecekte temiz su elde etmek için vazgeçilmez yöntemlerden biri olacaktır.

TDS sonuçları kıyaslanarak iki cihazın iyi çalışıp çalışmadığı hakkında da yorum yapılamaz. Aynı marka iki cihaz faklı TDS sonuçları verebilmektedir. Burada giriş suyu TDS miktarı da önemlidir. Örneğin giriş suyu TDS'i 120 olan bir cihaz %95 verimle çalışıp 6ppm değerini verirken 480 olan bir cihaz yine %95 verimle çalışıp 18ppm değerini verebilmektedir. TDS değerini yalnıza giriş suyu kalitesi de etkilemez, membran üretimi, su basıncı, su sıcaklığı gibi faktörler de  TDS değerlerini etkileyebilmektedir. Aynı apartmanda farklı sonuçlara rastlamak mümkün olabilmektedir. Reverse osmosis cihazları çok küçük gözenek yapısına sahip olduğundan şebeke sularındaki kirlilikler zamanla bu gözenekleri tıkamaya başlar. Dolayısıyla reverse osmosis cihazlarında zamanla verim kaybının yaşanması çok normaldir. Suyun kirlilik durumuna ve tüketilen su miktarına bağlı olarak değişmekler birlikte ortalama her yıl reverse osmosis cihazlarının %25 verim kaybı ile çalıştıklarını söyleyebiliriz. Cihazı ilk satın aldığınız zaman ile 1 yıl sonraki zaman süreci içerisinde su kalitesi farklılık gösterecektir. 

Cihaz verimini ölçebilmek için TDS metre denilen TDS ölçüm cihazları geliştirilmiştir. El tipi TDS metreler reverse osmosis cihazı olanlar tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. Burada çeşme suyundan numune alınarak TDS miktarı saptanır, cihazın çeşmesinden alınan su ile de ikinci TDS değeri tesbit edilir. Çeşme suyu TDS değerinden cihaz çeşmesindeki TDS değerini çıkarıp çeşme suyundaki TDS değerine böldüğümüz vakit cihazın verimini bulmuş oluruz. Bu verim ilk başlarda %90-99 oranlarında iken zamanla düşmeye başlayacaktır. Suyunuzda ağır metaller, toksik meteryaller gibi kirletici maddeler yoksa membran değişimini %50 verim kaybı gerçekleşene kadar bekletebilirsiniz. 

Giriş suyu TDS değerleri mevsimsel olarak da farlılık gösterebilmektedir. Baraj, göl, nehir gibi yüzeysel sular yaz aylarında buharlaşarak içeriğindeki toplam çözünmüş katı madde konsatrasyonu otomatik olarak artar. Yeraltısularından elde edilen sularda da mevsimsel olarak farklılıklar yaşanabilmektedir. TDS değerleri kıyaslanırken mevsimsel değişimler de gözönüne alınmalı cihaz verimi giriş suyu TDS değerleri TDS metre ile ölçülerek kontrol edilmelidir. 

Akvaryum su arıtma

Akvaryum su arıtma konusunu iki ana başlıkta inceleyebiliriz. Birincisi akvaryum içi su arıtma (mekanik, biyolojik arıtma) ikincisi ise akvaryuma konulacak suyun elde edilmesi için yapılan arıtma işlemidir. 

Akvaryum içi arıtma iç ve dış filtreler vasıtası ile yapılmaktadır. Akvaryum tankının hacmine göre çeşitli ebatlarda olan iç ve dış filtreler çeşitli debilerde suyu çevrim yaparak mekanik ve biyolojik arıtma gerçekleştirmektedir. Balıkların sağlıklı yaşayabilmesi için akvaryum suyunun temiz ve doğadaki şartlara yakın olması gerekmektedir. Akvaryumlarda karşılaşılan en sık problem çözünmüş oksijen eksiklidir. Fanus gibi havalandırma yapılmayan akvaryumlarda çözünmüş oksijen problemi oldukça sık yaşanır ve bu tip akvaryumlarda sık su değişimi yapılması gerekir. Akvaryum suyu içerisinde çeşitli görevleri bulunan faydalı bakteriler de yer almaktadır. Bu bakterilerin kaybolmaması için akvaryum temizliği asla komple bir şekilde yapılmaz. Yapılan en yaygın yanlış uygulama balıkların bir kovaya alınıp, akvaryum tankının tepeden tırnağa temizlenmesidir. Buradaki faydalı bakteriler yok olup tekrar aynı ortamın sağlanması için uzun süreler beklenmesi gerekebilmektedir. Bu süre zarfında balıklar adapte olamayıp ya da zararlı bakterilerin baskın gelip çoğalması sonucu ortam habitatı değişip balık ölümlerine rastlanabilmektedir. 

