Su arıtma yöntemleri

Su arıtma yöntemlerini iki farklı grup için sınıflandırmak gerekir. Bunlardan birincisi içme suyu arıtma ikincisi ise atıksu arıtmadır.

İçme suyu arıtma yöntemleri barajlardan, göllerden, akarsular gibi yüzeysel sulardan elde edilen suları arıtma ile yeraltı sularından elde edilen suları arıtma olarak sınıflandırabiliriz. Her iki durumda da su arıtma işlemine başlanmadan önce suların detaylı bir analizinin yapılması ve bu analiz sonuçlarına göre ekonomik bir su arıtma sisteminin tasarlanması yoluna gidilmelidir. Belli başlı içme suyu arıtma yöntemlerini şöyle gruplandırabiliriz.

1. Filtrasyon

a.Mikrofiltrasyon: Mikrofiltrasyon yönteminde su moleküleri içerisindeki yabancı partiküller mikron dediğimiz milimetrenin binde biri büyüklüğüne kadar olabilen partikülleri sudan ayrıştırma işlemidir. Bu filtrasyon hızlı, yavaş, basınçlı kum filtreleri ile gerçekleştirildiği gibi hammaddesi elyaf ya da iplik olan kartuş tipindeki filtrelerle de gerçekleştirilmektedir. Kartuş filtreler 80 mikron 25 mikron, 10 mikron, 5 mikron ve 1 mikron gibi süzme kapasitesine sahip olabilmektedir.

b.Ultrafiltrasyon: Tanecik boyutu 0,02 mikron seviyesine kadar olan partiküller bu filtrasyon tekniği ile tutulabilmektedir. Bu maddeler arasında bakteri ve virüsleri de saymamız mümkündür. Uygun maliyeti sebebiyle büyük ölçekte endüstriyel  ve şehir şebekeleri için yaygın bir şekilde kullanım alanı bulmuştur. 

c.Nanofiltrasyon: 1 milimetrenin milyonda bir boyutu olarak nanometre ifade edilmektedir. Nanofiltrasyon tekniği ile sudaki birçok zararlı madde tutulabilmektedir. Minerallerin çoğunluğu iyon şeklindeki yapılarından nanofiltrelerden geçebilmektedir. Bu kadar küçük gözeneklere sahip membranlar özel teknikle üretilmektedir. Rakibi olan reverse osmosis sistemlere karşı daha düşük basınçlarda çalışabilme ve gözenek yapısının büyüklüğünden dolayı daha geç sürede tıkanma avantajlarına sahiptir. Nanofiltrasyon yönteminde oluşan atıksu da reverse osmosis sitemlere kıyasla oldukça düşüktür. Ancak bu filtrasyon yöntemi denizsuyu arıtımında ve TDS değeri yüksek olan sularda uygulanabilir değildir.

d.Reverse osmosis(RO): Türkçe ters osmoz olarak adlandırılan bu filtrasyon tekniği ile sudaki bütün yabancı maddeler ayrıştırılabilmektedir. Bu teknoloji membranlarında sadece su moleküllerinin geçebileceği büyüklükte delikler bulunmaktadır. 1 milimetrenin 10 milyonda biri büyüklüğüne angstrom adı verilmektedir. Membran gözenekleri 5 angstrom büyüklüğüne sahiptir. Yüksek basınç altında su molekülleri osmoz istikametinin tersine hareket ederek yabancı maddelerinden arınır.

2.İyon değiştirme:

a.Su yumuşatma: Sudaki +2 değerlikli iyonlar suda çözünerek sertlik problemini oluşturur. Reçine sudaki +2 değerlikli iyonları yakalama kapasitesine sahiptir. Yalnız reçinenin doygunluğa ulaştıktan sonra yakaladığı bu iyonları geri bıraktırarak atıksu ile sistemden uzaklaştırması istenir. Böylelikle sistemde sürekli bir kalsiyum, magnezyum gibi +2 değerlikli iyonların yakalanma işlemi devam edebilecektir. Doygunluğa ulaştıktan sonra bu iyonları bırakma işi iyonların yer değiştirme prensibi ile gerçekleştirilir. Tuzda ki sodyum iyonları reçinedeki +2 değerlikli iyonlar ile yer değiştirirek reçinenin tekrar +2 değerlikli iyonları tutma yeteneği gelişir. Bu işleme rejenerasyon denilmektedir. Reçinenin kapasitesi hesaplanarak uygun su arıtma cihazı seçimi ile su yumuşatma işlemi gerçekleştirilir.