Akvaryumda su arıtmayı sağlayan iç filtreler genelde sünger yapıda olmaktadır. Su çevrimi sağlayan motor akvaryum suyunu sürekli olarak filtre ederek kirliliklerden arınmasını sağlar. Sünger kaba partikülleri tuttuğu gibi bakterilerin üremesi için de uygun bir ortam oluşturur. Burada konumlanan bakteriler fazla yemleme ve balık dışkılarındaki amonyak nitrat gibi zararlıları azota dönüştürerek doğada gerçekleşen azot döngüsünü hızlı bir biçimde sağlar. Filtre suyu verirken aynı zamanda havalandırarak verir böylece çözünmüş oksijen seviyesinin de düşmemesi sağlanmış olur. Zaman içerisinde doygunluğa ulaşan filtre temizlenmeli belli periyotlarla da dip çekimi yapılarak akvaryum suyu tazelenmelidir. Dip çekiminin 1/3 oranını geçmemesine dikkat edilmelidir. Akvaryum içerisine konulan su bol oksijenli, taze, yabancı maddelerden arınmış ve klorsuz olmalıdır. Su sıcaklığı da akvaryum suyu sıcaklığına yakın bir değer olmalıdır. 

Dış filtreler akvaryum suyunu arıtmada büyük tanklarda tercih edilmektedir. Büyük tanklarda su değerlerini sağlamak küçük tanklara göre nispeten daha kolay olmaktadır. Dış filtreler katmanlı yapıları ile çok daha spesifik bir arıtma gerçekleştirirler. Seramik, bioball, substrat, siporax, matrix, aktif karbon, zeolit, sünger, elyaf gibi malzemeler dış filtrelerde kullanılmaktadır. Değişik amaçlar için bu filtre malzemeleri farklı kombinasyonlarda kullanılabilmektedir. Aktif karbon akvaryum içerisinde ilaçlama yapıldığı zaman ilacın etkisini gösterip işlevi bittikten sonra zararsızca sudan alınması için kullanılır. Balıkların ihtiyaç duyduğu temiz su değerlerine kısa sürede şok altında kalınmadan geçiş yapılmış olur.

Akvaryuma temiz su elde etmek için de su arıtma sistemlerinden faydalanılır. Şehir şebeke suları klor içerdiğinden dolayı balıklar için son derece zararlıdır. Su değişimleri direk şehir şebeke suları ile yapıldığı vakit ani balık ölümleri dahil çeşitli hastalıklarla mücadele edilmek zorunda kalınabilir. Şehir şebeke suları dinlendirilerek verilmesi muhtemel kirliliklerin önlenmesi için su arıtma filtrelerinden geçirilerek akvaryum tankına dolum yapılmalıdır. Akvaryumlarda kullanılan en sık filtre sistemleri spun sediment filtreler ve aktif kabon filtrelerdir. Aktif karbon filtreler sudaki kloru tamamen absorblayarak bünyesine alır, böylece şehir şebeke suları bekleme yapılmadan akvaryum tanklarına doldurulabilir. Özellikle büyük akvaryum tanklarında yapılacak 1/3 su değişimleri büyük sıkıntı yaratmaktadır. 200-300 litre gibi bir suyu bir gün boyunca dinlendirmek oldukça zahmetli bir iştir. Bu tip akvaryumları olan kişiler için aktif karbon filtreleri konfor olmaktan öte bir gereklilikdir. Bazı balık türleri doğası gereği alkali sularda yaşamakta bazıları da asidik sularda yaşamaktadır. Discus gibi asidik sularda üreyebilen balık türleri için kimyasal kullanmadan PH seviyesini düşürmek için reverse osmosis cihazları kullanılır. Sitemizde akvaryumlar için kullanılan basit tipte reverse osmosis cihazları mevcuttur. Musluğa takıp çalıştırılabilen bu cihazlar discus balıklarının yumurtalarını muhafaza edebilmesi için gerekli ortamı sağlayabilmektedir. Pek çok müşterimiz reverse osmosis cihazlarımızı kullanarak discus yavru üretiminin keyfine varabilmiştir.Bazı ciklet türleri de aksine alkali ortamlardan hoşlanmakta ve üreme yapabilmektedirler. Bu ciklet türleri için de yine kimyasal kullanmadan alkali su elde eden antioksidan özellikli cihazlarımız mevcuttur. Bu cihazlarımızla kimyasal kullanmadan doğal minerallerle yüksek PH seviyelerinde su üretmek mümkündür, balıkların en çok hoşlandığı ortam bu cihazlarla sağlanabilmektedir.

Akvaryum su arıtma

Akvaryum su arıtma konusunu iki ana başlıkta inceleyebiliriz. Birincisi akvaryum içi su arıtma (mekanik, biyolojik arıtma) ikincisi ise akvaryuma konulacak suyun elde edilmesi için yapılan arıtma işlemidir. 

Akvaryum içi arıtma iç ve dış filtreler vasıtası ile yapılmaktadır. Akvaryum tankının hacmine göre çeşitli ebatlarda olan iç ve dış filtreler çeşitli debilerde suyu çevrim yaparak mekanik ve biyolojik arıtma gerçekleştirmektedir. Balıkların sağlıklı yaşayabilmesi için akvaryum suyunun temiz ve doğadaki şartlara yakın olması gerekmektedir. Akvaryumlarda karşılaşılan en sık problem çözünmüş oksijen eksiklidir. Fanus gibi havalandırma yapılmayan akvaryumlarda çözünmüş oksijen problemi oldukça sık yaşanır ve bu tip akvaryumlarda sık su değişimi yapılması gerekir. Akvaryum suyu içerisinde çeşitli görevleri bulunan faydalı bakteriler de yer almaktadır. Bu bakterilerin kaybolmaması için akvaryum temizliği asla komple bir şekilde yapılmaz. Yapılan en yaygın yanlış uygulama balıkların bir kovaya alınıp, akvaryum tankının tepeden tırnağa temizlenmesidir. Buradaki faydalı bakteriler yok olup tekrar aynı ortamın sağlanması için uzun süreler beklenmesi gerekebilmektedir. Bu süre zarfında balıklar adapte olamayıp ya da zararlı bakterilerin baskın gelip çoğalması sonucu ortam habitatı değişip balık ölümlerine rastlanabilmektedir. 

Akvaryumda su arıtmayı sağlayan iç filtreler genelde sünger yapıda olmaktadır. Su çevrimi sağlayan motor akvaryum suyunu sürekli olarak filtre ederek kirliliklerden arınmasını sağlar. Sünger kaba partikülleri tuttuğu gibi bakterilerin üremesi için de uygun bir ortam oluşturur. Burada konumlanan bakteriler fazla yemleme ve balık dışkılarındaki amonyak nitrat gibi zararlıları azota dönüştürerek doğada gerçekleşen azot döngüsünü hızlı bir biçimde sağlar. Filtre suyu verirken aynı zamanda havalandırarak verir böylece çözünmüş oksijen seviyesinin de düşmemesi sağlanmış olur. Zaman içerisinde doygunluğa ulaşan filtre temizlenmeli belli periyotlarla da dip çekimi yapılarak akvaryum suyu tazelenmelidir. Dip çekiminin 1/3 oranını geçmemesine dikkat edilmelidir. Akvaryum içerisine konulan su bol oksijenli, taze, yabancı maddelerden arınmış ve klorsuz olmalıdır. Su sıcaklığı da akvaryum suyu sıcaklığına yakın bir değer olmalıdır. 

Dış filtreler akvaryum suyunu arıtmada büyük tanklarda tercih edilmektedir. Büyük tanklarda su değerlerini sağlamak küçük tanklara göre nispeten daha kolay olmaktadır. Dış filtreler katmanlı yapıları ile çok daha spesifik bir arıtma gerçekleştirirler. Seramik, bioball, substrat, siporax, matrix, aktif karbon, zeolit, sünger, elyaf gibi malzemeler dış filtrelerde kullanılmaktadır. Değişik amaçlar için bu filtre malzemeleri farklı kombinasyonlarda kullanılabilmektedir. Aktif karbon akvaryum içerisinde ilaçlama yapıldığı zaman ilacın etkisini gösterip işlevi bittikten sonra zararsızca sudan alınması için kullanılır. Balıkların ihtiyaç duyduğu temiz su değerlerine kısa sürede şok altında kalınmadan geçiş yapılmış olur.

Akvaryuma temiz su elde etmek için de su arıtma sistemlerinden faydalanılır. Şehir şebeke suları klor içerdiğinden dolayı balıklar için son derece zararlıdır. Su değişimleri direk şehir şebeke suları ile yapıldığı vakit ani balık ölümleri dahil çeşitli hastalıklarla mücadele edilmek zorunda kalınabilir. Şehir şebeke suları dinlendirilerek verilmesi muhtemel kirliliklerin önlenmesi için su arıtma filtrelerinden geçirilerek akvaryum tankına dolum yapılmalıdır. Akvaryumlarda kullanılan en sık filtre sistemleri spun sediment filtreler ve aktif kabon filtrelerdir. Aktif karbon filtreler sudaki kloru tamamen absorblayarak bünyesine alır, böylece şehir şebeke suları bekleme yapılmadan akvaryum tanklarına doldurulabilir. Özellikle büyük akvaryum tanklarında yapılacak 1/3 su değişimleri büyük sıkıntı yaratmaktadır. 200-300 litre gibi bir suyu bir gün boyunca dinlendirmek oldukça zahmetli bir iştir. Bu tip akvaryumları olan kişiler için aktif karbon filtreleri konfor olmaktan öte bir gereklilikdir. Bazı balık türleri doğası gereği alkali sularda yaşamakta bazıları da asidik sularda yaşamaktadır. Discus gibi asidik sularda üreyebilen balık türleri için kimyasal kullanmadan PH seviyesini düşürmek için reverse osmosis cihazları kullanılır. Sitemizde akvaryumlar için kullanılan basit tipte reverse osmosis cihazları mevcuttur. Musluğa takıp çalıştırılabilen bu cihazlar discus balıklarının yumurtalarını muhafaza edebilmesi için gerekli ortamı sağlayabilmektedir. Pek çok müşterimiz reverse osmosis cihazlarımızı kullanarak discus yavru üretiminin keyfine varabilmiştir.Bazı ciklet türleri de aksine alkali ortamlardan hoşlanmakta ve üreme yapabilmektedirler. Bu ciklet türleri için de yine kimyasal kullanmadan alkali su elde eden antioksidan özellikli cihazlarımız mevcuttur. Bu cihazlarımızla kimyasal kullanmadan doğal minerallerle yüksek PH seviyelerinde su üretmek mümkündür, balıkların en çok hoşlandığı ortam bu cihazlarla sağlanabilmektedir.