b.Demineralizasyon: Anyon ve katyon tutucu reçineler sırasıyla işleme tabi tutulup sudaki tüm iyonların bu reçineler vasıtası ile tutulması sağlanır. Burada rejenerasyon işlemi asit ve baz ile yapılmaktadır. Endüstriyel olarak uygulama sahası geniştir. Saf su istenilen proseslerde kullanılmaktadır.

c.Mix-bed demineralizasyon: Karışık yataklı reçine olarak adlandırılan mix-bed reçine aynı anda hem anyonları hem katyonları tutma kapasitesine sahiptir. Rejenerasyon işlemi genelde yapılmamaktadır, kullan-at şeklinde kullanımı yaygındır.

3.Aktif karbon: Sudaki tat, koku, organik bileşikler, klor bazı ağır metallerin gideriminde kullanılır. Aktif karbon zerreceikler çok büyük yüzey alanlarına sahiptir ve bu aktif karbona mükemmel bir absorblama kapasitesi sağlamıştır. Sistemin rejenerasyonu yoktur, ters yıkama işlemi aktif karbon zerreciklerini hareket ettirmek için yapılmaktadır. Aktif karbon kömür ve hindistan cevizi kabuğu (coconut) bazlı olarak üretilmektedir. Coconut aktif karbonların içme suyu arıtımında kullanımı yaygındır.

4.Demir-mangan filtreleri: Sudaki demir ve mangan ön arıtım proseslerine zarar verebilmektedir. Bu bakımdan giderilmesi gerekir. Birm denilen bir mineralin demir mangan tutma özelliği keşfedilmiştir. Demir mangan klorla reaksiyona sokularak birm adlı mineralin tutabileceği kıvama getirilmektedir. 

Su Arıtma Aşamaları

Klasik reverse osmosis sistemleri 5 aşamadan oluşmaktadır. RO sistemler herkesçe bilindiği gibi suyu saflaştıran sistemlerdir, ancak suya mineral takviye eden filtrelerin kullanımı son yıllarda oldukça artmıştır. Bu bakımdan piaysada 6,7,8 aşamalı cihazlarla da karşılaşılabilmektedir. Opsiyonel olarak karşılaşılan bu seçeneklerin de açıklaması aşağıda mevcuttur.

Kartuş tipindeki su filtreleri

Ön Arıtım: Genel olarak 3 filtreden oluşmaktadır. Bu 3 filtrenin görevi asıl arıtma işlemini yapan membran filtreyi korumaktır. Bu filtreler kullanılmadığı vakit membran filtrenin yapısı bozulmakta ve verim kaybına yol açarak arıtma işlemini gerçekleştirememektedir. Bu 3 filtrenin değişimi membran filtrenin verimini oldukça etkilemektedir. Zamanında değişmeyen filtreler membrana zarar vermekte, kirleticiler membran filtreye kadar ulaşarak gözenekleri tıkayabilmektedir. Bu filtreler genellikle sediment tutucu ve aktif karbon filtreler olarak kullanılmaktadır. Sudaki kirleticilerin yoğunluğuna bağlı olarak reçine, demir-mangan gideren kartuş filtreler gibi spesifik amaçlı filtreler membranın hasar görmemesi için kullanılabilmektedir. Genel olarak;