Su arıtma cihazı tavsiye

Piyasada okadar çok çeşitli cihaz var ki hangi su arıtma cihazı tavsiye edilmeli başlı başlına profesyonellik gerektiren bir konu oldu. Biz zaten satışa sunduğumuz ürünlerde müşterilerimizin minimum maliyetle maksimum faydalanabileceği ürünleri tercih ediyoruz. Dünya pazarını ve Türkiye pazarını tahlil ederek o an için en uygun ürünleri tüketicinin beğenisine sunmaya gayret ediyoruz. Ortalama Türkiye'deki her çeşit su kalitesine hitap eden ürünler getiriyoruz. Buna göre bizim su arıtma cihazı için tavsiyelerimizde genelleme yapmak pek mümkün değil.

Öncelikle müşterimizin musluğundan akan suyu tanıması gerekiyor. Suyun özelliklerine göre cihaz seçimi doğru bir karar olacaktır. Su kalitesi yüksek olan bölgelerde üçlü tip (sediment tutucu, granül aktif karbon, blok aktif karbon) basit filtrasyon cihazı yeterli olacaktır. Bu bölge için en iyi su arıtma cihazı budur, antioksidan filtre kullanılarak su kalitesi daha da yükseltilebilir. Burada reverse osmosis sistemi kullanmak oldukça gereksiz olacağı gibi ekstra maliyet de getirecektir. Şebekede yoğun kirliliklerin mevcut olduğu bölgelerde ise reverse osmosis sistemlerinin tercih edilmesi gereklidir. Reverse osmosis sistemlerinden sonra ise suya mineral kazandırıcı tatlandırıcı bir alkali filtre kullanmak lüks değil gereklilikdir. Türkiye'deki ilk alkali filtrelerin satışını gerçekleştiren firmamız sayesinde yavaş yavaş reverse osmosis sitemlerinde alkali filtreler standart haline gelmeye başlamıştır. Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu mineralleri sudan karşılaması önemli bir konudur.

Su arıtma cihazı tavsiyemiz kişinin ihtiyaçları ile alakalı olduğu gibi biraz da bütçeyle ilişkisi vardır. Mutfağı dar olan kapalı tip kompakt kasalı sistemleri tercih edebilir. Tezgahaltında daha az yer kaplaması ile sevilen cihazlardır. Yer önemli değil, görüntüye de pek önem vermem diyorsanız ve de bütçeniz de kısıtlıysa açık kasalı sistemler sizin için daha uygun olacaktır. Bir diğer husus da cihazların pompalı ya da pompasız oluşudur. Pompalı cihazlar basıncı yetersiz olan suyu basınçlandırarak membran gözeneklerinden rahat geçişini sağlamaktadır. Şebeke basınçları çoğu bölgelerde pompasız cihazların çalışması için yeterlidir. Şebeke sisteminin uç noktalarında ve hidrofor olmayan yüksek katlı binalarda basınç problemi yaşanabilmektedir. Eğer böyle bir bölgede ikamet ediyorsanız pompalı cihaz tercih etmelisiniz. Bunun dışında pompalı cihaz satın almanız ekstra para harcamanızın yanında yüksek basınçlardan kaynaklanabilecek cihaz arızalarına da neden olabilmektedir. Pompalı cihazın su kalitesine bir etkisi yoktur, yeterli basınçta pompasız cihazlar da aynı kalitede suyu üretebilmektedir. Doğru tercihi yapmanız gereksiz elektrik sarfiyatının da önüne geçecektir. 

Arıtma cihazları fiyatları

Arıtma cihazları fiyatları ürünün özelliklerine, kalitesine, kullanılan arıtma tekniğine, montaj, garanti gibi faktörlere göre değişir. Günümüzde mikroişlemcili her şeyi bilgisayar kontrolünde gerçekleştiren, sürekli su kalitesi hakkında bilgi veren cihazlar geliştirilmiştir. Bu cihazlar normal klasik sistemlere göre çok daha pahalıdır. Kaçak alarm zili ve su kaçağı olduğu zaman sistemin su akışını kesen cihazlar mevcuttur. Mikroişlemci su kalitesini tesbit ederek belli periyotlarla reverse osmosis membranın temizlenmesini sağlar. Bütün bunlar arıtma cihazlarının fiyatlarına etki yapar. 

Önemli olan artıma cihazının fiyatı değildir, çok pahalı bir ürün çok kaliteli olacağı anlamına gelmez. Buradaki en önemli husus cihazın kalitesi değil suyun kalitesidir. Aynı kalitedeki suyu daha uygun fiyatlı bir cihazla karşılayabiliyorsanız ve uzun vadede işletme maliyetleri de uygun oluyorsa ozaman neden pahalı bir cihazı tercih edesiniz. Genelde arıtma cihazı satın alınırken komşuda gördüm bende alayım tarzında olmaktadır. Oysa ki komşunuzun tesbitiyle sizinki farklı olabilir, bu yüzden böyle bir konuda araştırma yapmak gerekir. 

İnsanların çoğunluğu kireçli sulardan dolayı şikayetçi olmaktadır bu da ister istemez arıtma cihazları fiyatlarına tesir etmektedir. Kireçli suların sağlık açısından bir zararı olmadığı gibi olumlu tarafları da vardır. Yapılan araştırmalar sert su içilen bölgelerdeki insanların kalp krizi geçirme riskinin çok daha düşük olduğu saptanmıştır. Bunun nedeninin sert su içerisindeki magnezyum, kalsiyum gibi mineraller olduğu tesbit edilmiştir. Eğer suda başka kirletici parametreler yoksa basit bir filtrasyon sistemi ile çok kaliteli bir su elde edilebilir, varsın çaydanlığınızda kireç oluşsun bu önemli değil. Bazı bilinçsiz satıcılar sudaki kirecin böbrek taşı oluşturduğuna dair halka yanlış bilgiler sunmaktadır. Nasıl çaydanlıkta kireç oluşuyorsa organlarınızda özellikle de böbreklerinizde taş oluşuyor deyip mantığa uygun bir şekilde kandırma yoluna gitmektedir. Böyle bir şey söz konusu değildir. yapılan araştırmalarda böbreklerde ya da diğer organlarda oluşan taşların sert su içimi ile bir alakasının varlığı tesbit edilememiştir. Bunlar uydurmaca safsata sözlerdir. Sert su tüketimi su lezzeti açısından olumsuz bir durum oluşturabilir ancak sağlık açısından olumsuz bir durum oluşturmayacağı gibi olumlu yanları da çeşitli makalelerde dile getirilmiştir. Vücuda faydalı olan mineralleri barındıran suları tüketmek her zaman için daha faydalıdır. Yanlış  bir arıtma cihazının seçimi hem sağlığımızı etkileyebileceği gibi hem de arıtma cihazlarının fiyatını etkileyecektir.

Su arıtma yöntemleri

Su arıtma yöntemlerini iki farklı grup için sınıflandırmak gerekir. Bunlardan birincisi içme suyu arıtma ikincisi ise atıksu arıtmadır.

İçme suyu arıtma yöntemleri barajlardan, göllerden, akarsular gibi yüzeysel sulardan elde edilen suları arıtma ile yeraltı sularından elde edilen suları arıtma olarak sınıflandırabiliriz. Her iki durumda da su arıtma işlemine başlanmadan önce suların detaylı bir analizinin yapılması ve bu analiz sonuçlarına göre ekonomik bir su arıtma sisteminin tasarlanması yoluna gidilmelidir. Belli başlı içme suyu arıtma yöntemlerini şöyle gruplandırabiliriz.

1. Filtrasyon

a.Mikrofiltrasyon: Mikrofiltrasyon yönteminde su moleküleri içerisindeki yabancı partiküller mikron dediğimiz milimetrenin binde biri büyüklüğüne kadar olabilen partikülleri sudan ayrıştırma işlemidir. Bu filtrasyon hızlı, yavaş, basınçlı kum filtreleri ile gerçekleştirildiği gibi hammaddesi elyaf ya da iplik olan kartuş tipindeki filtrelerle de gerçekleştirilmektedir. Kartuş filtreler 80 mikron 25 mikron, 10 mikron, 5 mikron ve 1 mikron gibi süzme kapasitesine sahip olabilmektedir.

b.Ultrafiltrasyon: Tanecik boyutu 0,02 mikron seviyesine kadar olan partiküller bu filtrasyon tekniği ile tutulabilmektedir. Bu maddeler arasında bakteri ve virüsleri de saymamız mümkündür. Uygun maliyeti sebebiyle büyük ölçekte endüstriyel  ve şehir şebekeleri için yaygın bir şekilde kullanım alanı bulmuştur. 

c.Nanofiltrasyon: 1 milimetrenin milyonda bir boyutu olarak nanometre ifade edilmektedir. Nanofiltrasyon tekniği ile sudaki birçok zararlı madde tutulabilmektedir. Minerallerin çoğunluğu iyon şeklindeki yapılarından nanofiltrelerden geçebilmektedir. Bu kadar küçük gözeneklere sahip membranlar özel teknikle üretilmektedir. Rakibi olan reverse osmosis sistemlere karşı daha düşük basınçlarda çalışabilme ve gözenek yapısının büyüklüğünden dolayı daha geç sürede tıkanma avantajlarına sahiptir. Nanofiltrasyon yönteminde oluşan atıksu da reverse osmosis sitemlere kıyasla oldukça düşüktür. Ancak bu filtrasyon yöntemi denizsuyu arıtımında ve TDS değeri yüksek olan sularda uygulanabilir değildir.

d.Reverse osmosis(RO): Türkçe ters osmoz olarak adlandırılan bu filtrasyon tekniği ile sudaki bütün yabancı maddeler ayrıştırılabilmektedir. Bu teknoloji membranlarında sadece su moleküllerinin geçebileceği büyüklükte delikler bulunmaktadır. 1 milimetrenin 10 milyonda biri büyüklüğüne angstrom adı verilmektedir. Membran gözenekleri 5 angstrom büyüklüğüne sahiptir. Yüksek basınç altında su molekülleri osmoz istikametinin tersine hareket ederek yabancı maddelerinden arınır.