5 micron sediment filtre1.Aşama: 5 Mikron sediment filtre. Elyaf (spun) ya da ip sargılı kartuş filtre olarak karşımıza çıkmaktadır. Filtre uçlarında filtre kabına düzgün yerleşen oring halkalı filtreler olduğu gibi genellikle ucuz olan düz filtreler tercih edilmektedir. Kullanım ömürleri giriş suyunun kalitesine ve kulanım miktarına bağlı olarak değişir, ortalama 3000 litre su olarak bahsedilebilir.  Suda bulunan iri partikülleri tutmak için kullanılır. Gözenekler doygunluğa erişince su basıncı azalmaya başlar ve partiküller diğer filtre kaplarına geçebilir. Takip edilerek kirlilikler filtrenin iç kısmına ulaşmadan değiştirilmelidir. Beyaz olan bu spun filtre uzun zaman değiştirilmediği vakit ve ya çok kirli sularda tamamen kahverengi renge dönüşerek hayret verici bir görüntü oluşturur. Çeşme altında yıkandığı vakit kirlilikler gitmiş gibi görünsede doğru bir davranış değildir. bu tip filtreler yıkanabilir değildir, 5 mikron büyüklüğüne kadar partikülleri boşluklarında tutarlar ve bunların yıkanması mümkün değildir. Çeşme altında ancak yüzeysel kirlilikler giderilebilir. Eğer kuyu suyu kullanılıyorsa ve yoğun miktarda kum, taş, çakıl gibi iri partiküller geliyorsa sistemin önüne 80-100 mikron yıkanabilir çelik ya da plastik filtre kaplarından yerleştirilebilir. Bu durumda ilk filtrenin temizleme hassasiyeti artacak olup cihaz çok daha verimli çalışacaktır. İster şebeke suyu olsun ister yeraltı suyu büyük sediment filtreleri evlerinizde tesisata girişde kullanmanız çok faydalı olacaktır. Cihazlarınızın ömrü uzayacağı gibi musluklarınızın arıza yapma olasılığı da düşecek en önemlisi temiz bir suyla banyo almanın rahatlığına kavuşmuş olacaksınız.

 

granül aktif karbon filtre2.Aşama: Granül Aktif Karbon: İri boyutlu aktif karbon taneciklerinden oluşup sudaki klor, organik bileşikler ve bazı ağır metalleri tutabilme yeteneğine sahiptir. Aktif karbon yüzeysel alanı çok büyük bir madde olup bünyesinde çok miktarda kirliliği barındırabilmektedir. Ortalama kapasitesi 5000 litre olup suyun kirlilik durumuna göre muhakkak değişim takibi yapılmalıdr. Bakterilerin üremesini engelleyen kloru tutan aktif karbon doygunluğa ulaştıktan sonra bakteriler için mükemmel bir üreme ortamı oluşturma riski barındırmaktadır. Aktif karbon aynı zamanda sudaki tat ve kokuyu da iyileştirici özelliklere sahiptir. 

 

 

 

 

 

 

Blok aktif karbon filtre3.Aşama: Blok Karbon Filtre: Bu filtre sediment ve toz karbonun kombinasyonundan oluşmuştur. 5 mikron hassasiyetinde süzme sağladığı gibi aynı zmanda klor, organik bileşikler ağır metaller gibi aktif karbon arıtıcı özelliği gösterir. Bu filtrenin de ortalama 5000 litre kapasitesi vardır. 3. aşamada olduğu için 1. ve 2. aşamada kaçabilen partikülleri tutar, bundan dolayı yükü biraz daha hafiftir. 3.aşama olarak piyasadaki ucuz cihazlarda genellikle 1 mikron sediment filtre kullanılır. Eğer sistemde yeraltısuyu kullanılıyorsa 1 mikron filtrenin kullanılması yerinde olacaktır, ancak şebeke suyu kullanılan yerlerde kesinlikle blok karbon filtrenin tercih edilmesi gerekir. 

 

 

 

 

 

Filmtec made in USA membran filtre4.Aşama: Membran filtreReverse osmosis mebran filtresidir. Membran yapısındaki gözenekler oldukça küçüktür. Gerekli basınç altında bu gözeneklerden yalnızca su molekülleri, gazlar ve molekül yapısı çok küçük olan bazı iyonlar geçebilmektedir. Bunların haricindeki tüm mineral, metal, ametal, toxinler membran gözeneklerinden geçemeyip atıksu ile birlikte sistemden uzaklaştırılmaktadır. Bu bakımdan RO cihazlar temiz su üretirken bir miktar atıksu üretirler. Atıksu oranı evsel tip cihazlarda %60-80 olabilmektedir. Yani cihaz 1 litre su üretmek için 2 litre su harcayabilmektedir. Bu atıksu diye tabir ettiğimiz su aslında ön arıtımdan geçmiş bir sudur, su içerisinde bulunan tüm yabancı maddelerin yoğun bir konsantrasyonda olduğu sudur. Su niteliği içilebilir bir su ise bu suyun bahçede kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur.