2.İyon değiştirme:

a.Su yumuşatma: Sudaki +2 değerlikli iyonlar suda çözünerek sertlik problemini oluşturur. Reçine sudaki +2 değerlikli iyonları yakalama kapasitesine sahiptir. Yalnız reçinenin doygunluğa ulaştıktan sonra yakaladığı bu iyonları geri bıraktırarak atıksu ile sistemden uzaklaştırması istenir. Böylelikle sistemde sürekli bir kalsiyum, magnezyum gibi +2 değerlikli iyonların yakalanma işlemi devam edebilecektir. Doygunluğa ulaştıktan sonra bu iyonları bırakma işi iyonların yer değiştirme prensibi ile gerçekleştirilir. Tuzda ki sodyum iyonları reçinedeki +2 değerlikli iyonlar ile yer değiştirirek reçinenin tekrar +2 değerlikli iyonları tutma yeteneği gelişir. Bu işleme rejenerasyon denilmektedir. Reçinenin kapasitesi hesaplanarak uygun su arıtma cihazı seçimi ile su yumuşatma işlemi gerçekleştirilir.

b.Demineralizasyon: Anyon ve katyon tutucu reçineler sırasıyla işleme tabi tutulup sudaki tüm iyonların bu reçineler vasıtası ile tutulması sağlanır. Burada rejenerasyon işlemi asit ve baz ile yapılmaktadır. Endüstriyel olarak uygulama sahası geniştir. Saf su istenilen proseslerde kullanılmaktadır.

c.Mix-bed demineralizasyon: Karışık yataklı reçine olarak adlandırılan mix-bed reçine aynı anda hem anyonları hem katyonları tutma kapasitesine sahiptir. Rejenerasyon işlemi genelde yapılmamaktadır, kullan-at şeklinde kullanımı yaygındır.

3.Aktif karbon: Sudaki tat, koku, organik bileşikler, klor bazı ağır metallerin gideriminde kullanılır. Aktif karbon zerreceikler çok büyük yüzey alanlarına sahiptir ve bu aktif karbona mükemmel bir absorblama kapasitesi sağlamıştır. Sistemin rejenerasyonu yoktur, ters yıkama işlemi aktif karbon zerreciklerini hareket ettirmek için yapılmaktadır. Aktif karbon kömür ve hindistan cevizi kabuğu (coconut) bazlı olarak üretilmektedir. Coconut aktif karbonların içme suyu arıtımında kullanımı yaygındır.

4.Demir-mangan filtreleri: Sudaki demir ve mangan ön arıtım proseslerine zarar verebilmektedir. Bu bakımdan giderilmesi gerekir. Birm denilen bir mineralin demir mangan tutma özelliği keşfedilmiştir. Demir mangan klorla reaksiyona sokularak birm adlı mineralin tutabileceği kıvama getirilmektedir. 

Kartuş Filtreler

Su arıtma cihazlarında kullanılan kartuş filtreler değişik amaçlara yönelik ve değişik ebatlarda olabilmektedir.

Çeşitli boy ve ebatlarda kartuş filtreler ve filtre kapları

Ebatlarına göre kartuş filtreler standart olarak 10inch, 20inch, 30inch, 40inch şeklinde sınıflandırılır. İşlevlerine göre sediment tutucu iplik ya da spun kartuş filtreler, organik bileşik, klor, ağır metal tutucu gibi granül aktif karbon ya da blok aktif karbon filtreler, sertlik giderici reçine filtreler, boş shell kap olarak adlandırılan kartuş filtre kaplarına birtakım minerallarin ilavesiyle spesifik olarak tasarlanan özel amaçlı demir mangan gideren filtreler, arsenik gideren filtreler olarak sıralanabilir. Kartuş filtreler ev tipi cihazlarda kullanıldığı gibi endüstriyel cihazlarda da yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. İhtiyaca uygun suyun üretilmesi maksadıyla ön arıtıcı olarak kullanılmaktadırlar. Kartuş filtrelerin en fazla kullanıldığı alan sediment tutucu olaraktır. Genelde sediment tutucu olarak endüstriyel uygulamalarda iplik sargılı kartuş filtreler, evsel tip uygulamalarda ise elyaf (spun) filtreler kullanılmaktadır. Bu filtrelerin süzme kapasiteleri 1 Mikron, 5 Mikron, 10 Mikron, 25 Mikron olarak değişmektedir. Yeraltı, kuyu suları oldukça fazla miktarda kum, çakıl, silis, kil gibi iri partiküller içerebilmektedir. Şebeke sularında borularla birlikte taşınan iri partiküller olabildiği gibi özellikle su kesilmelerinde boruların içinde çökelen iri partüküllerin suyun açılmasıyla kuvvetli tazzikle evlere kadar taşındığı çok görülmüştür. Bu gibi durumlarda kullanılacak kartuş filtreler hem cihaz hem insan sağlığı açısından çok faydalı olacaktır. Beyaz olan filtrelerin renginin kısa bir süre içerisinde koyu kahverengi renge dönüşmesi bir çok müşterimiz tarafından hayretle karşılanmış, daha önce banyo yaptıkları yemeklerinde kullandıkları suyun bu kadar kirlilik içerebileceğine inanamadıklarını dile getirmişlerdir. Evsel tipte en çok 10 inch boyutundaki kartuş filtreler kullanılmaktadır. Suyu süzme kapasitelerine göre de en çok 5 mikron filtreler kullanılmaktadır.