Post karbon filtre5.Aşama: Post Karbon Filtre: Bu filtre mineral, alkali, antioksidan, detoks (detox), infrared, ultraviyole gibi filtreler kullanılıyorsa son aşama olarak kullanılmalıdır. Hindistan cevizi kabuğundan üretilmiş olup suyu tatlandırıcı bir görevi vardır. Membrandan geçen su metalimsi tatsız bir sudur, su bu filtreden geçince lezzet kazanır içilebilir hoş bir hale gelir. Karbon taneciklerine gümüş iyonu emdirilmiş filtreler aynı zamanda antibakteriyel görevi de görür. Su RO tankında çok uzun zaman beklediği zaman sistemde hava kaçağı olursa bakteri üremesi problemi yaşanabilir. Önlem açısından bu tip bir antibakteriyel filtrenin kullanımı faydalı olacaktır.

 

Ters Osmoz (Reverse Osmosis)

Osmos, binlerce yıldır bilinen doğal bir prosestir ve ro’nun temelini oluşturur. Yaşayan hücre duvarları doğal yarı geçirgen membranlar  dır. Hücre zarı dışında bulunan örneğin; yüksek miktarda su; hücra zarından süzülerek geçer ve zarın iki tarafındaki yoğunluğu ve basıncı eşitlemeye çalışır. Membranın yarı geçirgen doğal yapısı sayesinde suyun geçişi, çözünmüş minerallerin geçişine göre daha kolay olur. Az yoğun çözeltideki su, daha konsantre çözeltiyi seyreltmek ister. İki çözelti arasında konsantrasyon farkı ortaya çıkar ve osmotik basınç farkını belirler. Bu basınç farkından dolayı (2.31 fit su 1 psi’ye eşittir.) 1” kare başına 0.454 kg’lık basınç üniteleri yer değiştirir. Yani; 1000 mg/lt toplam çözünmüş farklılık 1 psi osmotik basınç farkına eşittir. Basınç, osmotik basıncı büyük olan konsantre solüsyona uygulandığı zaman suyun geçişi tersine döner ve ro kurulmuş olur. Membranın suyu geçirmedeki seçiciliği değişmemiştir. Sadece su ışının yönü değişmiştir. Böylece çözünmüş minerallerden suyun ayrıldığı su arıtım tekniği ortaya çıkmış olur.
Tuzun mekanizmasını ve suyun membrandan geçtiğini düşündüğümüzde, tam tuz eliminasyonunun neden olmadığı ve işletim şartlarının arıtımı ne kalitede etkilediği ortaya çıkar. Membranın suyun geçişine izin verirken, tuzları arkada tutması, tuzların çözeltida iyon halinde bulunmasından dolayıdır. Çözeltideki çözünmüş tuzlar katyon (+) veya anyonlar (-) halindedir. İyonlar membrana yaklaştıklarında, kendi doğal yüklerinin yansımasından dolayı reddedilirler. Aynı yükler birbirini iter tıpkı aynı kutupların birbirini itmesi gibi. Yüksüz olan su, membrandan geçerek süzülmüş tarafta yer alır. Katyonlar ve anyonlar çözelti içerisinde dolaşırlar ve bazen birbirleriyle temas edecek kadar yaklaşarak bireysel yüklerini boşaltırlar. Bunlar membrandan rahatlıkla geçerler. Tuzlu su tarafını sürekli durulamak, membranın tıkanmasını engellemek açısından önemlidir. Su, bütün tuzlarını bırakarak membrandan geçtiğinde, tuzlu su konsantrasyonu gitgide artar. Drenaj olmazsa, tuzlu su tarafındaki mineral konsantrasyonu, tuzun çözünmüş limitlerinin üzerine çıkar ve çökelti oluşturarak membran üzerinde tabakalaşır. Tuzlu su tarafındaki aşırı konsantrasyondan kaçınmak amacı ile nüfuz etme hacmi, düşük basınç sisteminde geri alınır. Besleme akımı hacminin, %30-60 oranında korunması ile sağlanır. RO ile arıtılacak sularda en önemli parametre şüphesiz TDS değeridir. TDS bize kullanılan hamsu hakkında net bilgiler vermektedir.

REVERSE OSMOSİS (TERS OSMOZ) CİHAZLARIMIZ

RO Membranlarının Yapıları ;

RO ünitelerinde kullanılan yarı geçirgen membranlar asimetrik yoğunlukta dizilmiş polimer tabakalarıdır. Bunlar çok yoğun ve ince bir bariyer tabakasına sahiptir.(1”/10 milyon inceliğinde) daha büyük gözenekli tabakalarla da desteklenmiştir. Tuz geçişini engellemek ve pratikte yeterli su akış oranını sağlamak için kullanılan madde selüloz asetat olmuştur ve halen de kullanılmaktadır. Örneğin polimerler yalnız kullanılırlar veya ince tabaka kompozit membran adıyla polisülfon ile birlikte kullanılırlar.