Akvaryumlar için geliştirilmiş reverse osmosis cihazıReverse osmosis sistemlerden önce ön arıtım olarak kullanılan kartuş filtrelerin en yaygın kullanım şekli 10 inch 5 mikron spun sediment filtre, 10 inch granül aktif karbon, 10 inch 5 Mikron blok aktif karbon şeklindedir. Bu tip kartuş filtreler bir filtre kabına ihtiyaç duyar ve kapasitesi dolduğu zaman yenisi ile değiştirilmesi gerekir. Yıkanabilir 10 inch plastik ve çelik olmak üzere 80-100Mikron mertebesinde süzüm yapabilen yıkanabilir kartuşlar da mevcuttur. Bunlar genellikle şebeke sistemlerinin girişinde kullanılır, eğer suda çok fazla iri partiküller mevcut ise yıkanabilir kartuş filtrenin kullanımı diğer filtrasyon sisteminin ömrünü uzatacağından ekonomi sağlamaktadır. Kartuş filtrelerin boyutu 10 inch olup genişlikleri 2,5inchdir. Daha kalın 4inch filtreler big blue filtre olarak adlandırılıp yaygın olarak 10 inch ve 20 inch boyutlarında kullanılmaktadır. Yine bu sistemler evlerde tesisat girişinde kullanılabilmektedir, ebatları büyük olduğu için daha fazla kirlilik tutma kapasitesine sahiptir. Endüstriyel alanda da kullanılan bu sistemlerin bir diğer alternatifi endüstriyel sistemler içerinde yer alan çoklu kartuş filtreleridir. Bu tip filtreler bir hazne içerisinde birden fazla kartuş filtrenin kombinasyonundan oluşturulmaktadır. Çok yüksek kapasitelerde dahi bu filtreler rahatlıkla kullanılabilmektedir. Bu tip sistemler ihtiyaç duyulan debiye ve suyun kirlilik durumuna göre tasarlanmaktadır. Kartuş filtreler ile yüksek kalitede filtrasyon gerçekleştirilebilmektedir.

Evsel tipte RO cihazlarından sonra kullanılan kullan at tipinde filtre kabına ihtiyaç duymayan kartuş filtreler de vardır, bunlara in-line kartuş filtreler denilmektedir. Bu tip filtreler genellikle son aşama olarak suyu tatlandırıcı görev üstlenirler. Hindistan cevizi kabuğu (coconut) hammaddeli aktif karbon in-line kartuş sudaki olumsuz tadı yok ederek suyu tatlandırır ve içimi hoş lezzetli bir hale getirir. Alkali filtreler suya kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum gibi +2 değerlikli iyonların takviyesini yaparak suyun PH seviyesini yükseltir ve suyu alkali yapar. Antioksidan filtreler detoks(detox) olarak da adlandırılır suya bol miktarda negatif elektron ve uzak dalga boylu kızılötesi ışınlar (far infrared) yayarak suyu aktive eder ve suyun negatif ORP potansiyelini artırır. Böylece bu filtreden geçmiş suyu içnelerin bağışıklık sistemi günden güne güçlenerek hastalıklara karşı direnç kazanır. Infrared filtreler sadece uzak dalga boylu kızılötesi ışın yayarlar ve suyu aktive ederler. Mix-bed reçine diğer adıyla silikat reçinesi distile su elde etmek için kullanılır. Bu filtreden geçen suyun içerisindeki tüm anyon ve katyonlar tutularak neredeyse %100 saflık derecesine ulaşılır. Mikrosiemens cinsinden su değerleri ölçüldüğü vakit 0'a yakın sonuç verir. Bütün bu filtreler in-line tipi kartuş filtreler olup kullanım ömrü bittiği zaman atılarak yenisi ile değiştirilmektedir.  

Su Arıtma Aşamaları

Klasik reverse osmosis sistemleri 5 aşamadan oluşmaktadır. RO sistemler herkesçe bilindiği gibi suyu saflaştıran sistemlerdir, ancak suya mineral takviye eden filtrelerin kullanımı son yıllarda oldukça artmıştır. Bu bakımdan piaysada 6,7,8 aşamalı cihazlarla da karşılaşılabilmektedir. Opsiyonel olarak karşılaşılan bu seçeneklerin de açıklaması aşağıda mevcuttur.

Kartuş tipindeki su filtreleri

Ön Arıtım: Genel olarak 3 filtreden oluşmaktadır. Bu 3 filtrenin görevi asıl arıtma işlemini yapan membran filtreyi korumaktır. Bu filtreler kullanılmadığı vakit membran filtrenin yapısı bozulmakta ve verim kaybına yol açarak arıtma işlemini gerçekleştirememektedir. Bu 3 filtrenin değişimi membran filtrenin verimini oldukça etkilemektedir. Zamanında değişmeyen filtreler membrana zarar vermekte, kirleticiler membran filtreye kadar ulaşarak gözenekleri tıkayabilmektedir. Bu filtreler genellikle sediment tutucu ve aktif karbon filtreler olarak kullanılmaktadır. Sudaki kirleticilerin yoğunluğuna bağlı olarak reçine, demir-mangan gideren kartuş filtreler gibi spesifik amaçlı filtreler membranın hasar görmemesi için kullanılabilmektedir. Genel olarak;