RO Operasyonu ;

Bütün ro’ların çalışma prensibi aynıdır. Besleme akımı membrandan geçerken süzülme gerçekleşir ve su membrandan geçerken mineraller dışarı taşınarak atılır.

Düşük Basınçlı Sistemler ;

Düşük basınçlı ro üniteleri genelde besleme basıncının 100 psig’den az olduğu sistemlerdir. Membrandaki basınç farkı azaltılınca su üretimi durur. Alınan tedbir,membrandaki çözünmüş konsantrasyon farkını azaltana kadar tuz geçişi devam edecektir, yüksek TDS suyu membranın süzülmüş tarafında ortaya çıkacaktır. Bu olay TDS krebi olarak tanımlanır.

Yüksek Basınçlı Sistemler ;

100 psig üzerindeki basınç pompalı donanımlar, yüksek basınçlı sistemler olarak sınıflandırılır. Gerçek operasyon basıncı, 100 – 1000 psig arasında değişir. Bu değişim seçilen membrana ve arıtılan suya göre belirlenir. Çoğul membran sistemleri düşünüldüğünde, her modül en az 1, en çok 6 membran içerir ve çapları 2.5 – 8” arasındadır. Süzme kalitesi, kapasite, debi, uzaklaştırma yüzdesi ve iyileştirme ile ilgili özel operasyon istekleri hedefe bağlıdır. Bunlarla ilgili dizayn bilgileri kullanılan membran ve pompa tipleriyle doğrudan alakalıdır.

Verimi Etkileyen Faktörler ;

RO ile elde edilen su kalitesi, membran tipi, operasyon basıncı, pH, hamsu karakteristiği ve sıcaklık gibi pek çok etkene bağlıdır. Ca, Mg ve sülfat gibi 2 değerlikli iyonlar, genel olarak Na ve Cl gibi tek değerli iyonlara göre daha etkili uzaklaştırılır. Bazı maddeler, örneğin borat pH’dan önemli oranda etkilenirler. Genelde yüksek pH’da verim artar.

Basınç ;

RO ’larda operasyon basıncı; besleme suyundaki toplam çözünmüş katılara ve istenen süzme basınç verimine bağlıdır. TDS, sistemin osmotik basıncına karar verir. 100 mg/lt TDS 1 psi’ye karşılık gelir. Besleme, osmotik basınç farkı ile süzme basıncı toplamından büyük olmalıdır. Bu yüzden deniz suyu arıtımı tuzlu suya göre çok daha yüksek basınç ister. Ek olarak basınç farkının artması, süzme kalitesini artırır. Tuz geçişi sabit iken, su basıncı artırılır ve daha yüksek kalitede su elde edilir. RO sistem basıncını artırarak, istenildiği kadar çok su elde edilebileceği düşünülse bile bu doğru değildir. Membran üreticileri max debiye göre, günlük su debisine ve yüzey alanına göre dizayn yaparlar. Bu, konsantrasyon kutuplaşması olarak bilinen, membran yanında mineral yapılmasından dolayıdır. Bundan başka, membranlar zamanla basınçtan dolayı sıkışırlar. Buda, içinden geçen suyun difüzyonunu yavaşlatır ve üretim oranı (debi) azalır.

Sıcaklık ;

Besleme suyu sıcaklığındaki artış, süzme akışını artırır, fakat süzme kalitesini etkilemez. Membran yapısının seçiciliğine bağlı olarak, bu ısı etkisi 1 fahrenheit başına % 1.5-2 olabilir. Sıcaklığın artması yanlızca, membranın özel operasyon maximumunun altında faydalı olur. Bunun üstüne çıkan sıcaklıklarda membran zarar görür.

İyileştirme Yüzdesi ;

Membranın çalıştığı iyileştirme yüzdesi direk olarak süzme kalitesini etkiler. Organikler, pirojenler(ateş), hücreler, virüsler ve bakteriler gibi iyonik olmayan bileşiklerin eliminasyonu filtrasyon prosesidir. Bakteri konsantrasyonunun çok yüksek olduğu durumlarda da süzme akımında bulunabilirler. Membran gözeneklerinden geçerken , buralara yerleştikleri kesin olmamakla birlikte, böyle olabileceği kabul edilir. Dolayısı ile ro öncesi bakteriyolojik arıtım yapılmalıdır.

Membran Ömrünü Etkileyen Faktörler ;

Dizayn performansını ortaya çıkartmak için, süzme kalitesi ve operasyon verimini düşüren faktörler göz önüne alınmalıdır. Alçaltma, inorganik, organik yada mikrobiyolojik üremeden dolayı ortaya çıkan üretimdeki azalmadır. Veya alçalma, membran yüzeyinde geri dönülemez hasarlardan dolayı olan su kalitesindeki düşüş anlamına da gelebilir.

İnorganik Kirlenme ;

En yaygın inorganik kirlenme problemleri, uygun ön arıtımın yapılması ile ortadan kaldırılabilir.

Askıda Katı Maddeler ;

Tipik filtrasyon ihtiyacı, delikli geçiş membranında max 5 micron büyüklük ve spiral sarılı membranlarda da besleme hızına bağlı olarak 25 micron veya daha küçüktür. Bulanıklık genelde 1 NTU dan küçük olarak düşünülür.

Bikarbonat Alkalinitesi ;

Bütün sular kalsiyum bikarbonat içerir ve kalsiyum karbonat formuna dönüşebilir veya en son aşamada çökelti oluşturabilir ve membranı tıkar. Bu problemden kaçınmak için; besleme suyu ya yumuşatılır yada kalsiyum karbonat çökeltisini önlemek amacıyla pH azaltmak için asitle arıtma yapılır. Genelde, küçük ro üniteleri yumuşatma, büyük ünitelerde pH kontrolü kullanır. Membran kalsiyum karbonatla tıkanmışsa, asitle yıkama yolu ile temizlenebilir. Hazırlanmış asitli yıkama aparatları, genel olarak sitrik asit veya fosforik asit ile yapılır.

Kalsiyum Sülfat ;

Kalsiyum sülfat suda sınırlı çözünürlükte bulunur. Eğer suda bulunuyorsa, besleme suyu, süzülme ile tuzlu su bölümünden geçerken, konsantrasyonu artar ve çökelti oluşturarak membranı tıkar. Besleme suyunun ön yumuşatma ünitesinden geçirilmesi veya antisikalantlarla arıtımı yapılır. Kalsiyum sülfatla tıkanan membranlar, asitle arıtılarak temizlenebilir. Kalsıyum sülfatı asitle uzaklaştırmak, kalsiyumkarbonata göre daha zordur.

Demir, Manganez, Silikat ve Kolloidal Madde ;

Sudaki çözünmüş demir hava ile temas ettiğinde demirhidroksit ve/veya demiroksit oluşturacak şekilde okside olur veya çökelir. Bu jelatinimsi bir çökeltidir ve membranı tıkar. Eğer demir miktarı 0.05 – 0.5 mg/lt arasında ise önarıtımla uzaklaştırılmalıdır. Demir tıkanması, korozyon ürünlerinden dolayı olabilir. Manganez, silikat, alüminyum ve kolloidal maddelerden kaynaklanan problemler de demir ile aynıdır.

Organik Kirlenme ;

Membran organik maddelerden dolayı tıkanırsa, deterjanla veya kostik soda ile temizlenebilir. TFC membranlarının, selülozik membranlara göre daha geniş pH aralığı toleransına sahip olduğundan, kolay temizlenebilir oldukları düşünülür.

Mikrobiyolojik Kirlenme ;

Selüloz asetat membranları mikrobiyolojik üremeyi desteklerken, poliamid tipi membranlar desteklemez. Her ikiside mikrobiyolojik kirlenme problemi ile karşılaşabilir. Selüloz asetat membranları, besleme suyunun klorlanması ile, bu kirlenmeden uzak tutulur. Poliamid membranları klorun oksidatif özelliğini tolare edemez. klorlanmış besleme suyu, sisteme girmeden önce arıtılmalıdır.

Oksidasyon ;

Öncelikle TFC membranları ile ilgilidir ve klora karşı dayanım olduğu zaman düşünülür. Bununla birlikte her oksiden aynı etkiye sahip değildir. Membran aşırı okside edici kimyasala maruz bırakılırsa sistem çöker ve kabul edilemez tuz geçişleri ortaya çıkar.