5 micron sediment filtre1.Aşama: 5 Mikron sediment filtre. Elyaf (spun) ya da ip sargılı kartuş filtre olarak karşımıza çıkmaktadır. Filtre uçlarında filtre kabına düzgün yerleşen oring halkalı filtreler olduğu gibi genellikle ucuz olan düz filtreler tercih edilmektedir. Kullanım ömürleri giriş suyunun kalitesine ve kulanım miktarına bağlı olarak değişir, ortalama 3000 litre su olarak bahsedilebilir.  Suda bulunan iri partikülleri tutmak için kullanılır. Gözenekler doygunluğa erişince su basıncı azalmaya başlar ve partiküller diğer filtre kaplarına geçebilir. Takip edilerek kirlilikler filtrenin iç kısmına ulaşmadan değiştirilmelidir. Beyaz olan bu spun filtre uzun zaman değiştirilmediği vakit ve ya çok kirli sularda tamamen kahverengi renge dönüşerek hayret verici bir görüntü oluşturur. Çeşme altında yıkandığı vakit kirlilikler gitmiş gibi görünsede doğru bir davranış değildir. bu tip filtreler yıkanabilir değildir, 5 mikron büyüklüğüne kadar partikülleri boşluklarında tutarlar ve bunların yıkanması mümkün değildir. Çeşme altında ancak yüzeysel kirlilikler giderilebilir. Eğer kuyu suyu kullanılıyorsa ve yoğun miktarda kum, taş, çakıl gibi iri partiküller geliyorsa sistemin önüne 80-100 mikron yıkanabilir çelik ya da plastik filtre kaplarından yerleştirilebilir. Bu durumda ilk filtrenin temizleme hassasiyeti artacak olup cihaz çok daha verimli çalışacaktır. İster şebeke suyu olsun ister yeraltı suyu büyük sediment filtreleri evlerinizde tesisata girişde kullanmanız çok faydalı olacaktır. Cihazlarınızın ömrü uzayacağı gibi musluklarınızın arıza yapma olasılığı da düşecek en önemlisi temiz bir suyla banyo almanın rahatlığına kavuşmuş olacaksınız.

 

granül aktif karbon filtre2.Aşama: Granül Aktif Karbon: İri boyutlu aktif karbon taneciklerinden oluşup sudaki klor, organik bileşikler ve bazı ağır metalleri tutabilme yeteneğine sahiptir. Aktif karbon yüzeysel alanı çok büyük bir madde olup bünyesinde çok miktarda kirliliği barındırabilmektedir. Ortalama kapasitesi 5000 litre olup suyun kirlilik durumuna göre muhakkak değişim takibi yapılmalıdr. Bakterilerin üremesini engelleyen kloru tutan aktif karbon doygunluğa ulaştıktan sonra bakteriler için mükemmel bir üreme ortamı oluşturma riski barındırmaktadır. Aktif karbon aynı zamanda sudaki tat ve kokuyu da iyileştirici özelliklere sahiptir. 

 

 

 

 

 

 

Blok aktif karbon filtre3.Aşama: Blok Karbon Filtre: Bu filtre sediment ve toz karbonun kombinasyonundan oluşmuştur. 5 mikron hassasiyetinde süzme sağladığı gibi aynı zmanda klor, organik bileşikler ağır metaller gibi aktif karbon arıtıcı özelliği gösterir. Bu filtrenin de ortalama 5000 litre kapasitesi vardır. 3. aşamada olduğu için 1. ve 2. aşamada kaçabilen partikülleri tutar, bundan dolayı yükü biraz daha hafiftir. 3.aşama olarak piyasadaki ucuz cihazlarda genellikle 1 mikron sediment filtre kullanılır. Eğer sistemde yeraltısuyu kullanılıyorsa 1 mikron filtrenin kullanılması yerinde olacaktır, ancak şebeke suyu kullanılan yerlerde kesinlikle blok karbon filtrenin tercih edilmesi gerekir. 

 

 

 

 

 

Filmtec made in USA membran filtre4.Aşama: Membran filtreReverse osmosis mebran filtresidir. Membran yapısındaki gözenekler oldukça küçüktür. Gerekli basınç altında bu gözeneklerden yalnızca su molekülleri, gazlar ve molekül yapısı çok küçük olan bazı iyonlar geçebilmektedir. Bunların haricindeki tüm mineral, metal, ametal, toxinler membran gözeneklerinden geçemeyip atıksu ile birlikte sistemden uzaklaştırılmaktadır. Bu bakımdan RO cihazlar temiz su üretirken bir miktar atıksu üretirler. Atıksu oranı evsel tip cihazlarda %60-80 olabilmektedir. Yani cihaz 1 litre su üretmek için 2 litre su harcayabilmektedir. Bu atıksu diye tabir ettiğimiz su aslında ön arıtımdan geçmiş bir sudur, su içerisinde bulunan tüm yabancı maddelerin yoğun bir konsantrasyonda olduğu sudur. Su niteliği içilebilir bir su ise bu suyun bahçede kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur.

Post karbon filtre5.Aşama: Post Karbon Filtre: Bu filtre mineral, alkali, antioksidan, detoks (detox), infrared, ultraviyole gibi filtreler kullanılıyorsa son aşama olarak kullanılmalıdır. Hindistan cevizi kabuğundan üretilmiş olup suyu tatlandırıcı bir görevi vardır. Membrandan geçen su metalimsi tatsız bir sudur, su bu filtreden geçince lezzet kazanır içilebilir hoş bir hale gelir. Karbon taneciklerine gümüş iyonu emdirilmiş filtreler aynı zamanda antibakteriyel görevi de görür. Su RO tankında çok uzun zaman beklediği zaman sistemde hava kaçağı olursa bakteri üremesi problemi yaşanabilir. Önlem açısından bu tip bir antibakteriyel filtrenin kullanımı faydalı olacaktır.

 

Sayfa 1 / 2