Hidroliz ;

Selülozik membranları ilgilendirir ve TFC’lerin oksidasyonu ile paralellik taşır. Aynı şekilde hidroliz ile sistem zarar görebilir ve aşırı tuz geçişi ortaya çıkar. Buda oksidasyonda olduğu gibi geri dönülemez bir zarardır. Membranın beslediği suyun pH’ı arttıkça, hidroliz daha çabuk ortaya çıkar. Genelde pH max 8 – 8.5 ile sınırlandırılır.

Polarizasyon (Kutuplaşma) ;

Membran, mineral konsantrasyonu çok farklı olan durgun iki çözeltiyi yanyana bulundurur. Bu konsantrasyon polarizasyonu olarak adlandırılır ve membran tipi için yapılan max süzme akışı ile membran üreticisi tarafından düzenlenir. Membran süzmesi, polarizasyon ne kadar çok sürerse o kadar çok olur.

Drenaj Bağlantısı ;

RO sistemi, besleme ve drenaj suyu arasındaki potansiyel geçiş bağlantısını temsil eder ve bu yüzden uygun drenaj bağlantısı, su besleme hattına hastalık yapıcı bakterilerin geçişini engelleyecek şekilde yapılmalıdır.

Yapı Malzemeleri ;

 

Modüller 200 psig’de çalışır ve tamamıyla plastik malzemedendirler. Plastik malzemenin sıcaklık limitleri, membranın sıcaklık limitlerini geçer. 400 psig ve üzerindeki çalışmada, bazı bölümler 304 paslanmaz çelikten, bronzdan veya pirinçten yapılır.

Evsel Su Arıtma

Evsel su arıtma cihazları genellikle içme amaçlı olarak kullanılan su arıtma cihazları olarak tanımlanmaktadır. Bu amaçla piyasada çok çeşitli ürün bulabilmek mümkündür. Evsel su arıtma cihazlarının fiyatları çok çeşitlilik gösterebilmektedir. Evsel su arıtma cihazlarını öncelikle tezgahaltı ve tezgahüstü olmak üzere iki grupta sınıflandırabiliriz. Tezgahaltı cihazlar genellikle mutfaktaki evyenin bulunduğu banko altındaki dolaba yerleştirilmektedir. Buradaki yarım parmak temiz su hattından cihaza hat alınır ve atık su gideri de lavabo pis su giderinin bulunduğu hatta bağlanır. Tezgahaltı cihazlar ilk başlarda çok yer kaplamasıyla şikayet edildiyse de son zamanda çıkan kompakt cihazlar sayesinde bu yer kaplama sorunu ortadan kalkmıştır.

tezgahaltı su arıtma cihazı montajı

Cihazın kendine ait bir musluğu vardır, bu musluk banko delinmek suretiyle tezgahüstüne yerleştirilir. Cihazların montajı oldukça basittir, kullanım kılavuzundaki yönergeler izlenerek rahatlıkla montajı yapılabilir. Montaj için matkap, ingiliz anahtarı gibi aletlerin kullanılması gerekmektedir. En sık kullanılan tezgahaltı cihazlar 5 filtreli reverse osmosis (RO, ters osmoz) sistemleridir. 6. filtre olarak alkali filtrelerin kullanıldığı sistemler de vardır ve kesinlikle alkali filtreli ya da mineral filtreli sistemlerin kullanılmasını tavsiye etmekteyiz. RO sistemler sudaki arsenik gibi zararlı maddeleri alırken vücudumuz için faydalı olan mineralleri de sudan almaktadır. Su saflaştırıcı bir sistem olan RO’nun arıtmanın yanında bu özelliği bir dezavantaj teşkil etmektedir. Minerallerden yoksun bir suyun ph seviyesi de düşük olup asidik özellik içermektedir. Asidik su sağlıklı beslenme adına uyguladığımız diyete uygun değildir. Zaten beslenme tarzımız asidik tarafa daha yatkın olduğundan tüketilen içeceklerde alkali özelliklerin yoğun olması aranmalıdır. Alkali su diyetimiz için uygun olup sağlık açısından son derece faydalı olmaktadır. Su 5 filtreden geçip temizlendikten sonra 6. filtreden geçip vücuda yararlı olan minerallerin takviyesiyle alkali özellik kazanmaktadır. Cihaz musluğunu açtığınız zaman içilebilir hoş, taze ve sağlıklı bir alkali su üretmiş olursunuz.